Bazı meslekler vardır, insanlar işe giderken neyle karşılaşacağını bilir. Bazı mesleklerde ise telefonun çalmasıyla birlikte hayatın bambaşka bir gerçeğinin içine girilir. Bir yangın ihbarı gelir. Dakikalar, hatta saniyeler önemlidir. İtfaiye aracı sirenlerini açar ve yola çıkar. O sırada herkes yangından uzaklaşmaya çalışırken, birileri tam tersine alevlere doğru ilerlemektedir. İşte itfaiyecilik biraz da böyle bir meslektir. Başkalarının kaçtığı yere, insan hayatını kurtarmak için girmek… Belki de bu nedenle itfaiyecilik yalnızca bir meslek değil, büyük bir sorumluluk ve fedakârlık hikâyesidir.
Bu hafta, çoğu zaman gözümüzün önünde olmayan ancak ihtiyaç duyduğumuz anda hayatımızın en önemli kahramanlarından biri hâline gelen itfaiyecilerimizi hatırlamak için önemli bir fırsat. Çünkü itfaiyeciyi yalnızca yükselen alevlerin arasında görmüyoruz. Bir trafik kazasında sıkışan vatandaşın yardımına koşarken, mahsur kalan bir hayvanı kurtarırken, su baskınlarında, doğal afetlerde ve farklı acil durumlarda da onların mücadelesine tanık oluyoruz. Kısacası itfaiyecinin görevi yalnızca ateşle mücadele etmek değil.
Canı korumak.
İnsanın canını, hayvanın canını, bazen bir ağacı, bazen bir evin içindeki küçücük bir hatırayı…
Bir yangın çıktığında bizim için zaman durur. Evimizin içinde yıllardır biriktirdiğimiz eşyalar, fotoğraflar, anılar bir anda tehlikeye girer. O anda insanın aklına ilk gelen şey çoğu zaman maddi kayıplar değildir.
“İçeride biri var mı?”
“Çocuklar nerede?”
“Evcil hayvanımız içeride kaldı mı?”
İşte itfaiyeciler, bu soruların cevabını bulmak için alevlerin arasına girer.
Bazen yoğun dumanın içine… Bazen yüksek bir binanın üst katına… Bazen de herkesin çaresizce beklediği bir enkazın yanına… Onların yaptığı işin değerini belki de en iyi, hayatının en zor anında yardım bekleyen insan anlayabilir.
İtfaiyecilikte cesaret elbette çok önemlidir. Ama yalnızca cesaret yetmez. Eğitim, tecrübe, disiplin, ekip çalışması ve doğru zamanda doğru müdahale de bu mesleğin vazgeçilmez parçalarıdır. Bir itfaiyeci olay yerine tek başına gitmez. Arkasında bir ekip vardır. Herkesin görevini doğru yaptığı, saniyelerin hesaplandığı, küçük bir hatanın büyük sonuçlara yol açabileceği bir çalışma düzeni vardır. Bu nedenle bir itfaiye aracının sirenini duyduğumuzda yalnızca bir aracın geçişini değil, bir ekibin bir başka insanın hayatına yetişme çabasını da düşünmek gerekir. Bir de işin bizim tarafı var. Yani yangın çıkmadan önce yapabileceklerimiz… Çünkü itfaiyecilerin başarısı kadar yangınların önlenmesi de önemlidir. Evimizde elektrik tesisatına dikkat etmek, prizleri aşırı yüklememek, ocak ve ısıtıcıları kontrolsüz bırakmamak, çocukları ateşten uzak tutmak, ormanlık alanlarda ateş konusunda son derece dikkatli olmak… Bunların her biri küçük gibi görünen ama büyük sonuçları olan önlemler. Özellikle yaz aylarında orman yangınlarıyla birlikte gördüğümüz manzaralar bize bir gerçeği tekrar tekrar hatırlatıyor:
Yangını söndürmek kadar yangını çıkarmamak da bizim sorumluluğumuz. Bir izmarit, kontrolsüz bırakılmış bir ateş, ihmal edilmiş bir elektrik bağlantısı… Bazen küçücük bir dikkatsizlik, saatlerce hatta günlerce sürecek büyük bir mücadeleye dönüşebiliyor. İtfaiyecilik Haftası bu nedenle yalnızca itfaiyecilerimize teşekkür ettiğimiz bir hafta olmamalı. Aynı zamanda yangın konusunda bilinçlendiğimiz, acil durumlarda nasıl davranmamız gerektiğini öğrendiğimiz ve kendi sorumluluğumuzu hatırladığımız bir hafta olmalı. Çünkü afet ve yangınlarla mücadele yalnızca görevli kurumların işi değildir. Toplum olarak bilinçli olmak, tehlikeyi önceden fark etmek ve gerekli tedbirleri almak da bu mücadelenin önemli bir parçasıdır. Ve bazen bir itfaiye aracının sirenini duyduğumuzda yol vermek kadar basit bir davranışın bile ne kadar önemli olduğunu unutmamalıyız.
Çünkü o araç belki bir eve…
Belki bir çocuğa…
Belki bir yaşlıya…
Belki de çaresizce yardım bekleyen bir canlının hayatına yetişmeye çalışıyordur.
Biz birkaç dakikamızı kaybetmeyelim diye değil, *bir başkasının hayatından birkaç dakikanın çalınmaması için* yol vermeliyiz.
Bu vesileyle gece gündüz demeden görev yapan, yangınların, kazaların, afetlerin ve acil durumların ortasında insanların yardımına koşan tüm itfaiyecilerimize teşekkür ediyorum. Görev başında hayatını kaybeden itfaiyecilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Görevini bugün sürdüren tüm itfaiyecilerimize sağlık, güç ve kolaylık diliyorum. Onlar alevlerin karşısında duruyor. Bizim görevimiz ise onların karşısında değil, yanında durmak. Çünkü bazı mesleklerin değeri, başımıza bir şey geldiğinde değil, başımıza bir şey gelmeden önce anlaşılmalı.