Eskişehirspor, Etimesgutspor karşısında son saniyelerde bulduğu golle bir puanı kurtardı. Ancak bazen bir beraberlik, kaybedilen iki puandan çok daha fazlasını anlatır. Siyah-kırmızılıların 1-1 biten karşılaşmada yaşadığı sorunlar, şampiyonluk yolunda ciddi bir uyarı niteliğindeydi.

Balıkesirspor'a yedi gol atan, Akşehir deplasmanından üç golle dönen ve kupada dört golle tur atlayan bir takımın Etimesgut karşısında bu kadar zorlanması tesadüf değildi. Çünkü bu kez karşısında ne istediğini bilen, savunma disiplininden kopmayan ve Eskişehirspor'un zaaflarını iyi değerlendiren bir rakip vardı.

Asıl mesele de tam olarak burada başlıyor.

Eskişehirspor'un nasıl oynayacağını artık rakipler biliyor. Topa sahip olmak, oyunu rakip yarı sahaya yıkmak, kenarları kullanmak ve ön alanda baskı kurmak... Bunlar Hakan Şapcı'nın oyun anlayışının temel taşları. Ancak futbol yalnızca kendi planını uygulamak değil, rakibin planını da bozabilme sanatıdır.

Etimesgutspor bunu başardı. Alanı daralttı, merkezdeki pas bağlantılarını kesti ve kazandığı toplarla hızlı hücumlara çıktı. Üstelik Eskişehirspor'un savunma arkasında bıraktığı boşlukları da değerlendirdi.

Peki Eskişehirspor ne yaptı?

İlk yarıdan itibaren kendisini gösteren problemlere yeterince hızlı reaksiyon veremedi. Savunma yerleşimindeki aksaklıklar, orta sahadaki bağlantı kopuklukları ve hücumdaki etkisizlik uzun süre devam etti.

Kerem Baykuş ile Ahmet Dereli'nin etkisiz kaldığı bölümlerde hücum organizasyonu da tıkandı. Böyle anlarda farklı bir oyun planına ihtiyaç duyuluyor. Tayfun Tatlı ve Mert Başer gibi isimlerin daha erken değerlendirilmesi, orta sahadaki mücadele gücünü ve takımın hücum bağlantılarını değiştirebilirdi.

Burada Hakan Şapcı'ya bir eleştiri getirmek gerekiyor.

Bir teknik direktörün başarısı yalnızca maç öncesinde hazırladığı planla değil, maç içerisinde değiştirebildiği oyunla da ölçülür.

Şapcı'nın Eskişehirspor'a kazandırdıklarını görmezden gelemeyiz. Geçtiğimiz sezondan bu yana ortaya koyduğu çalışma, takımın zaman zaman sergilediği etkili futbol ve son haftalardaki farklı galibiyetler ortada. Ancak bunlar, yapılan hataların konuşulmasına engel olmamalı.

Her puan kaybından sonra teknik direktör değişikliğini gündeme getirmek doğru değil. Fakat aynı sorunların tekrar etmesine de göz yumulamaz.

Bir başka gerçek ise Beykan Şimşek.

Sezonun ilk haftalarında eleştirilen Beykan, bugün Eskişehirspor'un hücumdaki en önemli isimlerinden biri haline geldi. Etimesgut karşısında kaçırdığı fırsatlara rağmen mücadeleyi bırakmadı ve 90+6'da attığı muhteşem golle takımına hayat verdi.

Ama burada da bir soru sormak gerekiyor.

Eskişehirspor her sıkıştığında Beykan'ın bireysel kalitesine mi güvenecek?

Şampiyonluk hedefleyen bir takımın hücum repertuvarı daha geniş olmalı. Bir oyuncu etkisiz kaldığında başka bir isim devreye girebilmeli. Rakip merkezi kapattığında kenarlardan, kenarları kapattığında merkezden çözüm üretilebilmeli. Gerektiğinde çift santrfora dönmek de farklı bir orta saha düzeniyle oynamak da seçenekler arasında bulunmalı.

Savunma tarafı ise en az hücum kadar düşündürücü. Eskişehirspor, özellikle top kayıplarının ardından rakibi karşılamakta zorlanıyor. Hücuma kalabalık çıkarken geride bırakılan alanlar, rakiplerin en büyük fırsatına dönüşüyor. Bu problem çözülmeden yalnızca gol gücüyle şampiyonluk yarışını sürdürmek kolay olmayacaktır.

Üstelik liderle puan farkı beşe çıktı.

Elbette lig uzun bir maraton. Beş puan kapanmayacak bir fark değil. Ancak şampiyonluk yarışında mesele yalnızca rakiplerin puan kaybetmesini beklemek olmamalı. Eskişehirspor önce kendi oyunundaki eksikleri gidermeli.

Şimdi önümüzde Altay deplasmanı var.

Bu karşılaşma yalnızca üç puanlık bir mücadele değil, Etimesgut maçından hangi derslerin çıkarıldığını görme fırsatı olacak.

Son bir noktaya da değinmek istiyorum.

Eskişehirspor, üç maçlık seyircisiz oynama cezasını tamamladı. Bundan sonraki iç saha karşılaşmalarında tribünlerin desteği yeniden takımın yanında olacak. Ancak o tribünlerin coşkusu kadar sahadaki oyunun da güven vermesi gerekiyor.

Bu şehir yalnızca mücadele eden bir takım değil, şampiyonluğa yürüdüğünü oyunuyla hissettiren bir takım görmek istiyor.

Etimesgut karşısında Beykan Şimşek skoru kurtardı.

Şimdi Hakan Şapcı ve öğrencilerinin oyunu kurtarma zamanı.

Ve unutmayalım...

Şampiyonluk, son dakikada kurtarılan puanlarla değil, zamanında çözülen problemlerle gelir.