Eskişehirspor, İzmir deplasmanında Altay’ı 4-1 mağlup ederek şampiyonluk yolunda oldukça değerli bir üç puanı hanesine yazdırdı. Üstelik zirve yarışındaki rakiplerinin puan kaybettiği haftada gelen bu galibiyetin anlamı çok daha büyük. Ancak maçın skoruna bakıp her şeyin yolunda olduğunu söylemek, sahadaki bazı gerçekleri görmezden gelmek olur.

Öncelikle hakkını teslim edelim. Altay, yaşadığı bütün sıkıntılara rağmen formasının ağırlığını sahaya yansıtan bir takım. Genç oyuncularıyla mücadele eden İzmir temsilcisi, Eskişehirspor karşısında da uzun süre oldukça dirençli bir görüntü ortaya koydu. Nitekim siyah-kırmızılılar, karşılaşmanın ilk bölümünde rakibine üstünlük kurmakta ciddi anlamda zorlandı.

Aslında bu tabloya pek de yabancı değiliz. Etimesgut karşılaşmasında gördüğümüz üretkenlik problemi, Altay deplasmanında da kendisini gösterdi. Orta sahadan hücuma geçişlerde yaşanan kopukluk, rakip savunmanın arasına yeterince girilememesi ve hücumdaki hareketsizlik dikkat çekti. Savunmada yapılan bireysel hata ise Eskişehirspor'un geriye düşmesine neden oldu.

İlk yarıda ortaya konulan futbol, açıkçası şampiyonluk hedefleyen bir takımın görüntüsünden oldukça uzaktı.

Ancak futbolun güzel tarafı da burada başlıyor. Bazen tek bir hamle, bütün hikâyeyi değiştirebiliyor.

İşte Altay deplasmanında o hikâyenin başrolü Atalay Yıldırım oldu.

Oyuna sonradan dahil olan 24 yaşındaki futbolcu, yaptığı hat-trick ile Eskişehirspor'u galibiyete taşıyan isim oldu. Kısıtlı sürede ortaya koyduğu performans yalnızca üç golle açıklanamaz. Atalay'ın hareketliliği, gol arayışı ve hücuma getirdiği enerji, takımın maç içerisindeki görüntüsünü tamamen değiştirdi.

Elbette Mert Başaran ve Abdülkadir Öksüz gibi sonradan oyuna dahil olan isimlerin katkısını da unutmamak gerekiyor. Teknik Direktör Hakan Şapcı'nın ikinci yarıdaki hamleleri sonuç verdi. Fakat burada üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir soru var: Eskişehirspor neden maçları kazanabilmek için sürekli bir oyuncunun olağanüstü performansına ihtiyaç duyuyor?

Bir hafta Beykan Şimşek'in bireysel becerisi, başka bir hafta Hasan Kaya'nın golleri, şimdi de Atalay Yıldırım'ın hat-trick'i...

Bunların hepsi çok kıymetli. Ancak şampiyonluk hedefleyen bir takımın yalnızca bireysel yeteneklerle değil, oturmuş bir oyun anlayışıyla da sonuca ulaşabilmesi gerekiyor.

Özellikle orta sahadaki tercihlerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ozan, Tayfun ve Kerem üzerinden kurulan oyun zaman zaman hücum bağlantılarında yetersiz kalıyor. Mert Başaran'ın daha fazla sorumluluk aldığı, Tayfun'un hücuma daha yakın oynadığı bir orta saha düzeni üzerinde durulabilir. Atalay'ın bu performansından sonra ilk 11 için güçlü bir aday olduğunu da söylemek yanlış olmaz.

Savunma tarafında ise başka bir problem var. Eskişehirspor, rakiplerin hızlı hücumlarında ve savunma arkasına gönderilen toplarda sıkıntı yaşamaya devam ediyor. Stoperlerin bireysel özelliklerinden bağımsız olarak savunma hattındaki uyum ve yerleşim konusunun çözülmesi şart.

Burada bütün sorumluluğu futbolculara yüklemek de doğru değil. Hakan Şapcı ve teknik heyetin artık takımın oyun kimliğini daha belirgin hale getirmesi gerekiyor. Çünkü ligde yedinci haftayı geride bıraktık. Elbette sezon uzun, eksikler giderilebilir. Ancak aynı problemlerin farklı karşılaşmalarda tekrar etmesi üzerinde düşünülmesi gereken bir durum.

Diğer taraftan eleştiriyle umutsuzluğu birbirinden ayırmak gerekiyor. Eskişehirspor, zor bir deplasmandan dört gol ve üç puanla döndü. Rakiplerinin puan kaybettiği haftada zirve yarışında önemli bir avantaj elde etti. Bunları küçümsemek büyük haksızlık olur.

Üstelik şimdi önümüzde bambaşka bir atmosfer var. Üç maçlık seyircisiz oynama cezasının ardından Eskişehirspor, Bursa Yıldırım karşılaşmasında yeniden taraftarıyla buluşacak. Tribünlerin desteğiyle bu galibiyetin bir seriye dönüşmesi, takımın özgüvenini de yukarı taşıyacaktır.

Sonuç olarak Altay karşılaşmasından çıkarılacak iki önemli ders var. Birincisi, Eskişehirspor'un geriye düştüğü bir maçı çevirebilecek oyuncu kalitesi ve mücadele gücü bulunuyor. İkincisi ise bu kalitenin henüz doksan dakikaya yayılan istikrarlı bir takım oyununa dönüşmemiş olması.

Benim için meselenin özü tam olarak bu.

Eskişehirspor, Altay karşısında maçı kazanmayı başardı. Şimdi sıra, sahadaki oyunu da kazanmaya geldi.

Şampiyonluk yolunda bazen kötü oynayarak kazanırsınız. Ama hedefe ulaşmak istiyorsanız iyi oynamayı da alışkanlık haline getirmelisiniz.

Altay deplasmanındaki dört gol sevindirdi, üç puan umut verdi. Şimdi o umudu güçlü bir futbol anlayışıyla büyütme zamanı.