6 Şubat depremlerinin üzerinden zaman geçti. Ancak o gün yaşananları unutmak mümkün değil. Sabah saatlerinde gelen haberlerle birlikte hepimiz televizyonların karşısına geçtik. Birbiri ardına yıkılan binalar, enkaz altında kalan insanlar, yakınlarını arayan aileler, soğukta bekleyen binlerce vatandaş... 6 Şubat, Türkiye’nin hafızasında çok ağır bir acı olarak yer etti. Aradan geçen zaman yaraları bir miktar sarsa da kaybedilen insanların acısını ortadan kaldırmadı. Deprem bölgelerinde hayatın yeniden kurulması ise uzun yıllar sürecek bir mücadele olacak.
İşte böyle bir süreçte Eskişehir ile Adıyaman arasında kurulan dayanışma çok kıymetli. Çünkü dayanışma sadece depremin hemen ardından yardım göndermekten ibaret değil. Asıl önemli olan, günler ve aylar geçtikten sonra da oradaki insanları unutmamak. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin Adıyaman’da hayata geçirdiği Eskişehir Parkı da bu anlayışın güzel bir örneği olarak karşımıza çıkıyor.
Adıyaman Yeni Mahalle’de 15 bin 200 metrekarelik alanda hayata geçirilen park, aslında sadece bir park değil. Çocukların oyun oynayabileceği, gençlerin spor yapabileceği, vatandaşların yürüyüş yapabileceği, ailelerin oturup sohbet edebileceği bir yaşam alanı oluşturulmuş. İçerisinde çocuk oyun alanları, açık hava fitness alanı, basketbol sahası, yürüyüş yolları, çay bahçesi ve kafeterya alanı ile süs havuzu bulunuyor. Yani deprem sonrasında yeniden ayağa kalkmaya çalışan bir şehre, günlük hayatın içerisinde kullanılacak kalıcı bir alan kazandırılıyor.
Bunun benim açımdan en anlamlı tarafı ise parkın ismi. Eskişehir Parkı... Adıyaman’da yaşayan bir çocuk bu parkta oynayacak, bir aile burada oturacak, insanlar burada spor yapacak. Belki yıllar sonra buradan geçen birisi bu parkın neden Eskişehir ismini taşıdığını merak edecek. İşte o zaman dayanışmanın anlamı bir kez daha ortaya çıkacak. Çünkü Eskişehir’in adı, bir başka şehrin yaralarının sarıldığı yerde yaşamaya devam edecek.
Bence şehirlerin birbirine bırakabileceği en güzel miraslardan biri de budur. Sadece bir yardım kolisi göndermek değil, sadece bir süreliğine destek olmak değil; orada kalıcı bir iz bırakmak. Eskişehir Parkı da bu anlamda çok değerli. Çünkü dayanışmayı görünür hale getiriyor. Eskişehir’in Adıyaman’a uzattığı el, şimdi 15 bin 200 metrekarelik bir yaşam alanında somut bir esere dönüşmüş durumda.
Ancak 6 Şubat bize sadece dayanışmanın önemini göstermedi. Aynı zamanda deprem gerçeğiyle yüzleşmemiz gerektiğini de bir kez daha hatırlattı. Bugün deprem bölgesinde yaşananları konuşurken kendi şehirlerimizi de düşünmek zorundayız. Eskişehir’in de özellikle eski yapı stoku konusunda daha hızlı hareket etmesi gerektiğini düşünüyorum. Kentsel dönüşümü yalnızca binaların yenilenmesi olarak görmemek gerekiyor. Burada konu doğrudan insan hayatı.
Deprem olduktan sonra ne yapacağımızı konuşmak yerine, deprem olmadan önce ne yapacağımızı konuşmalıyız. Riskli yapıların tespit edilmesi, vatandaşların mağdur edilmeden dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması ve şehirlerimizin daha güvenli hale getirilmesi artık ertelenebilecek meseleler değil. Elimizi çabuk tutmamız gerekiyor. Çünkü depremi ne zaman yaşayacağımızı bilmiyoruz ama hazırlıklı olup olmayacağımıza bugün karar verebiliriz.
Eskişehir’in Adıyaman’da ortaya koyduğu dayanışma bize aslında önemli bir mesaj da veriyor. Bir şehir isterse başka bir şehrin yarasına merhem olabilir. Aynı şekilde kendi şehrimizin geleceği için de el ele verebiliriz. Siyasi görüşü, düşüncesi, yaşam biçimi ne olursa olsun herkesin ortak noktası güvenli bir şehirde yaşamak olmalı. Çocuklarımızın güvenle büyüyebileceği, insanların evine girerken acaba diye düşünmeyeceği bir Eskişehir oluşturmak hepimizin sorumluluğu.
Bugün Adıyaman’da Eskişehir’in adını taşıyan bir park yükseliyor. Bu park, 6 Şubat’ın acısını unutmadan geleceğe bakmanın bir sembolü olacak. Bir tarafta kaybettiklerimizi hatırlayacağız, diğer tarafta yeniden kurulan hayatlara tanıklık edeceğiz. Eskişehir’in yaptığı da tam olarak bu. Acıyı unutmadan, umudu büyütmek.
Ve belki de bu nedenle Eskişehir’in sadece yardım eden değil, dayanışmayı kalıcı hale getiren bir şehir olarak anılması gerekiyor. Çünkü bizim bu şehirde sahip olduğumuz en önemli değerlerden biri birlik olabilmek. Zor zamanlarda birbirimizin yanında durabilmek. Şimdi bu anlayışı hem başka şehirlerle dayanışmada hem de kendi geleceğimizi güvence altına almakta daha da büyütmemiz gerekiyor.
Adıyaman’da bir parkın tabelasında Eskişehir yazacak. O tabela sadece bir şehir ismini göstermeyecek. Bir kentin başka bir kente uzattığı eli, zor zamanlarda unutulmayan dostluğu ve dayanışmayı anlatacak.
Dayanışmanın adı Eskişehir olacak.