TFF 3. Lig 2. Grup’a baktığımızda doğal olarak şampiyonluk yarışını Balıkesirspor, Eskişehirspor ve Karşıyaka üzerinden okumak mümkün. Üç kulübün de hem camia gücü hem de hedefleri ortada. Ancak transfer dönemine biraz daha yakından baktığımızda Etimesgut’un da bu yarışın önemli aktörlerinden biri olacağını söylemek gerekiyor.
Hasan Kılıç, Güney Tutcuoğlu, Sedat Şahintürk, Hüseyin Genç ve Muhammet Yeşil gibi bu lig seviyesinin üzerinde tecrübeye sahip isimleri kadrosuna katan Etimesgut, kağıt üzerinde oldukça güçlü bir takım oluşturdu. Dolayısıyla Eskişehirspor’u sadece Balıkesirspor ve Karşıyaka ile kıyaslamak eksik kalabilir. Uzun ve zorlu maratonda Etimesgut’u da hesaba katmak gerekiyor.
Eskişehirspor tarafında ise benim dikkatimi çeken en önemli nokta kadronun sadece ilk 11’den ibaret olmaması.
Bolu kampına 26 futbolcu götürüldü. Bu oyuncuların üçü altyapıdan gelen gençler. Geriye kalan 23 futbolcunun neredeyse tamamı sezon içerisinde doğrudan katkı verebilecek seviyede. İşte Eskişehirspor’u rakiplerinden ayırabilecek en önemli detaylardan biri burada ortaya çıkıyor.
Bu takımın püf noktası yedek kulübesi olacak.
Bir lig sezonunu yalnızca güçlü bir ilk 11 ile tamamlayamazsınız. Sakatlık olacak, cezalı oyuncular olacak, formsuzluklar yaşanacak. Bazı maçlarda oyunun kilidini açmak için kulübeden gelecek futbolculara ihtiyaç duyulacak. Eskişehirspor’un bu noktada ciddi bir avantajı var.
Kalede Bora Göymen, sağ bekte Murat Şenel, savunmada Arda Okumuş, orta sahada Tayfun Tatlı ve Mert Başer, kanatta İsmail Kulet zaten geçtiğimiz dönemden bildiğimiz oyuncular. Yeni transferlerle birlikte ise hem ilk 11 kalitesi hem de alternatif sayısı ciddi biçimde arttı.
Beykan Şimşek’in liderliğini ayrıca değerlendirmek gerekiyor. Takımın saha içerisindeki en önemli isimlerinden biri olması bekleniyor. Ancak sezonu belirleyecek olan yalnızca Beykan’ın performansı olmayacak.
Mesela Hasan Kaya var.
Hazırlık dönemindeki görüntüsüyle dikkat çeken oyunculardan biri. Kanatta skor üretme potansiyeli yüksek. Atalay Yıldırım, İsmail Kulet, Fırat Sarı ve Mert Başer gibi oyuncuları da düşündüğümüzde teknik heyetin maç içerisinde oyunun kaderini değiştirebilecek ciddi alternatifleri bulunuyor.
Özellikle hücum hattında kenardan gelecek oyuncunun kaliteyi aşağıya çekmemesi çok önemli. Eskişehirspor’da tam tersine, bazı karşılaşmalarda oyuna sonradan dahil olacak isimlerin maç kazandırması bile şaşırtıcı olmaz.
Savunmada da benzer bir tablo var.
Sol bek Sarper Çağlar benim özellikle takip edilmesi gerektiğini düşündüğüm oyunculardan biri. Elbette maç ritmini yakalaması gerekiyor. Geçmiş dönemde istediği kadar süre alamamış olabilir ancak fiziksel olarak hazır hale geldiğinde katkı verebilecek bir profil. Sarper’in performansının düşmesi halinde arkasında Ahmet Lütfi Kara gibi genç ve gelecek vadeden bir oyuncunun bulunması da önemli.
Murat Şenel’in ise bu sezon geçtiğimiz sezona göre daha iyi bir performans ortaya koyabileceğini düşünüyorum. Özellikle takım içerisindeki forma rekabetinin oyuncuları yukarıya çekeceğine inanıyorum.
Orta sahada Mehmet Bağlı ilk bakışta çok ön plana çıkarılan transferlerden biri değildi. Ancak antrenmanları ve hazırlık maçlarını takip edenlerin oyuncuyla ilgili olumlu görüşleri dikkat çekiyor. 1.89’luk fizik avantajı var, sahada sağlam duran bir görüntüsü bulunuyor. Ön libero bölgesinde hem fiziksel mücadelede hem de oyunun dengelenmesinde önemli bir alternatif olabilir.
Ertuğrul Kurtuluş, Abdulkadir Öksüz ve Mustafa Eren Damar savunmadaki rekabeti artırıyor. Emre Tangeldi, Kerem Baykuş, Fırat Sarı, Osman Arslantaş ve Hasan Kaya gibi isimlerin de kumaşı belli.
Forvette Ahmet Dereli gibi bu ligleri bilen tecrübeli bir isim bulunuyor.
Bütün bunları yan yana koyduğumuzda Eskişehirspor’un en büyük avantajlarından birinin “forma rekabeti” olacağı görülüyor.
Geçtiğimiz yıllarda Eskişehirspor’da zaman zaman ilk 11 ile kulübe arasındaki kalite farkı çok belirgin olabiliyordu. Bir oyuncu eksildiğinde takımın oyun seviyesi doğrudan aşağı düşüyordu. Bu sezon oluşturulan kadro ise en azından kağıt üzerinde bu sorunu ortadan kaldırabilecek gibi görünüyor.
Teknik Direktör Hakan Şapcı’nın asıl sınavı da burada başlayacak.
Bu kadar alternatifli bir kadro içerisinde doğru oyuncuyu doğru zamanda kullanabilmek, formayı isme göre değil performansa göre vermek ve kulübede bekleyen oyuncuları sezon boyunca hazır tutabilmek kolay değil. Ancak bu rekabet doğru yönetildiği takdirde Eskişehirspor’un en büyük silahına dönüşebilir.
Çünkü uzun lig maratonlarında bazen şampiyonu en iyi 11 değil, en iyi 18-20 kişilik oyuncu grubu belirler.
Eskişehirspor’da bugün baktığımızda sahaya çıkabilecek güçlü bir ilk 11 var. Fakat daha önemlisi, kenarda oyuna girdiğinde skor üretebilecek, tempoyu yükseltebilecek ve ilk 11’deki oyuncuyu zorlayabilecek isimler bulunuyor.
Bu yüzden yeni sezon öncesinde benim açımdan en önemli cümle şu:
Eskişehirspor’un gücü sadece sahadaki 11 oyuncuda değil, kulübede bekleyenlerde de olacak.
Balıkesirspor güçlü olacak. Karşıyaka güçlü olacak. Etimesgut yaptığı transferlerle ciddi bir rakip olduğunu şimdiden gösterdi.
Güzel ve zorlu bir yarış bizi bekliyor.
Ama Eskişehirspor elindeki geniş kadroyu doğru kullanır, yeni transferler uyum sürecini hızlı aşar ve forma rekabetini sezon boyunca canlı tutabilirse bu yarışta sonuna kadar söz sahibi olacaktır.
Şampiyonluk yolunda Eskişehirspor’un gizli silahı belki de yıldız isimlerden çok, o güçlü yedek kulübesi olacak.