Bazen bir insanın hayatında küçük gibi görünen bir dokunuş, büyük bir değişimin başlangıcı olabilir.
Bir enstrüman çalmayı öğrenmek, bir yazılım diline merak salmak, bir zanaatın inceliklerini keşfetmek ya da daha önce hiç düşünmediği bir alana adım atmak… Bunların hepsi gençlerin hayatında yeni kapılar açabilir. İşte bu noktada gönüllülük, sadece zaman ayırmak ya da bir şeyler öğretmekten çok daha anlamlı bir hale geliyor.
Tepebaşı Belediyesi 29 Ekim Gençlik Merkezi'nin gönüllü eğitmen çağrısını da bu açıdan önemli buluyorum. Çünkü çağrının temelinde çok güzel bir düşünce var: Bildiğin bir iş varsa, gençlerle paylaş!
Aslında hepimizin bildiği, yıllar içerisinde öğrendiği ve tecrübe ettiği bir şeyler var. Kimi bir enstrüman çalıyor, kimi yazılım biliyor, kimi bir zanaata yıllarını vermiş, kimi de mesleğinde edindiği deneyimleri başkalarına aktarabilecek birikime sahip. Bunların gençlerle paylaşılması ise hem bireysel hem de toplumsal açıdan çok kıymetli.
Çünkü bilgi, paylaşıldıkça çoğalan en değerli şeylerden biri. Üstelik Eskişehir gibi bir öğrenci kentinde bunun ayrı bir anlamı var. Kentimizde binlerce genç eğitim hayatını sürdürüyor. Üniversitelerimiz, gençlik merkezlerimiz ve çeşitli kurumlarımız gençlerin gelişimine katkı sunmak için önemli çalışmalar yapıyor. Ancak gençlerin yalnızca akademik eğitim alması yeterli değil.
Onların farklı alanları tanıması, yeteneklerini keşfetmesi, kendilerine yeni beceriler kazandırması ve hayatın içerisinden insanlarla bir araya gelmesi de gerekiyor. İşte gönüllü eğitmenlik tam da burada devreye giriyor.
Bir genç belki bir kursa katılacak ve hayatında ilk kez gitar çalacak. Belki bir başkası yazılımla tanışacak ve ileride mesleğini bu alanda şekillendirecek. Bir diğeri yıllardır merak ettiği bir zanaatı öğrenmeye başlayacak. Belki de sadece yeni insanlarla tanışacak, kendisine güveni artacak ve geleceğine dair farklı bir pencere açacak.
Bunların hangisinin nerede, ne zaman karşımıza çıkacağını bilemeyiz. Ama bildiğimiz bir şey var: Bir insanın bildiğini başka bir insana aktarması, geleceğe bırakabileceği en güzel izlerden biridir.
Gönüllülük de zaten biraz böyle bir şey. Karşılığında bir şey beklemeden zamanını, emeğini ve bilgisini başkasının gelişimi için ortaya koymak… Bugün gençlere bir saat ayıran bir gönüllü eğitmen, belki de yıllar sonra o gencin hayatındaki en önemli insanlardan biri olarak hatırlanacak. Çünkü bazen bir öğretinin kendisinden çok, onu öğreten insanın verdiği cesaret akılda kalıyor.
Bu nedenle 29 Ekim Gençlik Merkezi'nin çağrısını yalnızca bir gönüllü eğitmen ilanı olarak görmemek gerekiyor. Bu, Eskişehir'in sahip olduğu bilgi ve deneyim birikimini gençlerle buluşturma çağrısıdır. “Ben ne öğretebilirim ki?” diye düşünmemek lazım.
Belki bir enstrüman çalıyorsunuz, belki bilgisayara hakimsiniz, belki yıllardır bir mesleğin içerisindesiniz, belki elinizden gelen bir zanaatınız var. Belki de yıllar içerisinde edindiğiniz bir tecrübeyi gençlere aktarabilirsiniz.
Bildiğiniz bir şey varsa, paylaşın. Çünkü gençlerin yolunu aydınlatmak için her zaman büyük projelere ihtiyaç yok. Bazen bir insanın ayırdığı birkaç saat, anlattığı birkaç cümle ve paylaştığı bir tecrübe bile yeterli olabilir.
Ve belki de gönüllülüğün en güzel tarafı budur. Bir şeyler öğretirken aslında geleceğe yatırım yaparsınız. 29 Ekim Gençlik Merkezi'nin bu çağrısının da Eskişehir'de daha fazla karşılık bulmasını diliyorum. Çünkü bu kentte gençlere yol gösterecek, onların elinden tutacak ve bildiklerini paylaşacak çok sayıda insan olduğuna inanıyorum.
Şimdi sıra biraz da o insanların öne çıkmasında… Bildiğin bir iş varsa, gençlerle paylaş! Belki senin öğreteceğin bir şey, bir gencin hayatındaki en önemli başlangıç olacak.