Haramlar mı, beladır başa. Haksız olan her iş, her oluş haramdır. İslam’da insanın kendisine veya başkasına zarar veren söylem ve eylemler haramdır. Seküler hukuk kavramı ile dine dayalı fıkhi kavramlar örtüşmeyebilir. Ama ikisinde de gaye can, mal, akıl, inanç ve namus bağlamında zorbaya karşı masumu korumaktır. Toplumsal güveni, huzuru ve hakkaniyeti sağlamaktır. İslam dini insanı kötülüklerden korumak için haramlar adı altında kurallar koymuş. Seküler hukuk ise insan hakları bağlamında hak mahrumiyetlerine karşı zorbalara karşı masumun hakkını güvence altına alan kurallar belirler. Eskiler: “Haramın hayrı olmaz… Ağlayanın malından gülene hayır gelmez.” derlerdi. İslam’da hakkın, hak sahibinin elinden zorla veya hile ile alınması haramdır. İslam’da haramlar sağlığı, nesli, huzuru, güveni sağlamak için tesis edilen hükümlerdir. İnsanlığın problemi haramlara, yasaklara uymamaktır.

Haramlar değil mi insanlar arası husumeti, kini, hileyi körükleyen amiller? Haram ve yasaklı eylem ile söylemler değil mi insanları birbirine düşüren, huzuru kaçıran etkenler? Hangi cinayetle, hani fuhuşla kim huzur bulmuş? Toplumsal tefrika nedenlerinin başında aldatmak - aşağılamak gibi haramlar gelir. Cinayetlerin temeline zina, gasp, içki, kumar, aldatmak, hile gibi kötülükler yatar. Yuvaların yıkılmasına, ailelerin dağılmasına, cinayetlere, insan şerefinin ayaklar altına alınmasına sebep hangi haramdan kime ne hayır gelmiş. Kötülüklerin nedeni fuhuş, kumar, alkol, hile gibi haramları, yasakları çiğnemek değil mi? Başkasının hakkına tecavüz mabeyinde huzuru, güveni sarsan kirli eylemler, çirkin söylemler değil mi? Yasaklara, haramlara teşebbüs değil mi adaleti, eşitliği bozan illetler. Haramlar ve helallerledir Allah nezdindeki insanın imtihanı. İlahi imtihanı kazanmak isteyen haramlardan uzak durmalı.

Bir şeyin haramlığı zararıyla söz konusudur. Her haksız kazanç haramdır. Bakara suresi 188’de: “Birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin…” emrine kim aksi tavır koyabilir ki? Seküler hukuk sisteminde bir amilin yasaklanması ya da İslam dininde bir hükmün haram addedilmesi zararından dolayıdır. Allah’ın yasakları ile devletin yasaklarına uymamak insanın başına beladır. Kur’an’ın 4’üncü suresi ayet 29’da, Allah: “Ey inananlar! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Karşılıklı rızaya dayalı gerçekleşen ticaretle olması hariç… Haksızlıklarla kendinizi helake sürüklemeyin.” buyuruyor. İnsanın felaketi hesapsız, sorgusuz, haksız şekilde ele geçeni yemesi, dile geleni demesi değil mi? İnsan bir başkasının çoluk çocuğunun rızkını meşru olmayan yolla kendi çoluk çocuğuna nasıl rızık yapabilir?

Kıssadan hisse misali Allah’ın: “İnsan yediğine bakıp düşünsün… İnsanlar ayetlerimizi iyiden iyiye düşünüp ibret alsınlar diye indirdik… İçtiğiniz suya bakıp düşündünüz mü?” gibi uyarı ayetlerini dikkate alıp almamak herkesin kendi bileceği husus. Müslümanın felaketinin nedeni neyin haram, neyin helal olduğunu bilmemek. Müslüman haramı da, helalîde dinen bilmek zorunda… Herkesin namazla, oruçla ilgisi kendi lehine ya da aleyhine... Fakat haramlar doğrudan başkasının hakkını ihlaldir. İbadet ihlalinde Allah hakkı, insan hakkı ve hem de başka varlıkların hakkı söz konusudur. Hak ihlalinde af, hak sahibinin takdirindedir. Hak iadesi veya bağışını istemek hak sahibine aittir. İslam’a göre Müslüman dürüst, adil ve doğru sözlü olmaya mecbur. Müslümanın yalan, adatma veya bir başkasının hakkına çökmek gibi bir yetkisi yoktur. Haramın hesabı zordur. Haramın akıbeti hüsrandır. Haram başa beladır.

İslam’da haramlar beli, helaller de bellidir. Bir hakkın hangi koşulda, hangi durumda ve hangi nedenlerle kime nasıl haram ya da helal olduğu bellidir. Müslümanın öncelikle öğrenmesi gereken konuların başında bir varlığın veya olgunun ne zaman, ne şekilde haram ya da helale dönüştüğünü bilmesidir. Masumun ahında dayalı belaların baştan defi güçtür. Masumun ah ateşi, haksızlık eden zorbanın bela ateşidir. Bu türlü bela ateşinin başına düşmesini kim ister ki? Bela ateşinin başına düşmesini istemeyen haramlardan, yasaklardan uzak durmaya mecbur. Başının esen kalmasını isteyen kuduzdan kaçar gibi haramdan, yasaklardan kaçmalı.

Ömrünüz uzun, kazancınız bereketli olsun! Hoşça kalın! Dostça kalın!