Türkiye’de tarım denildiğinde aklımıza önce verimli topraklarımız, çiftçimiz ve bereketli ürünlerimiz geliyor. Ancak bugün tarım sektörünün karşı karşıya olduğu önemli sorunlardan biri de ekilmeyen tarım arazileri. Bir tarafta üretim yapmak isteyen ancak yeterli araziye ulaşamayan çiftçilerimiz bulunurken, diğer tarafta çeşitli nedenlerle boş bırakılan ve üretim dışında kalan tarlalar var. İşte bu noktada ekilmeyen tarım arazilerinin kiraya verilmesi konusu büyük önem taşıyor.

Bence toprağın boş kalması yalnızca arazi sahibinin ekonomik tercihi olarak görülmemeli. Çünkü tarım arazisi sıradan bir taşınmaz değildir. Toprak; gıda güvenliği, istihdam, kırsal kalkınma ve ülkenin ekonomik bağımsızlığı açısından stratejik bir değerdir.

Çiftçinin üretim yapabilmesi için öncelikle toprağa ihtiyacı var. Özellikle küçük ve orta ölçekli üreticilerin arazi satın alması her zaman mümkün olmuyor. Arazi fiyatlarının yükselmesi, miras yoluyla arazilerin parçalanması ve üretim maliyetlerinin artması çiftçinin önündeki engelleri büyütüyor. Buna karşılık bazı araziler de yıllarca boş kalabiliyor.

Burada kiralama sistemi önemli bir çözüm olabilir.

Ekilmeyen tarlaların üretim yapmak isteyen çiftçilere belirli şartlarla kiraya verilmesi hem arazi sahibine gelir sağlayabilir hem de kullanılmayan toprağın ekonomiye kazandırılmasına katkı sunabilir. En önemlisi ise üretim artar. Üretim arttığında yalnızca çiftçi değil, tüketici de bundan etkilenir.

Çünkü tarımsal üretimde yaşanan her eksiklik bir süre sonra fiyatlara yansıyor. Domatesten buğdaya, ayçiçeğinden bakliyata kadar birçok üründe arzın yeterli olmaması fiyat baskısı oluşturabiliyor. Türkiye'nin tarımsal üretim kapasitesini daha etkin kullanması bu nedenle yalnızca çiftçinin meselesi değildir. Bu konu doğrudan doğruya vatandaşın mutfak bütçesini de ilgilendiriyor.

Ancak burada önemli bir noktayı özellikle vurgulamak gerekiyor: Her ekilmeyen arazi aynı durumda değildir.

Bazı tarlalar sulama problemi nedeniyle boş kalabilir. Bazılarında ulaşım sorunu olabilir. Bazı arazilerin küçük ve parçalı olması ekonomik üretimi zorlaştırabilir. Kimi yerde ise arazi sahibi yaşlı olduğu için tarımla uğraşamıyor olabilir. Dolayısıyla "boş kalan her tarla mutlaka kiraya verilsin" şeklindeki tek tip yaklaşım yerine, arazinin neden ekilmediğinin araştırılması gerekiyor.

Bana göre sistemin başarısı, yalnızca tarlaların kiraya verilmesine değil, kiralanan arazilerde gerçekten üretim yapılmasının sağlanmasına bağlıdır.

Burada devletin rolü de önemlidir. Arazilerin tespit edilmesi, arazi sahipleri ile üreticilerin buluşturulması, kira sözleşmelerinin güvenli hale getirilmesi ve tarafların haklarının korunması gerekir. Kiracı çiftçinin de arazi sahibinin de kendisini güvende hissettiği bir sistem kurulmalıdır.

Çünkü çiftçi tarlayı kiraladıktan sonra "Acaba gelecek yıl arazi elimden alınır mı?" endişesi yaşamamalıdır. Arazi sahibi de "Tarlam zarar görür mü, kira bedelim ödenir mi?" kaygısı taşımamalıdır.

Bir başka önemli konu ise kira bedelleridir. Eğer boş arazilerin kiralanması teşvik edilecekse kira bedellerinin de üretimin ekonomik gerçekleriyle uyumlu olması gerekir. Çiftçi daha tarlayı kiralarken yüksek bir maliyetle karşılaşırsa, üzerine tohum, gübre, mazot, ilaç, sulama ve işçilik giderleri de eklendiğinde üretim yapmak zorlaşacaktır.

Dolayısıyla amaç sadece araziyi kiraya vermek değil, üretilebilir ve sürdürülebilir bir tarım modeli oluşturmaktır.

Üstelik bu uygulamanın kırsal kalkınma açısından da önemli sonuçları olabilir. Boş kalan arazilerin üretime kazandırılması köylerde ekonomik hareketlilik yaratabilir. Tarımsal istihdam artabilir. Gençlerin kırsalda kalması veya yeniden tarıma yönelmesi mümkün olabilir. Yerel ekonominin canlanmasıyla birlikte esnaftan nakliyeciye, tarım makinesi satıcısından gübre ve yem işletmelerine kadar birçok sektör bundan olumlu etkilenebilir.

Fakat burada bir başka gerçeği de göz ardı etmemeliyiz. Çiftçiye sadece toprak vermek yeterli değildir. Üretim maliyetleri yüksek olduğu sürece boş arazilerin tamamının üretime kazandırılması kolay olmayacaktır. Çiftçinin finansmana, uygun maliyetli girdilere, sulamaya, teknolojiye, pazara ve ürününü değerinde satabileceği bir sisteme ihtiyacı var.

Benim düşünceme göre ekilmeyen tarlaların kiraya verilmesi, Türkiye'nin tarım politikasında önemli araçlardan biri olabilir. Ancak bu uygulama tek başına mucize çözüm olarak görülmemeli. Arazi toplulaştırmasından sulama yatırımlarına, üretim planlamasından pazarlama sistemine kadar daha geniş bir politika içinde değerlendirilmelidir.

Sonuçta toprak, gelecek nesillere bırakacağımız en önemli ekonomik varlıklardan biridir. Bugün boş bıraktığımız bir tarla, yarın ithal etmek zorunda kalacağımız bir ürünün eksik üretim alanı olabilir.

Bu nedenle mesele sadece "tarla kiraya verilsin mi?" sorusu değildir. Asıl soru şudur: Türkiye'nin üretim potansiyelini neden âtıl bırakalım?

Bence ekilmeyen tarım arazilerinin üretim yapmak isteyen çiftçilerle buluşturulması, doğru denetim ve adil kira koşullarıyla desteklendiğinde hem çiftçiye hem tüketiciye hem de ülke ekonomisine katkı sağlayabilir. Toprağın boş kalması yerine üretime kazandırılması, bugün olduğu kadar geleceğimiz açısından da üzerinde ciddi şekilde düşünülmesi gereken bir konudur.