Malum yakın bir zamanda dünya evine gireceğim. Bu sebeple de bu ara bayağı bir alışveriş yaptım. Yalnız demeden geçemeyeceğim, piyasa çok karışık durumda. Hiçbir malın, hizmetin ayarı kalmamış. Davetiye bastıracağım bir yere giriyorum 100 tane davetiye için 800 TL diyor, 150-200 metre ötede bir dükkâna daha girip soruyorum 4 bin TL diyor. Badana boya işi, biri 15 bin TL diyorsa diğeri 30 bin TL diyor. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.

Vatandaşın fiyat algısı kalmamış durumda. Daha doğrusu neyin pahalı, neyin uygun fiyat olduğunu anlamakta artık zorlanıyoruz. Çünkü aynı ürün ya da hizmet için birkaç farklı yere sorduğunuzda karşınıza birbirinden çok farklı rakamlar çıkabiliyor.

İşin bir de fırsatçılık tarafı var. “Kim kime ne tutturursa” anlayışı sanki giderek yaygınlaşıyor. Müşteri bir kez gelecek, işi acil olacak, düğünü olacak, taşınacak, evini boyatacak… Bunu gören bazıları da “Nasıl olsa mecbur” diyerek fiyatı istediği noktaya çekiyor.

Elbette her yüksek fiyatı fırsatçılık olarak değerlendirmek doğru değil. Bir hizmetin maliyeti, kullanılan malzemenin kalitesi, işçiliği ve işletmenin giderleri farklı olabilir. Bunların hepsini hesaba katmak gerekiyor. Ancak aynı iş için kısa bir mesafede iki, hatta üç kat fiyat farkı oluşuyorsa burada ciddi bir soru işareti de ortaya çıkıyor.

Üstelik bu durum yalnızca düğün hazırlığı yapanların sorunu değil. Ev kiralayan da, tadilat yaptıran da, aracını tamir ettiren de, bir hizmet satın alan da benzer sıkıntılarla karşılaşabiliyor.

Vatandaşın en büyük problemi ise belirsizlik. İnsan alışveriş yaparken “Acaba kazıklanıyor muyum?” diye düşünmek zorunda kalmamalı. Bir ürünün veya hizmetin ederini bilmek bu kadar zor olmamalı.

Tam da bu nedenle denetimlerin daha etkin olması gerektiğini düşünüyorum. Fiyatların her kuruşuna devletin müdahale etmesini elbette beklemiyorum. Ancak açıkça fahiş fiyat uygulayan, aynı ürünü ya da hizmeti piyasanın çok üzerinde rakamlara satan ve bunu sürekli hale getiren işletmelerin de denetlenmesi gerekiyor. Çünkü serbest piyasa başka bir şey, başıboş piyasa başka bir şey.

Vatandaşın da bilinçli olması, birkaç yerden fiyat alması, mümkün olduğunca karşılaştırma yapması gerekiyor. Fakat işin diğer tarafında da esnafın ve hizmet sağlayıcıların güven duygusunu koruması şart.

Sonuçta herkes bir şekilde geçimini sağlamaya çalışıyor. Esnaf para kazanacak, vatandaş da ihtiyacını karşılayacak. Bunun yolu ise birbirini mağdur etmekten geçmiyor. Benim bu süreçte gördüğüm tablo açıkçası biraz can sıkıcı. Aynı ürün için bu kadar büyük fiyat farkları varsa, vatandaş neye göre karar verecek?

Bugün davetiyede yaşadığım fiyat farkını yarın başka bir hizmette başka bir vatandaş yaşayacak. O yüzden artık şu “Kim kime ne tutturursa” anlayışından biraz olsun uzaklaşmamız gerekiyor. Çünkü piyasada güven olmazsa, en sonunda kaybeden yalnızca tüketici değil, dürüstçe iş yapan esnaf da olur.