Eskişehirspor bu yaz yalnızca futbolcu transfer etmedi; aynı zamanda büyük bir beklentiyi de kadrosuna kattı.
Şehir artık güzel futbol, mücadele ya da play-off başarısı istemiyor. Eskişehir’in beklentisi açık: Şampiyonluk!
Teknik Direktör Hakan Şapcı da bu beklentinin arkasına saklanmıyor. “Bu takım şampiyon olacak” diyerek sorumluluğu üzerine alıyor. Son açıklamasında da şampiyon olmak için var güçleriyle çalıştıklarını ifade etti.
Ancak şampiyonluk, transfer döneminde atılan imzaların sayısıyla kazanılmıyor.
Eskişehirspor yönetimi yeni sezon öncesinde oldukça hareketli bir süreç geçirdi. Yerel basında yer alan bilgilere göre dış transferde 14, iç transferde 8 futbolcuyla anlaşma sağlandı. Böylece toplamda 22 imzanın atıldığı geniş ve rekabetçi bir kadro ortaya çıktı.
Bu kadar değişimin heyecan verici tarafları olduğu kadar riskleri de bulunuyor.
Her gelen oyuncu bir umut olabilir. Fakat 15-20 futbolcunun aynı anda değiştiği bir takımda yalnızca yetenek yetmez. Oyuncuların birbirini tanıması, saha içinde aynı dili konuşması ve kritik anlarda aynı reaksiyonu vermesi gerekir. Bunların tamamı zaman isteyen işlerdir.
Eskişehirspor camiasının ise uzun bir uyum sürecini bekleyecek sabra sahip değil. Buna karşın Emre Tangeldi, Ahmet Lütfi Kara ve Osman Arslantaş gibi potansiyelli gençlerimiz var
Gerçekten de Osman Arslantaş hamlesi bu açıdan dikkat çekici.
Eskişehirspor, Alanyaspor’dan 21 yaşındaki hücum oyuncusuyla bir yıllık anlaşma sağladı. Genç oyuncunun son yıllarda düzenli süre alması ve gelişime açık olması, bu transferi yalnızca bugünü değil, sezonun ilerleyen bölümünü de düşünerek yapılmış bir hamle haline getiriyor.
Yine de kadroya yeni isimler eklemekten daha önemli bir konu var: Eldeki oyunculardan bir takım çıkarabilmek.
Çünkü Eskişehirspor’un kâğıt üzerinde iyi futbolculara değil, sahada birbirini tamamlayan bir oyuncu grubuna ihtiyacı bulunuyor. İsimlerin büyüklüğü, geçmişte oynadıkları ligler ya da attıkları gol sayıları ilk düdükle birlikte önemini kaybedecek. O andan sonra belirleyici olan mücadele, uyum ve oyun disiplini olacak.
Bu nedenle önümüzdeki günler büyük önem taşıyor.
Es-Es, 8 Ağustos’ta Afyon’da Muşspor ile karşılaşacak. Ardından 12 Ağustos’ta başlayacak Bolu kampında takımın ana iskeleti ve oyun düzeni şekillenecek. Teknik Direktör Hakan Şapcı’nın yeni transferlerin uyumunu, oyuncuların fiziksel seviyelerini ve farklı mevkilerdeki alternatifleri burada daha net görmesi bekleniyor.
Bolu kampı yalnızca bir hazırlık dönemi olmayacak.
Kimlerin ilk 11’e yakın olduğu, hangi bölgelerde fazlalık bulunduğu ve takımın nerede eksik kaldığı bu kampta ortaya çıkacak. Yönetimin transfer defterini tamamen kapatmaması anlaşılabilir. Ancak artık her eksikliğin çözümünü yeni bir futbolcu almakta aramak yerine, mevcut kadronun birlikte gelişmesine fırsat verilmesi gerekiyor.
Eskişehirspor lige 6 Eylül’de Alanya 1221 karşılaşmasıyla başlayacak.
O güne kadar konuşulan transferler, verilen şampiyonluk sözleri ve hazırlık maçlarında alınan sonuçlar yalnızca ayrıntı olarak kalacak. Gerçek tablo, lig başladığında ortaya çıkacak.
Eskişehirspor’un kaliteli bir kadrosu olabilir.
Tecrübeli futbolcuları, potansiyelli gençleri ve hedefini açıkça ortaya koyan bir teknik direktörü de var.
Fakat bu takımın en büyük rakibi yalnızca Balıkesirspor, Altay ya da grubundaki diğer şampiyonluk adayları değil.
Eskişehirspor’un asıl rakibi zamandır.
Çünkü şehrin sabrı az, beklentisi büyük, geçmişten kalan yükü ise oldukça ağır. Birkaç kötü sonuçta tribünlerin ve sosyal medyanın göstereceği tepki, takımın sahadaki rakiplerinden daha tehlikeli hale gelebilir.
Bu nedenle yeni sezonda yalnızca futbolculara değil, bütün camiaya görev düşüyor.
Yönetim sakin kalmalı, teknik heyet doğru kadroyu bulmalı, futbolcular formanın ağırlığını hissetmeli, taraftar ise eleştirirken takımın henüz yeni kurulduğunu unutmamalı.
Şampiyonluk kadrosu kurulmuş olabilir.
Şimdi sıra, o kadrodan gerçek bir takım çıkarmakta.