Trafik meselesi, hepimizin hayatının tam ortasında duran ama çoğu zaman başımıza gelene kadar yeterince önemsemediğimiz bir konu. Oysa birkaç saniyelik dikkatsizlik, alınan yanlış bir karar ya da “Bana bir şey olmaz” düşüncesi, telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabiliyor.

Bu noktada emniyet güçlerimizin gerçekleştirdiği trafik denetimlerinin son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Özellikle alkollü araç kullanımının önüne geçmek adına yapılan denetimler, hem caydırıcılık açısından hem de trafik güvenliğinin sağlanması açısından büyük önem taşıyor.

Eskişehir’de sadece hafta sonu kamuoyuna yansıyan olaylara baktığımızda bile tablonun ne kadar ciddi olduğunu görebiliyoruz. Tepebaşı’nda polisin “dur” ihtarına uymayarak kaçan bir sürücünün 1,03 promil alkollü olduğu tespit edildi. Üstelik bu sürücüye “dur” ihtarına uymamak ve alkollü araç kullanmak nedeniyle toplam 250 bin lira ceza uygulandı. Ehliyetine de farklı sürelerle el konuldu ve araç trafikten men edildi.

Bir başka olayda ise tamirhaneye bırakılan motosikletle polisten kaçan bir kişinin, sonrasında motosikletin plakasının çalındığı yönünde asılsız ihbarda bulunduğu ortaya çıktı. Yapılan incelemeler sonucunda olay aydınlatılırken, farklı maddelerden toplam 305 bin lira para cezası kesildi.

Yine Tepebaşı’nda 0,52 promil alkollü olduğu belirlenen elektrikli skuter sürücüsüne 25 bin lira ceza uygulanırken, 2,61 promil alkollü araç kullanan başka bir sürücüye de 50 bin lira para cezası kesildi ve ehliyetine 6 ay el konuldu.

Şimdi bütün bu örneklere bakınca aslında ortaya çok net bir tablo çıkıyor. Trafikte kuralların şakası yok. “Bir kereden bir şey olmaz” dememek gerekiyor. “Yakın bir yere gidiyorum” dememek gerekiyor. “Ben aracı iyi kullanıyorum” demek de hiçbir şeyi değiştirmiyor. Çünkü alkollü araç kullanmak sadece kişinin kendi hayatını riske atması anlamına gelmiyor. Karşıdan gelen aracın sürücüsünü, yan koltukta oturan yolcuyu, yaya olarak karşıdan karşıya geçmeye çalışan vatandaşı, motosikletliyi, bisikletliyi ve daha nice insanı doğrudan tehlikeye atıyor.

Bu nedenle emniyet güçlerinin denetimlerini yalnızca ceza kesilen uygulamalar olarak görmemek lazım. Asıl mesele, bu denetimlerin bir kazayı, bir yaralanmayı, hatta bir can kaybını gerçekleşmeden önleyebilmesi.

Son dönemde uygulanan yüksek miktardaki cezalar da aslında sürücülere çok açık bir mesaj veriyor: Trafik kurallarına uymamanın bedeli ağır. Elbette kimsenin yüksek miktarda ceza yemesini istemeyiz. Ama burada asıl hedefin ceza kesmek değil, insanları kurallara uymaya mecbur bırakacak bir caydırıcılık oluşturmak olduğunu unutmamak gerekiyor.

Bence sürücülerimizin de bu noktada üzerine düşeni yapması şart. Trafiğe çıkıyorsak kurallara uyacağız. Alkollüysek direksiyon başına geçmeyeceğiz. Yorgunsak, dikkatsizsek veya araç kullanmamızı engelleyecek herhangi bir durum varsa alternatif ulaşım yöntemlerini tercih edeceğiz. Çünkü direksiyon başında yapılan bir hata, bazen yalnızca bize ait bir hata olmuyor. Bir başkasının hayatına mal olabiliyor.

Emniyet güçlerimiz denetimlerini sürdürüyor, sürücüler de kurallara uyduğu sürece hepimiz için daha güvenli bir trafik ortamı oluşuyor. Kısacası mesele sadece ceza yememek değil. Mesele, eve sağ salim dönebilmek.

Trafikte biraz daha dikkat, biraz daha sabır ve biraz daha sorumluluk hepimizin hayatını kurtarabilir.