Eskişehirspor, İzmir deplasmanında Gaziemir SK karşısında aldığı 5-0’lık galibiyetle hem moral buldu hem de şampiyonluk yarışındaki iddiasını bir kez daha ortaya koydu. Üstelik bunu ilk yarıda yalnızca 23 dakikaya sığdırdığı beş golle yaptı. Ancak bu karşılaşmayı sadece skor üzerinden değerlendirmek, sahada yaşananları eksik okumak olur.
Öncelikle şunu kabul etmek gerekiyor: Eskişehirspor, uzun zamandır görmek istediğimiz hareketli ve üretken hücum oyununu Gaziemir karşısında sahaya yansıttı. Kerem Baykuş, Beykan Şimşek, Hasan Kaya ve Atalay Yıldırım'ın oluşturduğu hücum hattı, rakip savunmanın arkasındaki boşlukları oldukça iyi değerlendirdi.
Özellikle Atalay Yıldırım'ın performansı üzerinde durmak gerekiyor. Sezon başından bu yana bulduğu fırsatları değerlendiren genç futbolcu, artık ilk 11'in önemli parçalarından biri olduğunu gösteriyor. Sadece gol atması değil, topsuz koşuları, arkadaşlarına hazırladığı pozisyonlar ve hücum hattına kazandırdığı hareketlilik de dikkat çekiyor.
Burada Hakan Şapcı'nın oyuncu tercihlerini de değerlendirmek lazım. Gaziemir karşısına dört değişiklikle çıkan teknik adamın özellikle Atalay Yıldırım ve İsmail Kulet tercihleri karşılık buldu. İsmail'in sağ kanattan hücuma verdiği destek, Atalay'ın savunma arkasına yaptığı koşular ve Kerem Baykuş'un yükselen performansı, Eskişehirspor'un hücumdaki etkinliğini artırdı.
ANCAK MADALYONUN DİĞER YÜZÜNÜ DE GÖRMEK ZORUNDAYIZ.
Gaziemir, savunmasını önde kuran ve geride geniş boşluklar bırakan bir rakipti. Eskişehirspor da bu boşlukları cezalandırdı. Peki, aynı hücum organizasyonları Bursa Yıldırımspor veya Etimesgutspor gibi savunma disiplinini ön planda tutan takımlara karşı neden istenilen sonucu vermedi?
ASIL CEVAPLANMASI GEREKEN SORU BU.
Çünkü Eskişehirspor'un şampiyonluk yolundaki en önemli sınavı, açık oynayan rakipleri farklı mağlup etmekten çok, savunmaya çekilen takımların kilidini açabilmek olacak. Bu sezon kaybedilen puanların önemli bir bölümü de bize bunu gösterdi.
Bir başka konu ise ikinci yarıdaki belirgin tempo düşüşü. İlk 35 dakikada rakibine nefes aldırmayan Eskişehirspor, karşılaşmanın devamında aynı üretkenliği sürdüremedi. Elbette beş farklı öne geçen bir takımın tempoyu düşürmesi anlaşılabilir. Rakibin savunma çizgisini geriye çekmesi de bunda etkili oldu. Ancak yapılan oyuncu değişikliklerinin ardından hücumdaki hareketliliğin azalması ayrıca değerlendirilmesi gereken bir durum.
Bu noktada tartışmaların merkezindeki Osman Arslantaş'a da değinmek gerekiyor.
Genç futbolcunun şu ana kadar beklentilerin altında kaldığı ortada. Eskişehirspor'un ihtiyaç duyduğu santrafor performansını henüz ortaya koyamadı. Ancak bütün sorumluluğu tek bir futbolcunun üzerine yüklemek de doğru değil. Oyuncuyu kazanmak önemli fakat şampiyonluk hedefi bulunan bir takımda tercihlerin öncelikle sahadaki verime göre yapılması gerekiyor.
Bugün itibarıyla Atalay Yıldırım'ın ilk 11'deki yerini hak ettiğini düşünüyorum. Beykan, Kerem, Hasan ve Atalay dörtlüsünün uyumu korunmalı. Teknik heyet, bu hücum hattını özellikle kapanan rakiplere karşı daha etkili kullanmanın yollarını aramalı.
Öte yandan hücumdaki olumlu görüntü, takımın diğer bölgelerindeki eksikleri unutturmamalı. Eskişehirspor'un savunma ile hücum arasındaki bağlantıyı güçlendirmesi gerekiyor. Orta sahada oyunun iki yönünü oynayabilen bir futbolcuya, savunmada daha güven veren bir yapıya ve hücumda farklı özelliklere sahip bir santrafor alternatifine ihtiyaç duyulduğu görülüyor. Devre arası transfer döneminde yapılacak hamleler bu nedenle büyük önem taşıyor.
ŞİMDİ ASIL MESELE İSTİKRAR.
Iğdır FK karşısında kupada alınan galibiyet ve ardından Gaziemir deplasmanındaki beş gollü zafer, takımın özgüvenini yeniden yükseltti. Taraftarın da görmek istediği tablo buydu. Ancak futbol yalnızca iki maçlık performansla değerlendirilmiyor.
Eskişehirspor'un önünde Anadolu SF karşılaşması ve şampiyonluk yarışını doğrudan etkileyecek önemli mücadeleler bulunuyor. Gemlik ile arasındaki farkı kapatmaya çalışan siyah-kırmızılıların artık puan kayıplarını en aza indirmesi şart. Çünkü şampiyonluk yarışında yalnızca iyi futbol oynamak değil, bunu haftalar boyunca sürdürebilmek gerekiyor.
Bir de unutulmaması gereken taraftar gerçeği var. İzmir'de yaklaşık 500 Eskişehirspor taraftarının tribünleri doldurması, bu camianın hangi ligde olursa olsun takımından vazgeçmediğinin en güzel göstergesiydi. Bu desteğin karşılığını vermenin yolu ise yalnızca farklı galibiyetlerden değil, sezon sonunda hedefe ulaşmaktan geçiyor.
Sonuç olarak Gaziemir galibiyeti önemliydi. Beş gol değerliydi. Hücumdaki hareketlilik umut verdi. Fakat Eskişehirspor'un artık farklı galibiyetlerden çok, sürdürülebilir bir oyun kimliğine ihtiyacı var.
Hakan Şapcı ve öğrencileri bu galibiyetten doğru dersleri çıkarır, ideal kadro istikrarını yakalar ve savunma ağırlıklı rakiplere karşı çözüm üretebilirse şampiyonluk yolunda çok daha güçlü bir konuma gelecektir.
Şampiyonluk, yalnızca beş gol atabildiğiniz maçlarda değil, bir gol bulmakta zorlandığınız karşılaşmalarda da kazanılır.
Eskişehirspor'un gerçek sınavı işte tam da burada başlıyor.