Eskişehir son yıllarda festivaller konusunda gerçekten önemli bir noktaya geldi. Şehrin farklı noktalarında yılın neredeyse her döneminde bir etkinlik, bir festival, bir konser düzenleniyor. Bu durum hem Eskişehir’in sosyal hayatına renk katıyor hem de şehir dışından insanların kente gelmesine, esnafın hareketlenmesine ve şehrin tanıtımına katkı sağlıyor. Ama burada önemli bir ayrıntıyı gözden kaçırmamak gerekiyor. Eskişehir’in festivaller şehri olması, düzenlenen her festivalin mutlaka büyük ilgi göreceği anlamına gelmiyor.

Geçtiğimiz günlerde yaşanan Food Vibe Fest de bu açıdan hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir örnek oldu. Sanatçıların organizasyon firmasının sorumluluklarını yerine getirmediğini belirterek konserlerini iptal etmesiyle başlayan süreç, festival alanında stant açan esnaf açısından da ciddi bir mağduriyete dönüştü. Türkiye'nin farklı şehirlerinden Eskişehir'e gelen, günler öncesinden hazırlık yapan, ürünlerini getiren, yol ve konaklama masrafı yapan insanların festival tamamlanmadan ortada kalması elbette üzücü.

Üstelik anlatılanlara göre mesele yalnızca sanatçıların sahne almamasıyla da sınırlı değil. Elektrik konusunda yaşanan sıkıntılar, jeneratör sorunları, ürünlerin bozulması, beklenen katılımın gerçekleşmemesi ve stant sahiplerinin yaptıkları harcamaları karşılayamaması gibi pek çok problemden söz ediliyor.

Bunların tamamı elbette hukuki süreç içerisinde değerlendirilecektir. Burada kimin ne kadar sorumluluğu olduğunu, kimlerin neyi yerine getirip getirmediğini söylemek bize düşmez. Zaten bu konunun muhatapları da gerekli açıklamaları yapacak, varsa mağduriyetler de ilgili merciler tarafından değerlendirilecektir. Ancak dışarıdan baktığımızda görünen başka bir gerçek var. Bence burada ciddi bir planlama hatası ihtimali üzerinde durmak gerekiyor.

Çünkü festival düzenlemek, birkaç sanatçıyla anlaşmak, afiş hazırlamak ve “nasıl olsa insanlar gelir” demek kadar kolay bir iş değil. Hele hele “3-4 sanatçı getiririm, günlük 10 bin bilet satarım, organizasyonun parasını çıkarırım” şeklinde düşünülebilecek kadar basit hiç değil. Bir festivalin tarihi, konsepti, hedef kitlesi, şehirde aynı dönemde düzenlenen diğer etkinlikler, sanatçıların gerçekten katılıp katılmayacağı, tanıtım süreci, bilet politikası, alanın kapasitesi, güvenlik, elektrik, altyapı, esnaf ve stant planlaması gibi onlarca başlığın aynı anda düşünülmesi gerekiyor.

Üstelik Eskişehir gibi etkinlik konusunda artık ciddi bir marka değeri oluşturmaya başlayan bir şehirde bunların daha da dikkatli yapılması gerektiğini düşünüyorum. Burada dikkatimi çeken konulardan biri de festival tarihleri. Söz konusu etkinliğin hemen yaklaşık 10 gün sonrasında yine benzer bir konsepte sahip Gastro Fest düzenleniyor. Üstelik daha önce gerçekleştirilmiş, insanların bildiği ve zaman içerisinde geleneksel hale gelmeye aday bir organizasyondan söz ediyoruz.

Dolayısıyla Eskişehirlilerin tercihlerini Gastro Fest'ten yana kullanmış olabileceğini düşünüyorum. Elbette tek nedenin bu olduğunu söylemek mümkün değil. Festivalin yeterince duyurulamamış olması, tanıtım çalışmalarına geç başlanması, tarih seçiminin doğru yapılamaması, sanatçıların katılımının beklenen ilgiyi oluşturamaması ya da organizasyonun genel planlamasındaki eksiklikler de etkili olmuş olabilir. Bunların hepsi ayrıca değerlendirilmesi gereken konular.

Çünkü bir organizasyona şehir dışından onlarca esnaf geliyor. İnsanlar sadece stant ücretini ödemiyor. Yol parası veriyor, konaklıyor, ürün getiriyor, personel ayarlıyor ve günlerce burada kalıyor. Dolayısıyla festivalin beklenen ilgiyi görmemesi yalnızca organizatörün zarar etmesi anlamına gelmiyor. Festival alanında yer alan herkes bundan etkileniyor.

Bu nedenle festivaller konusunda biraz daha gerçekçi olmak gerekiyor. Bir organizasyon düzenliyorsanız önce “Bu festivali gerçekten yapabilir miyim?” sorusunu sormak, ardından “Kaç kişi gelir?” hesabını yapmak gerekiyor. Beklenen rakam gerçekleşmediğinde ne olacağını, sanatçılardan biri gelmediğinde organizasyonun nasıl devam edeceğini, bilet satışları beklentinin altında kalırsa esnafın nasıl korunacağını da en başından planlamak gerekiyor.

Çünkü festival dediğimiz şey yalnızca sahne ve sanatçıdan ibaret değil. Orada emeği olan onlarca, belki yüzlerce insan var. Bu nedenle yaşananlardan dolayı hem organizasyonu gerçekleştirenlere hem de festival için Eskişehir'e gelen ve mağdur olduğunu belirten esnafa geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Umarım yaşanan bu olay bundan sonraki festivaller için önemli bir ders olur. Çünkü Eskişehir'in festivaller şehri olma yolundaki adımlarını küçümsememek gerekiyor. Bugün şehirde onlarca farklı festivalin yapılabiliyor olması önemli bir kazanım. Bu kazanımın sürdürülebilmesi için de organizasyonların yalnızca yapılması değil, doğru planlanması gerekiyor.

Bir festivalin başarısı sadece sahneye çıkan sanatçıların isimleriyle ölçülmemeli. O festivalin sonunda vatandaş memnun mu, esnaf memnun mu, organizasyon sorunsuz tamamlandı mı, şehir bundan olumlu bir şekilde etkilendi mi? Asıl bakılması gereken biraz da bunlar.

Eskişehir festivaller konusunda büyümeye devam edecekse, bundan sonra belki de daha az sayıda ama daha planlı, daha güçlü ve sürdürülebilir organizasyonlar üzerine düşünmek gerekiyor. Yaşanan bu son olayın da Eskişehir'in festivaller şehri olma yolundaki güzel adımlarına zarar vermemesini diliyorum. Çünkü bir organizasyonda yaşanan sorun, bütün festivalleri gölgelememeli. Tam tersine, yaşananlardan ders çıkarıp bundan sonraki organizasyonları daha sağlam hale getirmeliyiz.