Tarımda bazen bir gecelik soğuk, aylarca verilen emeği yok edebiliyor. Çiftçi tarlasını ekiyor, bakımını yapıyor, gübresini atıyor, sulamasını yapıyor. Aylar boyunca ürününün başında bekliyor. Tam hasat zamanı yaklaşırken meydana gelen bir don, dolu ya da aşırı yağış ise bütün bu emeği bir anda tehlikeye atabiliyor.
Geçtiğimiz yıl Mihalıççık’ta kiraz üreticilerimizin yaşadığı don olayını hepimiz hatırlıyoruz. Baharın gelmesiyle birlikte ağaçlar çiçek açmış, üreticiler hasat için umutlanmıştı. Ancak yaşanan don, özellikle kiraz üreticilerini ciddi anlamda etkilemişti. O günlerde bir kez daha gördük ki tarımda sadece üretmek yetmiyor. Üreticiyi, ürününü tehdit eden risklere karşı zamanında uyarmak da büyük önem taşıyor.
Büyükşehir Belediyesi’nin hayata geçirdiği Tarımsal Tahmin ve Erken Uyarı Sistemi tam da bu noktada önemli bir adım. Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin seçim vaatleri arasında da yer alan projenin pilot uygulaması Sarıcakaya, Alpu ve Çifteler’de başladı. Meteorolojik istasyonlar ve kameralar aracılığıyla hava durumu, yağış, rüzgâr, dolu riski, toprak nemi ve sıcaklığı gibi üretici açısından kritik veriler anlık olarak takip ediliyor.
Asıl önemli olan ise bu verilerin sadece toplanıp bir ekranda kalmaması. Ziraat mühendisleri tarafından istasyonlardan alınan veriler ve kamera görüntüleri günlük olarak kontrol ediliyor. Hastalık ve zararlı oluşumuna ilişkin riskler değerlendiriliyor. Bir tehlike tespit edildiğinde ise üreticiye sade ve anlaşılır mesajlarla bilgi veriliyor. Yani çiftçiye sadece “hava soğuyacak” denilmiyor. Gerektiğinde neye karşı önlem alması gerektiği de anlatılıyor.
Bu, tarım açısından son derece değerli. Çünkü doğru zamanda yapılan bir ilaçlama, sulama veya gübreleme üreticinin hem maliyetini azaltabilir hem de verimliliğini artırabilir. Daha da önemlisi, don, dolu, aşırı yağış ya da hastalık gibi risklere karşı birkaç saatlik veya birkaç günlük erken uyarı bile ciddi ürün kayıplarının önüne geçebilir.
Bugün iklim koşullarının her geçen yıl daha öngörülemez hale geldiğini görüyoruz. Mevsimler değişiyor, sıcaklıklar kısa süre içerisinde büyük farklılıklar gösterebiliyor. Dolayısıyla geçmişte alıştığımız üretim yöntemleri kadar teknolojiden yararlanmak da artık bir zorunluluk haline geliyor.
Çiftçinin gökyüzünü takip etmesi elbette önemli. Ama artık gökyüzünü teknolojiyle birlikte takip etmek gerekiyor. Üreticilerden gelen ilk değerlendirmeler de sistemin ne kadar gerekli olduğunu gösteriyor. Özellikle gübreleme, sulama ve ilaçlama zamanlamasında yaşanan tereddütlerin erken uyarı mesajları ve mobil uygulama sayesinde azalması önemli. Eskişehir’in tarım potansiyelini düşündüğümüzde bu sistemin pilot uygulamayla sınırlı kalmaması da ayrıca önemli.
Sarıcakaya, Alpu ve Çifteler’de başlayan uygulamanın zaman içerisinde diğer kırsal ilçelere de yayılması gerekiyor. Çünkü Eskişehir’in her ilçesinde farklı ürünler yetiştiriliyor ve her bölgenin kendine özgü üretim koşulları bulunuyor. Çiftçinin ihtiyacı olan şey aslında çok net.
Emeğinin karşılığını alabilmek. Bunun için de üretim maliyetlerinin düşürülmesi, sulama imkanlarının geliştirilmesi, doğru tarım tekniklerinin yaygınlaştırılması kadar, doğal afetlere ve hastalıklara karşı önceden önlem alınabilmesi de gerekiyor.
Mihalıççık’ta geçen yıl yaşanan don olayından gerekli dersleri çıkarmalıyız. Bir daha aynı zararı yaşamamak için elimizdeki teknolojiyi üreticimizin hizmetine sunmalıyız. Tarımsal Tahmin ve Erken Uyarı Sistemi bu açıdan sadece bir belediye projesi olarak görülmemeli. Bu, çiftçinin emeğini koruyan, ürün kaybını azaltmayı hedefleyen ve Eskişehir tarımının geleceğine yapılan bir yatırım. Çünkü çiftçinin tarlasında verdiği mücadele, aslında hepimizin sofrasına uzanan bir mücadele. O emeği koruyabilirsek, sadece çiftçiyi değil, şehrimizin ve ülkemizin tarımsal geleceğini de korumuş oluruz.