Sulama sezonunun başlaması, çoğu zaman şehir gündeminde manşetleri süsleyen konular kadar dikkat çekmez. Oysa bir kentin geleceğini belirleyen en önemli unsurlardan biri sudur. Hele ki tarımın stratejik bir alan haline geldiği, iklim değişikliğinin etkilerinin her geçen yıl daha fazla hissedildiği bir dönemde sulama yatırımlarının değeri çok daha iyi anlaşılmalıdır.

Eskişehir’de 2026 yılı sulama sezonunun başlamasıyla birlikte 405 bin dekar tarım arazisinin suyla buluşacak olması son derece önemli bir gelişme. Bu rakam sadece sulanacak arazi miktarını ifade etmiyor. Aynı zamanda tarladaki verimin artmasını, çiftçinin daha fazla kazanmasını, üretimin güçlenmesini ve sofralarımıza daha fazla ürün ulaşmasını da ifade ediyor. Kısacası suyun toprağa ulaşması, bereketin de ekonomiye ulaşması anlamına geliyor.

Devlet Su İşleri’nin açıkladığı verilere göre bu sezon yapılacak sulu tarım sayesinde ülke ekonomisine yaklaşık 5 milyar liralık katkı sağlanması hedefleniyor. Bu rakamın büyüklüğü bile sulama yatırımlarının neden stratejik kabul edildiğini anlatmaya yetiyor. Çünkü tarım sadece çiftçinin meselesi değil. Tarım, sanayiyi besleyen, ticareti hareketlendiren, istihdam oluşturan ve gıda güvenliğini sağlayan çok yönlü bir sektör.

Eskişehir, tarımda her zaman önemli bir üretim merkezi oldu. Şeker pancarından buğdaya, mısırdan sebze üretimine kadar geniş bir ürün yelpazesine sahip. Ancak günümüzde üretimin sürdürülebilir olması için yağışlara güvenmek yeterli değil. Özellikle son yıllarda yaşanan kuraklıklar ve düzensiz yağışlar, modern sulama sistemlerinin ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha gösterdi.

Bu nedenle DSİ tarafından yapılan barajlar, göletler, sulama kanalları ve altyapı yatırımları sadece bugünün değil yarının da yatırımlarıdır. Bugün tarlaya ulaşan su, yarın üretimin devam etmesini sağlayacak en önemli güvence haline geliyor. Üstelik sulama yatırımları yalnızca tarımsal üretimi artırmıyor. Tarım makineleri sektöründen lojistiğe, gıda sanayisinden ihracata kadar birçok alanda ekonomik hareketlilik oluşturuyor.

Ancak burada unutulmaması gereken önemli bir konu daha var. Su kaynaklarımız sonsuz değil. DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta’nın da ifade ettiği gibi her damla suyu son damlaymış gibi kullanmak zorundayız. Sulama yatırımları kadar suyun verimli kullanılması da büyük önem taşıyor. Vahşi sulama yöntemlerinden uzaklaşmak, damla ve yağmurlama gibi modern sistemleri yaygınlaştırmak artık bir tercih değil zorunluluk haline geldi.

Eskişehir’in bereketli toprakları üretmeye devam edecekse bunun yolu suyu doğru yönetmekten geçiyor. Sulama sezonunun başlaması çiftçilerimiz için yeni bir umut, yeni bir emek dönemi anlamına geliyor. Temennimiz, sezonun bol yağışlı, verimli ve bereketli geçmesi. Çünkü çiftçinin kazandığı, toprağın ürün verdiği, suyun doğru kullanıldığı bir Eskişehir, hepimizin kazandığı bir Eskişehir olacaktır.