Eskişehirspor’da artık kimsenin birbirine masal anlatmasına gerek yok.
Üç hafta geride kaldı. Bir galibiyet, bir beraberlik, bir mağlubiyet… Liderle puan farkı 5.
Ama asıl problem puan tablosunda değil. Asıl problem, Eskişehirspor’un sahada şampiyonluk isteyen bir takım görüntüsü vermemesi.
Alanya karşısındaki 4-0’lık galibiyet hepimizi heyecanlandırdı. Fakat bugün dönüp baktığımızda o maçın Eskişehirspor’un gerçek seviyesini mi gösterdiği, yoksa sezon başındaki güzel bir başlangıç olarak mı kaldığı sorusunu sormak zorundayız.
Çünkü Uşak’ta başlayan soru işaretleri Biga’da kocaman bir probleme dönüştü.
Ve açık konuşalım:
Bu takımın savunması SOS veriyor.
Bunu yeni söylemiyoruz. ESES TALKS’ta haftalardır söylüyoruz. Rakip uzun vuruyor, savunma arkasına koşuyor, markajda kopmalar yaşanıyor, ikinci toplar rakibe kalıyor.
Biz konuşuyoruz, taraftar konuşuyor, rakipler görüyor ama Eskişehirspor çözüm üretemiyor.
Biga’da 3-0’lık mağlubiyet artık “kötü gün” diye açıklanabilecek bir sonuç değildir. Çünkü kötü günler olur. Fakat aynı hastalığı her hafta sahaya taşıyorsanız, mesele kötü gün değil, yanlış yapılanmadır. Şimdi gelelim daha can sıkıcı noktaya. Eskişehirspor’un hedefi şampiyonluk. Peki bu hücum hattıyla gerçekten şampiyonluğa mı oynayacağız?
Ahmet Dereli ve Osman Arslantaş üzerinden bütün sezonu götürmeye çalışmak, Eskişehirspor’un hedefleriyle ne kadar örtüşüyor? Bu oyunculara kötü futbolcu demiyorum.
Ama şampiyonluk başka bir şeydir. Şampiyonluk hedefleyen takımın kulübesi de güçlü olacak. Alternatifi olacak. Bir planı işlemediğinde ikinci planı olacak. Rakip önlem aldığında başka bir yol bulacak. Bugün Eskişehirspor’da bunu göremiyoruz. Daha kötüsü, takım geriye düştüğünde maçı çevirecek bir karakter de göremiyoruz. İşte burada Hakan Şapçı’nın sorumluluğu başlıyor. Bir takımın gerçek teknik direktörlük sınavı 1-0 öndeyken verilmez. Asıl sınav 1-0 gerideyken verilir. Rakip kapanmışsa ne yapacaksın? Orta saha işlemiyorsa ne yapacaksın? Forvet etkisizse ne yapacaksın? Savunma alarm veriyorsa ne değiştireceksin?
Eskişehirspor geriye düştüğünde oyunun kontrolünü rakibin elinden alıp kendi eline geçiremiyorsa burada teknik heyetin de ciddi şekilde sorgulanması gerekiyor. Çünkü Eskişehirspor’un problemi yalnızca futbolcuların ayağındaki top değil. Takımın sahada bir B planı yok gibi. Ve şampiyonluklar A planıyla kazanılmaz.
Şimdi yönetim için de kritik bir dönem başlıyor. Geçen sezon yapılan hatalar tekrar edilirse bunun bedeli çok daha ağır olur. Yönetim, sorunları görmek için puan kayıplarının iyice birikmesini beklememeli.
Çünkü Eskişehirspor’da taraftarın sabrı sınırsız değil.
Bu taraftar yıllardır bu kulübün peşinden koşuyor. Deplasmanda takımını yalnız bırakmıyor. Biga’da 3-0 geriye düşülmesine rağmen desteğini sürdürüyor.
Taraftar görevini yapıyorsa, sahadaki herkes de görevini yapmak zorunda.
Kimsenin Eskişehirspor formasının ağırlığının altında ezilme hakkı yok.
Çünkü bu forma sıradan bir forma değil. Bu forma, tribünde binlerce insanın umudu.
Bu forma, şehirde yaşayan insanların duygusu. Bu forma, yıllardır bu kulübün peşinden giden insanların emeği. O yüzden artık kimse “daha çok erken” diyerek sorumluluktan kaçamaz.
Evet, sezonun başındayız.
Ama sorunları konuşmak için sezonun sonunu beklemek zorunda değiliz!
Şimdi ise bütün gözler Balıkesirspor maçında.
Ben bu karşılaşmayı sıradan bir lig maçı olarak görmüyorum. Bu maç Eskişehirspor’un sezonundaki kırılma maçı.
Kazanırsanız yeniden umut doğar. Ama kaybederseniz şampiyonluğa havluyu erken atmış olursunuz.
O zaman yönetimin geçen sezon yaptığı hataları tekrar etmemesi gerekir. Sorun varsa müdahale edilecek. Gerekirse teknik direktör değişecek. Gerekirse kadro yapılanması sorgulanacak.Kimse Eskişehirspor’dan üç haftada şampiyonluk istemiyor. Ama sahada mücadele eden, ne oynadığını bilen ve kaybettiğinde bile reaksiyon gösteren bir takım istiyor.
Bazı maçlar sezonun kaderidir. Şimdi o maç geldi.
Eskişehirspor için mazeret değil, reaksiyon zamanı.
Ve pazar günü sahada tek bir soru olacak:
Eskişehirspor bu sezon hedefinin arkasında duracak mı, yoksa daha yolun başında pes mi edecek?