Eskişehirspor’un Balıkesirspor karşısında aldığı 7-1’lik galibiyet, uzun süre hafızalardan çıkmayacak sonuçlardan biri oldu.
Skor tabelasına bakınca söylenecek fazla bir şey yok gibi görünebilir. Yedi gol atmışsınız, güçlü rakiplerden biri olarak gösterilen Balıkesirspor’u sahadan silmişsiniz. Üstelik bunu tribün desteğinin olmadığı bir karşılaşmada başarmışsınız.
Ancak bana göre bu maçın asıl önemi yedi gol değil.
Asıl önemli olan, Eskişehirspor’un sezon başından bu yana ilk kez nasıl bir takım olmak istediğini bu kadar net göstermesiydi. Biga deplasmanının ardından takımın oyunu ciddi şekilde tartışılmıştı. Hücumdaki üretkenlik, savunmadaki kırılganlık, orta sahadaki bağlantı problemi ve bazı oyuncuların sahadaki rolleri soru işaretiydi.
Balıkesirspor karşısında ise bambaşka bir Eskişehirspor gördük.
Hakan Şapçı’nın özellikle savunma merkezinde yaptığı değişiklik takımın geri kalanını da doğrudan etkiledi. Arda Okumuş’un ilk 11’e girmesiyle savunmada hareketlilik arttı, takımın boyu kısaldı ve orta saha rakip kaleye daha yakın oynamaya başladı. Kaynak analizde de savunma tandemindeki değişimin takımın omurgasını olumlu yönde etkilediğine dikkat çekiliyor.
Bazen futbolda bir oyuncuyu değiştirmek yalnızca bir mevkiyi değiştirmez.
Takımın tamamını değiştirir.
Eskişehirspor’da da tam olarak bunu gördük. Savunma daha güvenli hale gelince orta saha öne çıktı. Orta saha öne çıkınca hücumcular yalnız kalmadı. Bekler daha rahat hücuma katıldı. Ön tarafta daha fazla oyuncuyla oynayan, ikinci topları daha hızlı kazanan ve rakibini kendi sahasına hapseden bir takım ortaya çıktı. Kerem Baykuş’un hücum bağlantılarındaki etkisi, Ozan’ın orta sahadaki mücadelesi, Mehmet Dağlı’nın katkısı ve özellikle Beykan Şimşek’in daha özgür kullanılması oyunun çehresini değiştirdi.
Beykan konusu ayrıca önemli.
Sezonun ilk haftalarında Beykan’dan neredeyse her şeyi yapması bekleniyordu. Oyun kursun, pres yapsın, geriye gelsin, hücumu yönlendirsin, skor üretsin… Bir futbolcuya bu kadar görev yüklediğinizde bazen onun en güçlü taraflarını da kaybedebilirsiniz.
Balıkesirspor maçında ise Beykan’ın çevresindeki yapı ona daha fazla özgürlük sağladı. Böyle olunca kalitesini çok daha rahat gösterdi. Analizde de Beykan’ın üzerindeki savunma ve dinamizm yükünün azalmasının oyuncunun özgüvenine ve hücumdaki etkinliğine doğrudan yansıdığı belirtiliyor. Ahmet Dereli de belki skorun düşündürdüğünden daha önemli bir maç oynadı.
Gol kaçırdı, evet.
Hatta bitiricilik konusunda konuşulabilecek çok pozisyon var.
Ama yaptığı koşular, savunmayla girdiği fiziksel mücadele ve rakip stoperleri sürekli meşgul etmesi Eskişehirspor’un hücumdaki alanlarını genişletti. Maç analizinde de Ahmet Dereli’nin savunma arkasına koşularının ve stoperlerle fiziksel mücadelesinin Balıkesirspor savunmasını ciddi şekilde zorladığı vurgulanıyor. Bir başka önemli detay ise kulübeden gelen katkıydı. Tayfun, Fırat, İsmail Kulet ve Mert Başer oyuna girdikten sonra takımın temposu düşmedi. Tam tersine skor büyümeye devam etti. Şampiyonluk hedefiyle yola çıkan takımlar açısından ilk 11 kadar kulübenin de üretmesi gerekir. Balıkesirspor karşılaşması bu açıdan önemli bir işaret verdi.
Fakat tam burada frene basmak gerekiyor. Çünkü bir 7-1, bütün sorunların ortadan kalktığı anlamına gelmez. Bu maçın coşkusuyla “Eskişehirspor artık bütün rakiplerini böyle yener” demek ne kadar yanlışsa, önceki haftalardaki kötü futbolun ardından sezonu bitmiş gibi görmek de o kadar yanlıştı.
Futbolun en tehlikeli taraflarından biri sonuç üzerinden kesin hükümler vermektir.
Balıkesirspor karşısındaki oyun bize Eskişehirspor’un tavanını gösterdi.
Şimdi görmek istediğimiz şey tabanı. Takım kötü oynadığı gün ne yapacak? Deplasmanda nasıl oynayacak? Rakip geriye çekildiğinde çözüm üretebilecek mi? Beykan kilitlendiğinde başka bir plan ortaya koyabilecek mi? Bekler hücuma çıktığında arkada oluşan boşlukları kim kapatacak? İşte sezonun kaderini bu sorular belirleyecek. Çünkü şu ana kadarki tablo ilginç bir gerçeği de ortaya koyuyor. Eskişehirspor ilk iki iç saha maçında 11 gol üretirken iki deplasman maçında yalnızca iki gol kaydetti. Kaynak analizde de iç saha ile deplasman performansı arasındaki bu farkın tesadüf olmadığına dikkat çekiliyor.
Dolayısıyla Balıkesirspor galibiyetinden sonra konuşmamız gereken asıl konu skor değil, süreklilik olmalı.
Bir maçta yedi gol atabilirsiniz.
Bir sonraki hafta bir gol bulmak için 90 dakika uğraşabilirsiniz.
Şampiyonluk yarışlarını büyük galibiyetlerden çok, zor günlerde alınan puanlar belirler.
Geçmiş sezonlarda bunun örneklerini Eskişehirspor fazlasıyla yaşadı.
Takımın potansiyeli var. Farklı oyun planlarını uygulayabilecek oyuncu çeşitliliği de var. Eldeki kadronun 4-3-3'ten farklı üçlü savunma varyasyonlarına kadar çeşitli planlara uygun olduğuna ilişkin değerlendirmeler de yapılıyor. Şimdi Hakan Şapçı ve oyuncuların önündeki en büyük görev bu maçta bulunan doğru formülü tek gecelik bir gösteri olmaktan çıkarmak.
Balıkesirspor karşısındaki 7-1 elbette unutulmayacak.
Ama sezon sonunda bu maçın gerçek değerini belirleyecek olan, skor tabelasındaki yedi rakamı değil; Eskişehirspor’un o geceden sonra nasıl bir takım haline geldiği olacak. Çünkü bu şehir artık güzel bir 90 dakika değil, güzel bir sezon görmek istiyor.