Bugün Tepebaşı Belediyesi tarafından 18’incisi düzenlenen Pişmiş Toprak Sempozyumu, artık Eskişehir’in en kıymetli kültür ve sanat organizasyonlarından biri olmanın çok ötesinde. Bu sempozyum, şehrin geçmişiyle bugününü buluşturan, sanayisiyle sanatını bir araya getiren ve Eskişehir’in kültürel belleğine her yıl yeni bir eser kazandıran önemli bir gelenek haline geldi.
Aslında işin özünde toprak var. Eskişehir’in tuğla ve kiremit üretiminden gelen güçlü bir geçmişi bulunuyor. Yani pişmiş toprak bu şehir için yabancı bir kavram değil. Yıllardır ekmeğini topraktan çıkaran insanların, bugün aynı toprağı sanat eserine dönüştürmesi gerçekten çok anlamlı.
2001 yılında başlayan bu yolculuk, aradan geçen yıllarda büyüdü, gelişti ve artık Eskişehir denildiğinde akla gelen önemli organizasyonlardan biri haline geldi. Dünyanın farklı yerlerinden sanatçıları Eskişehir’de buluşturması, sanatçıların eserlerini burada üretmesi ve bu eserlerin kentimizin farklı noktalarında kalıcı hale gelmesi, sempozyumun değerini daha da artırıyor.
Fakat bu yılın anlamı biraz daha farklı. Çünkü ilk kez Türkiye’de kolektif emekle ve pişmiş toprak kullanılarak bir Atatürk heykeli oluşturulacak. Bence bu detayın üzerinde özellikle durmak gerekiyor. Çünkü burada yalnızca bir heykel yapılmıyor. Bir kentin ortak değerleri, ortak emeği ve ortak hafızası aynı eserde buluşuyor.
Atatürk gibi Cumhuriyetimizin kurucusunun heykelinin, Eskişehir’in kendi değerlerinden biri olan pişmiş toprakla ve kolektif bir çalışmayla ortaya çıkarılması oldukça anlamlı. Sanatçıların, asistanların ve emeği geçen herkesin katkısıyla ortaya çıkacak bu eser, tamamlandığında sadece bakılan bir heykel olmayacak. Aynı zamanda bu sempozyumun ve Eskişehir’in kültürel hafızasının bir parçası olacak. Toprak şekillenecek, pişecek ve kalıcı hale gelecek. Tıpkı bu şehrin hafızası gibi...
Bu yıl sempozyumun Prof. Dr. İlber Ortaylı’ya ithaf edilmesi de ayrıca önemli. İlber Ortaylı, Türkiye’nin tarihini anlatırken yalnızca geçmişi değil, şehirlerin ve toplumların hafızasını da ön plana çıkaran bir isimdi. Böylesine önemli bir kültür organizasyonunun onun adına ithaf edilmesi de ayrı bir anlam taşıyor.
Bir başka güzel taraf ise sempozyumun sadece sanatçılara ve sanatseverlere hitap etmemesi. Çocuk atölyeleri var, sergiler var, yarışmalar var, konserler var. Yani her yaştan Eskişehirlinin kendisine bir şey bulabileceği bir program hazırlanmış durumda. Çocukların çamura dokunması, bir şeyler üretmesi, sanatla tanışması belki de sempozyumun en değerli taraflarından biri.
Çünkü kültür ve sanat etkinliklerinin gerçek başarısı sadece bugün kaç kişinin katıldığıyla ölçülmez. Asıl başarı, geleceğin Eskişehirlilerinin bu etkinlikleri ne kadar sahiplendiğinde ortaya çıkar. Pişmiş Toprak Sempozyumu bunu yıllardır başarıyor. Ve bence artık Eskişehir olarak bu organizasyona biraz daha farklı bakmamız gerekiyor. Çünkü her yıl birkaç gün süren bir etkinlikten bahsetmiyoruz. 25 yıllık bir geçmişten, kentimize kazandırılmış eserlerden, uluslararası sanatçılardan ve Eskişehir’in sanayi geçmişini sanatla buluşturan bir gelenekten söz ediyoruz.
Böyle organizasyonlar şehirlerin marka değerini artırır. Ama daha da önemlisi, şehirlerin kendisini anlatma biçimini değiştirir. Eskişehir’i sadece öğrenci kenti olarak değil, aynı zamanda sanatın, üretimin, kültürün ve yaratıcılığın buluştuğu bir kent olarak anlatabilmek için Pişmiş Toprak Sempozyumu çok önemli bir fırsat.
Bu nedenle 2-6 Eylül tarihleri arasında Vecihi Hürkuş Havacılık ve Teknoloji Parkı’nda gerçekleştirilecek sempozyuma mümkün olduğunca fazla Eskişehirlinin katılmasını önemsiyorum. Gidip sanatçıların eserlerini nasıl oluşturduğunu görmek, çocuklarımızı atölyelere götürmek, sergileri gezmek, konserlere katılmak...
Ve en önemlisi, bu yıl ilk kez kolektif emekle pişmiş topraktan yükselecek Atatürk heykelinin ortaya çıkışına tanıklık etmek. Çünkü bazı eserler yalnızca sanat eseri değildir. Bazı eserlerde bir şehrin emeği vardır, geçmişi vardır, değerleri vardır. Bu yıl Eskişehir’de toprağın içinde biraz da Cumhuriyetimizin izleri olacak. Ve eminim ki yıllar sonra bu heykelin karşısında duranlar, yalnızca bir Atatürk heykeline bakmayacak. Eskişehir’in ortak emeğinin, sanat sevgisinin ve kent hafızasının nasıl kalıcı bir esere dönüştüğünü de görecek.
Pişmiş Toprak Sempozyumu işte tam da bu yüzden Eskişehir için kıymetli. Çünkü topraktan sanat çıkarıyor. Sanattan ise bir kent hafızası...