Eskişehirspor’un Bigaspor karşısında aldığı 3-0’lık mağlubiyet sadece üç puan kaybı değildir. Asıl rahatsız edici olan skor değil; sahada ortaya çıkan çaresizlik, plansızlık ve haftalardır göz göre göre gelen problemlere hâlâ çözüm bulunamamasıdır. Bu takım sezona şampiyonluk hedefiyle başladıysa, Bigaspor karşısındaki görüntünün hiçbir bahanesi olamaz. Ne bütçe, ne oyuncu kalitesi, ne deplasman ne de sezonun henüz başında olunması… Çünkü mesele kaybetmek değil. Futbolda her takım kaybeder. Mesele, Eskişehirspor’un nasıl kaybettiğidir.
AYNI HATALARI KAÇ KEZ İZLEYECEĞİZ?
Uşakspor maçında savunmada verilen açıklar ortadaydı. Takımın geri koşularda yaşadığı problem ortadaydı. Stoper ikilisinin ağır kaldığı görülüyordu. Orta saha ile savunma arasındaki bağlantının koptuğu belliydi. Bunları görmek için teknik direktör olmaya gerek yoktu. Ancak Bigaspor maçına geldiğimizde yine aynı savunma problemlerini, yine ağır kalan bir tandemi, yine rakibi karşılamakta zorlanan bir orta sahayı ve yine kopuk bir Eskişehirspor’u izledik. O zaman insan ister istemez soruyor: Hafta boyunca ne çalışıldı? Bir problem bir kez yaşanır, hata dersiniz. İkinci kez yaşanır, tedbir alınır. Üçüncü kez aynı problemi yaşıyorsanız artık bunun adı tesadüf değildir. Bunun adı teknik ve taktik sorundur.
3-0 GERİDESİN, HÂLÂ RAKİP GOL ARIYOR!
Mağlubiyetin en ağır taraflarından biri de buydu. Eskişehirspor 3-0 gerideyken bile gol arayan, pozisyon üreten ve oyundan vazgeçmeyen taraf Bigaspor’du. Şampiyonluk hedefleyen Eskişehirspor ise sahada maçı çevireceğine dair güçlü bir reaksiyon ortaya koyamadı. Burada mesele sadece taktik de değil. Bu görüntüde mücadele problemi, konsantrasyon problemi, organizasyon problemi ve en önemlisi şampiyonluk iddiasıyla sahaya çıkan bir takımda bulunması gereken reaksiyon eksikliği var. Şampiyon olacak takım her maçı kazanmaz ama şampiyon olacak takım yumruk yediğinde ayağa kalkar. Eskişehirspor Biga’da ayağa kalkamadı.
KADRO KÖTÜ DEĞİL, OYUN KÖTÜ!
En kolay yol futbolcuları suçlamak ve “Bu kadro yetersiz” diyerek işin içinden çıkmaktır. Ancak ben buna katılmıyorum. Beykan Şimşek, Ahmet Dereli, Kerem Baykuş, Hasan Kaya gibi bu lig seviyesinde önemli kabul edilebilecek oyuncularınız var. Bu isimlerin geçmişleri, oynadıkları ligler ve ortaya koydukları performanslar belli. Dolayısıyla sorun sadece oyuncu kalitesi olamaz. Elinizde belirli bir seviyenin üzerinde oyuncular bulunmasına rağmen onları doğru bir oyun içerisinde buluşturamıyorsanız, tartışılması gereken yer başka. Eskişehirspor’un problemi futbolcudan önce oyun problemi. Sahada birbirini tamamlayan bir yapı göremiyoruz. Savunma başka oynuyor, orta saha başka oynuyor, hücum başka oynuyor. Takımın parçaları var ama takımın kendisi yok.
SAVUNMADAKİ YANGIN GÖZ GÖRE GÖRE GELDİ
Eskişehirspor’un en büyük problemi açık biçimde savunmada. Ağır iki stoperle geniş alan bırakarak oynuyorsunuz. Bekler ileri çıkıyor, orta sahada savunmayı koruyacak yapı yeterince oluşmuyor, kanatlar rakibin çıkışlarını takip etmekte zorlanıyor. Sonra rakip bir kez merkezden veya kenardan çıktığında Eskişehirspor savunması açık alanda yakalanıyor.
Bu problem haftalardır görülüyor. Buna rağmen aynı düzen devam ediyorsa burada artık oyunculardan önce tercihler konuşulur. Bigaspor, Eskişehirspor’un zaaflarını gördü ve kullandı. Asıl sorulması gereken soru şu: Bigaspor’un gördüğü bu zaafları Eskişehirspor teknik heyeti neden hâlâ çözemiyor?
HAKAN ŞAPCI İÇİN KREDİ TÜKENİYOR
Hakan Şapcı geçen sezon bu takıma önemli katkılar sağladı. Bunu kimse inkâr edemez. Ancak geçmişte yapılan doğrular bugünkü yanlışların üzerini örtemez. Tam tersine beklentiyi yükseltir. Geçtiğimiz sezon takımın oyununu geliştiren bir teknik adamdan, yeni sezonda aynı problemlerin tekrarını değil, üzerine koymasını beklersiniz. Fakat bugün geldiğimiz noktada Eskişehirspor geçen sezonun başındaki hastalıklarına yeniden yakalanmış durumda. Savunmada açıklar, hatlar arasında kopukluk, geçişlerde problem, hücumda plansızlık ve kötü gidişata karşı geciken reaksiyon… Teknik direktörlük tam da burada devreye girer. Bir teknik adamın görevi sadece ilk 11’i sahaya çıkarmak değildir. Problem çıktığında çözmek zorundadır. Rakip sizi çözüyorsa siz de rakibi çözmek zorundasınız. Üç hafta boyunca aynı şeyleri konuşuyorsak artık “zaman lazım” cümlesinin arkasına saklanmak mümkün değildir. Çünkü Eskişehirspor’un kaybedecek zamanı yok.
BU ŞEHİR BAHANE DEĞİL, REAKSİYON BEKLİYOR
Eskişehirspor sıradan bir üçüncü lig kulübü değil. Tribünüyle, geçmişiyle ve oluşturduğu beklentiyle bu ligin çok üzerinde bir camiadan söz ediyoruz. Dolayısıyla hedefi şampiyonluk olan bir takımın 3-0 kaybedip yoluna hiçbir şey olmamış gibi devam etmesi kabul edilemez. Kimse üçüncü haftada ligi bitirmiyor. Kimse “sezon bitti” demiyor. Ancak alarm zilleri çalıyor. Hem de oldukça yüksek sesle. Önümüzde Balıkesirspor maçı var. Bugünkü Eskişehirspor görüntüsü devam ederse mesele kaybedilen birkaç puandan çok daha büyük hâle gelir. Çünkü puanı telafi edebilirsiniz ama oyun alışkanlığını, özgüveni ve yarışın içinde kalma psikolojisini kaybettiğinizde geri dönüş çok daha zor olur. Bu nedenle artık söz değil, icraat zamanı. Savunma değişecekse değişecek, sistem değişecekse değişecek, oyuncu tercihleri değişecekse değişecek. Gerekirse teknik anlayış baştan aşağı değişecek. Ama bir şey kesin: Bu takım böyle devam edemez. Şampiyonluk istiyorsanız önce şampiyon gibi oynamak zorundasınız. Eskişehirspor şu anda şampiyonluk isteyen bir camiaya sahip ancak sahadaki takım henüz o camianın hedefini taşıyan bir takım görüntüsü vermiyor. En tehlikelisi de tam olarak bu.