Yeni haftaya girerken ekonomi gündeminin merkezinde bu kez yalnızca Türkiye değil, küresel para politikası da olacak. 14-19 Eylül 2026 haftası, özellikle ABD Merkez Bankası’nın faiz kararı, Türkiye’de açıklanacak üretim ve tarım verileri, Avrupa ekonomisine ilişkin göstergeler ve piyasalardaki beklentiler açısından oldukça hareketli geçecek. Benim açımdan haftanın en önemli başlığı, küresel faiz politikasının yönü ile Türkiye ekonomisinin üretim kapasitesine ilişkin verilerin aynı dönemde gündeme gelmesi olacak.
Türkiye’de haftanın ilk günü, 14 Eylül Pazartesi günü temmuz ayına ilişkin dış ticaret endeksleri ile kümes hayvancılığı ve süt-süt ürünleri üretim verileri açıklanacak. Bu veriler özellikle ihracatın rekabet gücü, ithalat maliyetleri ve gıda fiyatlarının seyri açısından önem taşıyor. Dış ticaret endeksleri, Türkiye’nin dış ticaretinde fiyat ve miktar değişimlerini anlamamıza yardımcı olurken, hayvansal üretim verileri ise gıda arzı açısından önemli bir gösterge olacak. TÜİK’in 2026 yayın takviminde bu verilerin 14 Eylül’de açıklanacağı görülüyor.
15 Eylül Salı günü ise tarım ve hizmet sektörünü yakından ilgilendiren üç önemli veri gündeme gelecek. Ağustos ayı Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi, temmuz ayı İnşaat Üretim Endeksi ve temmuz ayı Hizmet Üretim Endeksi açıklanacak. Özellikle tarım üretici fiyatları, önümüzdeki aylarda tüketici enflasyonuna yansıyabilecek maliyet baskılarını görmek açısından önemli. Türkiye’de gıda enflasyonunun genel enflasyon üzerindeki ağırlığı düşünüldüğünde, üretici fiyatlarındaki gelişmeler yalnızca çiftçiyi değil, market rafındaki fiyatları da ilgilendiriyor.
İnşaat üretimi ise ekonominin genel aktivitesi açısından dikkatle izlenecek. Konut, altyapı ve ticari yapı yatırımlarındaki hareketlilik; istihdamdan çimento, demir-çelik ve enerji talebine kadar geniş bir alanı etkiliyor. Hizmet üretimi de ekonominin diğer önemli ayağı. Türkiye ekonomisinin giderek daha fazla hizmetler sektörüne dayandığı düşünüldüğünde, bu verinin büyümenin niteliği konusunda önemli ipuçları vermesini bekliyorum.
16 Eylül Çarşamba günü ekonomik gündem daha da yoğunlaşacak. Temmuz ayı hizmet üretim endeksi ve ücretli çalışan istatistiklerinin yanı sıra 2025 yılı sektör bilançoları açıklanacak. Ayrıca ağustos ayı motorlu kara taşıtları verileri de gündeme gelecek.
Ücretli çalışan sayısı, ekonominin istihdam yaratma kapasitesini göstermesi bakımından özellikle önemli. Burada yalnızca çalışan sayısındaki artışa değil, çalışanların hangi sektörlerde yoğunlaştığına da bakmak gerekiyor. Çünkü yüksek enflasyon ortamında istihdamın artması tek başına yeterli değil; ücretlerin satın alma gücünün de korunması gerekiyor.
Haftanın en kritik gelişmelerinden biri ise ABD Merkez Bankası’nın faiz kararı olacak. ABD Merkez Bankası Federal Açık Piyasa Komitesi 15-16 Eylül’de toplanacak ve karar 16 Eylül Çarşamba günü açıklanacak. Piyasalar, yüksek seyreden enflasyon ve güçlü istihdam verileri nedeniyle faiz politikasının daha sıkı bir çizgide kalıp kalmayacağına odaklanmış durumda.
Burada önemli olan yalnızca faiz oranının kendisi değil, Fed’in bundan sonraki döneme ilişkin vereceği mesaj olacak. Çünkü ABD’de enflasyonun hâlâ hedefin üzerinde seyretmesi ve enerji fiyatlarının yüksekliği, faiz indirimlerinin önünü sınırlıyor. Öte yandan yüksek faizlerin büyümeyi ve istihdamı yavaşlatma riski bulunuyor. Dolayısıyla Fed’in önünde oldukça zor bir denge var.
17 Eylül Perşembe günü Türkiye açısından önemli bir başka başlık öne çıkacak. TCMB’nin 10 Eylül’deki Para Politikası Kurulu toplantısının özeti yayımlanacak. TCMB’nin resmi takviminde 17 Eylül tarihi PPK toplantı özeti için yer alıyor.
Aynı gün TÜİK’in hayvancılık istatistikleri de gündemde olacak. Hayvan varlığı ve üretim verileri, özellikle et ve süt fiyatlarının geleceği açısından dikkatle izlenmeli. Türkiye’de gıda fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisi düşünüldüğünde, tarımsal ve hayvansal üretimdeki gelişmeler ekonomik gündemin önemli bir parçası olmaya devam edecek.
ABD tarafında 17 Eylül’de haftalık işsizlik maaşı başvuruları, Philadelphia Fed imalat endeksi, konut başlangıçları ve yapı ruhsatları açıklanacak. 18 Eylül Cuma günü ise ABD sanayi üretimi, kapasite kullanım oranı ve Conference Board öncü göstergeler endeksi piyasaların önünde olacak.
Benim değerlendirmeme göre bu haftanın genel fotoğrafı üç başlıkta şekillenecek: faiz, üretim ve enflasyon. Türkiye açısından üretim ve istihdam verileri ekonominin iç dinamiklerini gösterecek. ABD’deki Fed kararı ise küresel para akımlarının yönünü etkileyebilecek.
Özellikle Fed’den gelecek mesajın dolar, altın, petrol ve gelişmekte olan ülke piyasaları üzerinde etkili olması beklenebilir. Türkiye açısından da küresel faiz ortamı, döviz kuru ve dış finansman koşulları nedeniyle büyük önem taşıyor.
Sonuç olarak 14-19 Eylül haftası, ekonomik göstergelerin yalnızca açıklanacağı değil, piyasaların gelecek döneme ilişkin beklentilerini yeniden şekillendireceği bir hafta olacak. Benim kanaatim, özellikle Türkiye’de üretim ve istihdam tarafındaki gelişmeler ile ABD’nin para politikasının birlikte değerlendirilmesi gerektiği yönünde. Çünkü önümüzdeki dönemde Türkiye ekonomisinin kaderini yalnızca iç politikalar değil, küresel faizler, enerji fiyatları, dış talep ve sermaye hareketleri de belirleyecek.