Eskişehirspor sezona yapılabilecek en güçlü girişlerden birini yaptı. Alanya 1221 Spor karşısında alınan 4-0’lık galibiyet sadece üç puan değildi; rakiplere verilen ciddi bir mesajdı. Ancak futbolun en tehlikeli taraflarından biri de tam olarak burada başlıyor.

İlk maçın ardından oluşan yüksek beklentiyi yönetebilmek...

Şimdi önümüzde Uşakspor deplasmanı var ve bana göre Eskişehirspor’un sezonun ilk haftasından daha önemli sınavlarından biri olacak. Çünkü artık rakip Eskişehirspor’un ne yapabileceğini biliyor. Hasan Kaya’nın içeri yaptığı koşuları, Beykan Şimşek’in hücumdaki etkisini, Kerem Baykuş’un ceza sahasına yaklaşınca oluşturduğu tehdidi gördüler. Tayfun Tatlı ve Ozan İsmail Koç’un merkezde sağladığı dengeyi de rakip teknik ekiplerin gözden kaçıracağını düşünmüyorum.

Uşakspor’un Eskişehirspor karşısında açık futbol oynamasını bu nedenle beklemiyorum. Tam tersine... Alanı daraltan, teması artıran, Eskişehirspor’u mümkün olduğunca kenarlara yönlendirmeye çalışan ve kazandığı toplarla hızlı çıkış arayan bir Uşakspor izleyebiliriz. Zaten Eskişehirspor’un geçen sezondan beri karşılaştığı temel problem de bu. Rakipler Eskişehirspor’a karşı futbol oynamaktan çok Eskişehirspor’un futbol oynamasını engellemeye çalışıyor. Bu yüzden Uşak deplasmanındaki temel mesele “Kim daha çok topa sahip olacak?” değil.

Eskişehirspor o kapalı alanları ne kadar hızlı açabilecek?

Asıl soru bu. İlk hafta Hasan Kaya ve Beykan Şimşek’in skora doğrudan katkı vermesi önemliydi. Kerem Baykuş’un da ikinci yarıda skora dokunması hücum çeşitliliğini gösterdi. Üstelik kulübede Ahmet Dereli gibi geçtiğimiz sezon ciddi gol rakamlarına ulaşmış bir oyuncunun bulunması bile bu kadronun hücum kapasitesinin ne kadar yüksek olduğunu anlatmaya yetiyor. Geçen sezon bazı maçlarda Eskişehirspor’un skor üretmek için belirli oyunculara fazlasıyla bağımlı kaldığını görmüştük.

Bu sezon ilk görüntü farklı.

Golü kimin atacağını tahmin etmek daha zor.

İşte şampiyonluk yarışında önemli olan ayrıntılardan biri de bu.

Ama Uşak maçında yalnızca hücum hattına bakmamak gerekiyor. Alanya karşılaşmasının özellikle ilk yarısının son bölümünde Eskişehirspor’un savunma geçişlerinde verdiği bazı görüntüler vardı. Uşakspor’un kendi sahasında Eskişehirspor’a karşı en önemli silahlarından biri de muhtemelen bu olacak.

Topu Eskişehirspor’a bırakıp doğru anı beklemek...

Dolayısıyla sabır çok önemli. İlk 20 dakikada gol gelmedi diye oyunun dengesini bozmanın, gereksiz riskler almanın hiçbir anlamı yok. Eskişehirspor’un kadro kalitesi zaten maç içerisinde fırsat üretebilecek seviyede.

Bir başka önemli konu ise taraftar.

İlk hafta ceza nedeniyle tribünlerinden uzak kalan Eskişehirspor taraftarı için Uşak deplasmanı sezonun ilk gerçek buluşması olacak. Eskişehirspor’un yıllardır bulunduğu liglerin çok üzerinde bir taraftar gücüne sahip olduğunu yeniden anlatmaya gerek yok. Ancak deplasmanda o desteğin takıma enerji verirken saha içerisindeki oyuncuları aceleye sürüklememesi gerekiyor.

Bu maçın anahtar kelimesi benim için sabır.

Uşakspor kendi sahasında direnmeye çalışacak.

Tribün avantajını kullanacak.

Oyunun temposunu zaman zaman aşağı çekmek isteyecek.

Eskişehirspor ise bunların hiçbirine kapılmadan kendi oyununu oynamalı.

Çünkü kadro kalitesine baktığımızda favori Eskişehirspor.

Ama şampiyonluk favorisi olmak başka, şampiyon gibi oynamak başka.

Alanya karşısındaki 4-0 bize Eskişehirspor’un tavanını gösterdi.

Uşak deplasmanı ise karakterini gösterecek.

Şampiyonluk yolundaki takımlar yalnızca coşkulu oynadıkları maçları kazanmazlar.

Zorlaştırılan maçları da kazanırlar.

Şimdi sıra bunu göstermekte.