Eskişehir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin Haziran ayı oturumunda, Eylül ayında düzenlenmesi planlanan “Uluslararası Eskişehir Porsuk Festivali” üzerinden kentin önceliklerine ilişkin bir tartışma yeniden gündeme geldi.
Projenin vaadine baktığımızda; Porsuk bu kez yalnızca kenarında vakit geçirilen bir kent simgesi değil, kano yarışlarından bot müsabakalarına, dijital görsel şovlardan çeşitli etkinliklere kadar uluslararası bir spor ve turizm merkezi olarak kurgulanıyor. Üstelik organizasyonun, öğrencilerin şehre döndüğü ve ticari hareketliliğin yeniden arttığı Eylül ayında gerçekleştirilmesi planlanıyor.
Meclis görüşmelerinde AK Parti grubu adına söz alan Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş, kentin kronikleşen sorunlarını yeniden gündeme getirerek, “Biz Eskişehir’de festivallerin yapılmasına karşı değiliz. Zaten başımız döndü festivallerden… Eskişehir’in kentsel dönüşüm, sokaklar, trafik sorununu bırakıp habire festivallerle uğraşıyoruz” sözleriyle eleştirilerini dile getirdi. Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ise kültür ve sanatın Eskişehir’in kimliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu, bu tür organizasyonların kente ekonomik ve turistik katkı sunduğunu vurguladı.
Aslında tartışmanın özü de burada yatıyor. Bir şehir yalnızca yolları, binaları ve altyapısıyla değerlendirilemez. Aynı şekilde kültürel etkinlikler de vatandaşın günlük yaşamını doğrudan etkileyen sorunların yerine geçemez. Yerel yönetimlerin başarısı, bu iki alan arasında sağlıklı bir denge kurabilmelerinde saklıdır.
Bugün Eskişehir’de trafik konuşuluyor, kentsel dönüşüm konuşuluyor, altyapı eksikleri konuşuluyor. Ancak aynı Eskişehir, yıllardır kültür, sanat ve sosyal yaşam alanındaki yatırımlarıyla da Türkiye’nin dikkat çeken kentlerinden biri olmayı sürdürüyor.
Bu nedenle mesele festivaller ya da altyapı yatırımları arasında bir tercih yapmak değil; her iki başlığı da ihmal etmeden yönetebilmektir. Eskişehir’i farklı kılan ise yalnızca sahip olduğu fiziksel imkânlar değil; o imkânlara anlam katan kent kültürüdür.