Eskişehir denince akla gelen ilk düşüncelerden biri öğrenci kenti olması. Üç üniversitesi, on binlerce öğrencisi ve genç nüfusuyla Eskişehir, aslında Türkiye’nin önemli bir gençlik merkezlerinden biri. Ancak öğrenci kenti olmak sadece üniversitelerin ve öğrencilerin çok olmasıyla sınırlı değil. Bence bunun yanında gençlere fırsat sunabilmek, onların fikirlerini hayata geçirebilmelerine imkan sağlamak da gerekiyor.
Eskişehir Ticaret Odası tarafından hayata geçirilen “Kampüsten Ticarete” projesi dikkat çekiyor. Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi öğrencilerinin iş fikirlerini hayata geçirmelerini amaçlayan proje, bana göre öğrenci kenti Eskişehir’e yakışan önemli çalışmalardan biri.
Çünkü üniversitede okuyan bir gencin sadece mezun olup iş aramasını beklemek yerine, daha öğrenciyken kendi fikrini geliştirmesine, kendi markasını oluşturmasına ve girişimcilik konusunda deneyim kazanmasına destek olmak çok değerli. Belki bugün bir öğrencinin kafasında sadece bir fikir olarak duran proje, yarın bir şirketin, bir markanın hatta çok daha büyük bir girişimin temelini oluşturabilir.
“Kampüsten Ticarete” projesinde dereceye giren gençlere 400 bin TL’ye kadar maddi destek verilmesi, mentörlük hizmeti sunulması ve ücretsiz ofis imkanı sağlanması da bu açıdan önemli. Çünkü bir iş fikrinin sadece iyi olması yetmiyor. Onu hayata geçirmek için maddi imkan, doğru yönlendirme, tecrübe ve çalışma alanı da gerekiyor. Gençlerin çoğu belki de tam bu noktada desteğe ihtiyaç duyuyor.
Burada asıl önemli olanın sadece yarışmanın kazananları olmadığını düşünüyorum. Bu tür projelerin gençlere “Senin de bir fikrin olabilir ve bunu hayata geçirebilirsin” mesajı vermesi çok kıymetli. Üniversite sıralarında oturan bir gencin geleceğini yalnızca bir iş ilanına başvurarak değil, kendi işini kurarak da şekillendirebileceğini görmesi gerekiyor.
Türkiye’nin genç ve nitelikli bir nüfusu var. Bu gençleri sadece mezuniyet sonrasında istihdam etmeye çalışmak yerine, üniversite yıllarından itibaren girişimciliğe yönlendirmek gerekiyor. Elbette herkes girişimci olmak zorunda değil. Ancak girişimcilik konusunda gençlere fırsat sunmak, fikirlerini denemelerine imkan tanımak ve başarısız olduklarında yeniden deneyebilecekleri bir ortam oluşturmak ülkemiz açısından önemli.
Üstelik genç girişimcilerin desteklenmesi sadece o gencin geleceğine yapılan bir yatırım da değil. Yeni bir işletme demek, zamanla yeni istihdam alanları demek. Yeni bir marka demek, şehrin ekonomik hayatına yeni bir değer katılması demek. Bugün küçük bir fikir olarak ortaya çıkan bir girişimin yarın Eskişehir’den Türkiye’ye, hatta dünyaya açılması hiç de uzak bir ihtimal değil.
Eskişehir’in de burada önemli bir avantajı var. Üç üniversitesiyle genç ve dinamik bir nüfusa sahibiz. Akademik bilgiyle iş dünyasının tecrübesini bir araya getirebildiğimiz ölçüde bundan hem gençler hem de şehir kazanacaktır. “Kampüsten Ticarete” gibi projelerin de tam olarak bu köprüyü kurması açısından değerli olduğunu düşünüyorum.
Benzer çalışmaların sadece bir proje olarak kalmaması, sayılarının artması gerekiyor. Üniversiteler, odalar, belediyeler, iş dünyası ve diğer kurumlar gençlerin önünü açacak daha fazla çalışma ortaya koymalı. Çünkü gençlere güvenmek, onların fikirlerine alan açmak ve gerektiğinde o ilk adımı atabilmeleri için yanlarında olmak geleceğe yapılan en önemli yatırımlardan biri.
Eskişehir öğrenci kenti. Bunu yıllardır söylüyoruz. Ama artık bunun içini de doldurmak gerekiyor. Öğrencilerin sadece ders gördüğü değil, fikir ürettiği, girişim yaptığı, marka kurduğu ve şehirden aldığı destekle Türkiye’ye değer kattığı bir Eskişehir hayal etmek gerekiyor.
“Kampüsten Ticarete” bu açıdan güzel bir örnek. Umarım bu tür destekler daha da artar, daha fazla genç kendi fikrinin peşinden gitme cesareti bulur. Çünkü Türkiye’nin gençlerini kazanmanın yollarından biri de onlara sadece gelecekten bahsetmek değil, kendi geleceklerini kurabilecekleri imkanları bugünden sunmak.