Eskişehirspor, sezona 4-0’lık galibiyetle başladıktan sonra Uşakspor deplasmanında 2-0 geriye düştüğü maçtan 2-2’lik beraberlikle ayrıldı. Kağıt üzerinde dört puan kötü bir başlangıç değil. Ancak sahadaki görüntüye baktığımızda özellikle Uşakspor karşılaşmasının bazı soru işaretlerini beraberinde getirdiğini kabul etmek gerekiyor.

Şimdi önümüzde Bigaspor deplasmanı var.

Bana göre bu maçın önemi yalnızca alınacak üç puandan ibaret değil. Eskişehirspor’un nasıl bir takım olmak istediğini yavaş yavaş göstermesi gereken bir karşılaşmaya çıkıyoruz.Uşakspor maçında en fazla dikkat çeken konu savunma geçişleriydi. Rakibin uzun toplarla ve savunma arkasına yaptığı koşularla bu kadar kolay pozisyon bulması, önümüzdeki haftalar adına üzerinde durulması gereken ciddi bir uyarıydı. Üstelik Eskişehirspor’un sadece savunmada değil, zaman zaman kapalı savunmayı açmakta da zorlandığını gördük.

Bigaspor tam da bu noktaları zorlamaya çalışacaktır.

Ligin yeni takımlarından biri olabilirler ancak hafife alınacak bir rakip değiller. Geçen sezondan kalan önemli bir oyuncu grubuna sahipler ve teknik direktörleriyle uzun süredir birlikte çalışıyorlar. İlk iki haftada da kaybetmediler. Özellikle kendi sahalarında oyunu daraltıp Eskişehirspor’un hareket alanını sınırlamak isteyeceklerini düşünüyorum.
Dolayısıyla Eskişehirspor’un sabırlı ama temposuz olmayan bir oyun oynaması gerekiyor.

Bir diğer merak konusu ise kadro.

Uşakspor maçının ardından Arda Okumuş, Ahmet Dereli ve Mert Başer’in isimleri daha fazla konuşulmaya başladı. Özellikle savunmada Arda Okumuş’un hamle gücü önemli olabilir. Uşakspor karşısında sonradan oyuna girerek hücuma hareket getiren Ahmet Dereli de artık ilk 11 için güçlü bir aday. Ahmet Dereli’nin sahada olması yalnızca santrafor değişikliği anlamına gelmez. Ceza sahasında gerçek bir 9 numaranın bulunması, Beykan Şimşek ve Hasan Kaya gibi oyuncuların da kaleye daha yakın bölgelerde topla buluşmasını sağlayabilir. Eskişehirspor’un son maçta zaman zaman yaşadığı hücum tıkanıklığını çözebilmesi açısından bu tercih değerli olabilir.Elbette üçüncü haftada bütün düzeni değiştirmek de doğru olmaz. Üç-dört oyuncuyu bir anda değiştirerek bambaşka bir takım çıkarmaktan ziyade aksayan bölgelere doğru dokunuşların yapılması daha mantıklı görünüyor.

Çünkü sezon uzun.

Bugün formayı kaybeden oyuncuya birkaç hafta sonra ihtiyaç duyulabilir. Şampiyonluk hedefleyen bir takım sadece 11 oyuncuyla değil, geniş ve hazır bir kadroyla sezonu götürmek zorunda.Fakat artık bir başka gerçek de var: Eskişehirspor’un oyun kimliğini oluşturması gerekiyor.Geçen sezon özellikle ikinci bölümde hangi oyuncunun nerede oynadığı, takımın nasıl hücum ettiği ve savunmada nasıl pozisyon aldığı büyük ölçüde belliydi. Bu sezon da benzer bir düzenin mümkün olduğunca erken oluşması gerekiyor. Kaynak değerlendirmesinde de vurgulandığı gibi, rakiplerin giderek zorlaşacağı döneme girerken artık oyunun oturması ve daha net bir ilk 11'in ortaya çıkması önem taşıyor.

Biga deplasmanı bu nedenle önemli.

Kazanmaktan daha değerlisi, nasıl kazanıldığı olacak.Savunmada daha dengeli, merkezde daha hareketli, hücumda ise rakip ceza sahasına daha fazla oyuncuyla giren bir Eskişehirspor görmek gerekiyor.Şampiyonluk yarışlarında sezon başında kaybedilen puanlara genellikle “Daha çok maç var” gözüyle bakılır. Ama sezon sonuna gelindiğinde hesap yapılırken insanın karşısına ilk olarak o kayıplar çıkar.

Eskişehirspor geçen sezon bunun acısını yaşadı.

Bu sezon aynı filmi tekrar izlememek için Biga gibi deplasmanları yalnızca geçilecek bir viraj olarak değil, şampiyonluk yolunun önemli parçalarından biri olarak görmek gerekiyor.Biga’da alınacak üç puan elbette önemli. Ama Eskişehirspor adına asıl güzel haber, üç puanın yanında “Takım artık oturmaya başladı” dedirtecek bir futbol görmek olacaktır.