Üniversite tercihi, gençlerin hayatındaki en önemli dönemeçlerden biri. Hangi şehir, hangi bölüm, hangi okul derken verilen karar, aslında geleceğin de yönünü belirliyor. İşte tam da bu yüzden tercih döneminde iletişim alanını düşünen gençlere gönül rahatlığıyla söyleyebileceğim bir adres var: Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi.

Ben de o sıralardan geçmiş, o koridorlarda yürümüş, o stüdyolarda eğitim almış bir mezun olarak bunu sadece duyduklarımla değil, bizzat yaşadıklarımla söylüyorum. Bugün yaklaşık 13 yıldır gazetecilik yapıyorsam, televizyon ekranlarında program hazırlayıp sunabiliyorsam, bunun temelinde İletişim Bilimleri Fakültesi'nde aldığım eğitim yatıyor.

1972 yılında eğitim hayatına başlayan fakülte, bugün yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın saygın iletişim okulları arasında gösteriliyor. Türkiye'deki onlarca iletişim fakültesi arasında her zaman ilk sıralarda yer alması tesadüf değil. Çünkü burası sadece ders anlatan bir okul değil; öğrencisini sektöre hazırlayan, düşündüren, ürettiren ve uygulamanın tam içine sokan bir eğitim anlayışına sahip.

Gazetecilikten Sinema ve Televizyona, Halkla İlişkiler ve Reklamcılıktan Yeni Medya ve İletişime kadar her bölüm, değişen dünyanın ihtiyaçlarına göre şekilleniyor. Üstelik eğitim yalnızca sınıfta kalmıyor. Radyo stüdyolarından televizyon stüdyolarına, kurgu odalarından sanal gerçeklik laboratuvarlarına kadar öğrenciler daha okul sıralarındayken meslekle iç içe yetişiyor. Kamera kullanmayı da öğreniyor, haber yazmayı da... Reklam kampanyası hazırlamayı da biliyor, dijital medyanın dilini de...

Bugün medya sektöründe iz bırakan çok sayıda gazeteci, yönetmen, yapımcı, reklamcı ve iletişim profesyonelinin ortak noktası Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi mezunu olmaları. Bu başarı tesadüfen oluşmuş bir tablo değil; yılların birikimi, güçlü akademik kadro ve uygulamaya dayalı eğitim anlayışının doğal sonucu.

Fakültenin en büyük avantajlarından biri de dünyaya açık olması. Erasmus programları, uluslararası projeler, yabancı dil desteği ve Avrupa Birliği ile TÜBİTAK projeleri sayesinde öğrenciler sadece Türkiye'yi değil, dünyayı da tanıma fırsatı buluyor. İletişim artık sınır tanımayan bir alan ve İBF de öğrencilerini tam olarak buna hazırlıyor.

Son dönemde fakülte adına sevindirici bir gelişme daha yaşanıyor. Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel'in de bu fakültenin mezunu olması, İletişim Bilimleri Fakültesi için ayrı bir avantaj oluşturuyor. Fakültesini yakından tanıyan, bu sıralardan geçmiş bir rektör olarak İBF'nin daha da güçlenmesi adına önemli adımlar atması, fiziki ve akademik gelişimine destek vermesi gelecek adına umut veriyor. Bir mezunun, yıllar sonra üniversitesinin en üst makamında görev yapması ve kendi fakültesine sahip çıkması, öğrenciler açısından da önemli bir motivasyon kaynağı.

Tercih dönemindeki gençlere tek bir tavsiyem var. Üniversite sadece diploma alınacak bir yer değildir. Size vizyon katacak, mesleğinizi sevdirecek, kendinizi geliştireceğiniz bir ortam sunmalıdır. Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi bunu fazlasıyla sağlayan kurumlardan biridir.

Bugün dönüp baktığımda iyi ki o fakültenin öğrencisi olmuşum diyorum. Çünkü bana sadece bir meslek kazandırmadı; sorgulamayı, üretmeyi, araştırmayı ve toplum adına söz söylemenin sorumluluğunu da öğretti.

Bazen bir tercih, bütün hayatı değiştirir. İletişim alanında kariyer hedefleyen gençler için Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi işte tam da böyle bir tercih olabilir.