Bazen bir takımın değişmesi için büyük transferlere, radikal kararlara ya da haftalar süren bekleyişlere gerek kalmaz. Doğru oyuncuyu doğru yere koyarsınız, roller netleşir ve bir anda sahadaki görüntü değişmeye başlar. Eskişehirspor’da son iki haftada gördüğümüz şey tam olarak bu. Bigaspor deplasmanında alınan 3-0’lık yenilginin ardından ciddi soru işaretleri oluşmuştu. Oyun sorgulanıyor, kadro tercihleri tartışılıyor, Hakan Şapcı’nın kafasındaki planın sahaya ne kadar yansıdığı konuşuluyordu. Ardından önce Balıkesirspor’a karşı gelen 7-1, sonra Akşehir deplasmanındaki 3-0’lık galibiyet…
İki maç, 10 gol, yalnızca 1 gol yenildi.
Elbette futbol yalnızca skor üzerinden okunmaz. Ancak bu iki maçta önemli olan 10 golün ötesinde, Eskişehirspor’un ne oynamak istediğinin artık daha net görünmeye başlaması.
Doğru oyuncu, doğru rol
Sezonun ilk haftalarında Eskişehirspor’da bazı oyuncuların yeteneklerinden tam anlamıyla faydalanılamadığını düşünüyordum. Son iki karşılaşmada ise taşların daha doğru yerlere oturduğunu görüyoruz.
Beykan Şimşek bunun en net örneği.
Beykan’ı sürekli çizgiye basan, topu alıp orta yapan klasik bir kanat oyuncusuna dönüştürdüğünüzde onun en önemli özelliklerinden vazgeçmiş oluyorsunuz. Son maçlarda daha fazla iç koridora yaklaşan, merkezle bağlantı kuran ve savunma arkasına pas düşünen bir Beykan görüyoruz. Bu değişim, hücum kalitesini ciddi biçimde yükseltti. Akşehir maçının ilk golü bunun en güzel örneğiydi. Ahmet Dereli’nin savunmayı hareketlendirmesi, Beykan’ın tek dokunuşla oyunu hızlandırması ve Hasan Kaya’nın doğru koşusu… Gol Hasan Kaya’nın hanesine yazıldı ama aslında tabelaya yazılan şey takım oyunuydu.
Hasan Kaya artık bir tercih değil
Hasan Kaya konusunda da tablo giderek daha netleşiyor. Bigaspor maçında kadro denkleminden uzak kalan Hasan’ın, Balıkesirspor karşılaşmasının ardından Akşehir deplasmanında hat-trick yapması tesadüf olarak değerlendirilemez. Çünkü Hasan yalnızca gol atan bir oyuncu değil. Hareketliliği, savunma arkasına yaptığı koşular ve oyunun temposunu yükselten yapısıyla Eskişehirspor’un hücum planına başka bir boyut kazandırıyor. Üç gol elbette manşet olur. Ama benim için daha kıymetli olan, Hasan Kaya’nın artık bu takımın hücum planındaki yerinin tartışmasız hale gelmeye başlaması. Aynı şekilde Kerem Baykuş’un merkezde topu aldığında oyunu yönlendirmesi, ince pasları ve hücum bağlantılarındaki rolü de dikkat çekici. Mert Başer’in merkezde top kazanması, oyunu ileri taşıması ve hat kırabilmesi de takımın dengesini güçlendiriyor. Eskişehirspor belki sezon başından beri kaliteli bir kadroya sahipti. Şimdi o kaliteli oyunculardan bir takım çıkarılmaya başlanıyor. Aradaki fark tam olarak bu.
Akşehir galibiyetinin değeri üç puandan fazla
Akşehirspor’un savunma anlamında ciddi problemleri olduğu açık. Rakibin yaptığı hataları görmezden gelip 3-0’lık galibiyet üzerinden kusursuz bir tablo çizmenin de anlamı yok. Ancak burada önemli bir ayrıntı var. Eskişehirspor daha önce de kalite olarak kendisinden aşağıda görülen takımlara karşı zorlandı. Bigaspor karşılaşması bunun en yakın örneği. Dolayısıyla “Rakip zaten zayıftı” diyerek Akşehir galibiyetini küçümsemek doğru değil.
Üstelik bu galibiyet başka bir yükü de kaldırdı. Eskişehirspor uzun süredir deplasmanda kazanamıyordu. Akşehir’de yalnızca üç puan alınmadı; takımın sırtındaki deplasman baskısı da önemli ölçüde kırıldı. Şampiyonluğa oynayan takımların bazı maçlarda güzel oynamaktan önce kazanmayı alışkanlık haline getirmesi gerekir. Eskişehirspor açısından Akşehir maçının en önemli taraflarından biri de buydu.
Şimdi gerçek sınav geliyor
Fakat bütün bunların ardından ayakların yere basması gerekiyor. Çünkü sırada Etimesgut var. Bir tarafta grubun en fazla gol üreten ekiplerinden Eskişehirspor, diğer tarafta savunmasıyla dikkat çeken bir Etimesgutspor. Rakibin Eskişehir’e gelip açık futbol oynamasını beklemek fazla iyimserlik olur. Büyük ihtimalle merkezde alanı daraltan, hatlar arasındaki bağlantıyı kesmeye çalışan ve Eskişehirspor’u sabırlı hücuma zorlayan bir yapı göreceğiz.
İşte benim için esas ölçü de burada başlayacak. Balıkesirspor karşısında alan bulduğunda neler yapabildiğini gördük. Akşehir karşısında geçiş oyununda ne kadar etkili olabileceğini gördük. Peki rakip kapanırsa?
Alan bırakmazsa?
Beykan’ı merkeze sokmaz, Kerem’in pas kanallarını kapatır ve Hasan Kaya’nın koşu yollarını daraltırsa Eskişehirspor ne yapacak? Şampiyonluk yolundaki takımları belirleyen maçlar çoğu zaman 7-1 kazanılan geceler değildir. Bazen rakibin 10 kişiyle topun arkasına geçtiği bir maçta bulunan tek bir gol, sezon sonunda çok daha değerli hale gelir.
Artık mesele seriyi büyütmek
Eskişehirspor’un son iki haftadaki görüntüsü umut veriyor. Ama henüz yalnızca iki maçtan söz ediyoruz. Asıl önemli olan, Balıkesirspor ve Akşehirspor karşılaşmalarında ortaya çıkan bu futbol aklını sürdürülebilir hale getirmek. Çünkü bu kadronun yeteneği konusunda zaten büyük soru işaretleri yoktu. Esas mesele, yetenekli oyuncuların birbirini tamamlayacağı doğru sistemi kurabilmekti. Şimdi o sistemin izleri görünmeye başladı.
Beykan doğru bölgede.
Hasan Kaya oyunun içinde.
Kerem Baykuş daha üretken.
Ahmet Dereli savunmayı meşgul ediyor.
Merkez daha dengeli.
Savunmanın yapısı daha oturmuş durumda.
Ve belki hepsinden önemlisi, takım yeniden özgüven kazanmaya başladı.
Eskişehirspor için sezonun kırılma noktası Balıkesirspor maçı mıydı, bunu söylemek için henüz erken. Fakat şunu söylemek için erken değil:
Eskişehirspor son iki haftada yalnızca maç kazanmadı; nasıl kazanabileceğini de hatırladı. Şimdi mesele bunu bir alışkanlığa dönüştürmek. Çünkü şampiyonluk, bir haftalık coşkuyla değil; doğru oyunu haftalar boyunca tekrar edebilmekle geliyor.