Eskişehir’de son günlerde farklı bir hareketlilik var. Porsuk’un iki yakası, sokaklar, meydanlar, köprüler ve caddeler hiç olmadığı kadar renkli. Müzik var, tiyatro var, dans var, farklı kültürler var. Ama bence bütün bunlardan daha önemlisi, Eskişehir’in kendi sınırlarını aşan bir festival heyecanı var.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Uluslararası Eskişehir Porsuk Festivali daha ilk yılında bunu başarmış görünüyor. Henüz yolun başında olmasına rağmen festival yalnızca Eskişehirlilerin ilgi gösterdiği bir organizasyon olmaktan çıkmış durumda. Ankara’dan, Sakarya’dan ve çevre illerden festivale gelerek bu coşkuya ortak olan vatandaşların olması bunun en güzel göstergesi.

Aslında bir kentin festivali ne kadar başarılı, bunu sadece o kentte yaşayanların ilgisiyle ölçmemek gerekiyor. Başka şehirlerden insanlar sırf o etkinlik için yola çıkıyorsa, o organizasyon artık kent sınırlarını aşmaya başlamış demektir. Porsuk Festivali’nde de tam olarak böyle bir tablo ortaya çıkıyor.

Üstelik bunun yalnızca kültür ve sanat açısından değerlendirilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü festival aynı zamanda Eskişehir’in turizmine de doğrudan katkı sağlıyor. Şehir dışından gelen her ziyaretçi; bir otelde konaklıyor, bir restoranda yemek yiyor, kafelerde vakit geçiriyor, çarşıyı geziyor, alışveriş yapıyor. Yani festival alanında başlayan hareketlilik, şehrin ekonomisine de yayılıyor.

Eskişehir zaten kültür, sanat ve turizm açısından önemli bir şehir. Ancak sahip olduğumuz değerleri sürekli aynı şekilde anlatmak yerine, yeni hikâyeler üretmemiz gerekiyor. Porsuk da bu hikâyelerin başında geliyor. Şehrin tam merkezinden geçen, Eskişehir denildiğinde akla gelen en önemli değerlerden biri olan Porsuk’u sanatla, müzikle ve uluslararası kültürlerle buluşturmak oldukça doğru bir fikir.

Festivalin ikinci gününde Porsuk kıyısında Bulgaristan’dan, Kosova’dan, Kuzey Makedonya’dan gelen ekiplerin gösterilerini izlemek; gondolda müzik dinlemek, tiyatro gösterilerine katılmak ve farklı ülkelerden sanatçıların performanslarını görmek aslında Eskişehir’in nasıl bir kültür şehri olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Bir de işin başka bir tarafı var. Festival için Eskişehir’e gelen insanlar sadece etkinlik alanında kalmıyor. Şehri görüyor, Porsuk’u görüyor, Adalar’ı görüyor, Eskişehir’in sokaklarında dolaşıyor. Belki daha önce hiç gelmediği bir mekâna gidiyor, daha önce tatmadığı bir yemeği tadıyor. Belki de festival bittikten sonra yeniden Eskişehir’e gelmek için bir neden buluyor.

Kent turizmi açısından asıl değer de burada ortaya çıkıyor. İlk yılında çevre illerden ziyaretçi çekebilen bir festivalin, önümüzdeki yıllarda çok daha geniş bir kitleye ulaşma ihtimali yüksek. Yeter ki bu organizasyon sürdürülsün, geliştirilsin ve her yıl üzerine yeni bir şey konulsun.

Bence Porsuk Festivali’ne sadece birkaç günlük bir etkinlik olarak bakmamak gerekiyor. Bu festival, Eskişehir’in marka değerine yapılmış uzun vadeli bir yatırım olarak görülmeli.

Çünkü artık şehirler sadece tarihiyle, doğal güzellikleriyle ya da sahip oldukları yapılarla değil, ürettikleri etkinliklerle de ziyaretçi çekiyor. İnsanlara “Bu şehre neden gitmeliyim?” sorusunun cevabını verebilen kentler öne çıkıyor.

Eskişehir’in bu soruya verebileceği cevaplardan biri de Porsuk Festivali olabilir. Daha ilk yılında çevre illerden insanları Eskişehir’e getiren, Porsuk’u uluslararası kültürlerle buluşturan ve kentin sokaklarına canlılık kazandıran bu organizasyonun önümüzdeki yıllarda daha da büyümesini diliyorum.

Çünkü Porsuk’un etrafında yalnızca bir festival düzenlemiyoruz. Aslında Eskişehir’i anlatıyoruz. Şehrin kültürünü, sanatını, yaşam biçimini ve güzelliklerini başka kentlerden gelen insanlarla buluşturuyoruz. Ve en önemlisi, Eskişehir’in sesini Porsuk’un kıyılarından çok daha uzaklara taşıyoruz.