Ben de bir köy çocuğuyum. Köyüm Karaören’le, köylü çocuğu olmakla onur duyarım. İlçem, vilayetim ve ülkem Türkiye’mle şeref duyarım. Müslüman, milliyetçi, muhafazakâr, demokrat ve çağdaşlığımla vakarım. Türk, Müslüman ve çağdaş medeniyet kültür zenginliğiyle kıvançlıyım. Allah’ın ve devletin yasaklarından uzağım. Allah’ın emri, devletin anayasasına sadakatle bağlılık vatandaşın en akıllı işi… İlkesiz, ülküsüz, idealsiz insanı düşünmek istemem... Görgü kurallarına, inanç itibarına, hak-hukuk ilişkilerine, aile bağlarına, vatanperverlik ilkelerine bağlık insanın en bereketli kazancı… Kim ne derse desin, kim nasıl düşünürse düşünsün doğduğu vatanı, doyduğu yurdu sevmeyenden kime ne hayır gelir? Kişi kimlik ve kişiliğini sözünün doğruluğu, işinin dürüstlüğü üzerine kurmadıkça o kişilik ve kimliğin kendine bile hayrı olmaz. Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkeleri takdire şayan... Kisveye bürünüp kimlik, kişilik pazarlamaya kalkışmak hoş bir tavır değil.

Bazıları başkalarının aklı ile değer bulmaya kalkıştıkça kaybediyorlar. Birinin anlatısında: “Sosyal ve medeni ilişkiler bağlamında bir sohbet sırası biri dinbazlık tasladı. Biri de ona: “Bana efal-i mükellefini sayar mısın.” dedi. Dinbaz kızarıp bozarmakla kalmadı, adeta dili tutuldu. Yine birinde de dini mevzular üzere konuşulurken biri: “Atatürk’ten niçin söz etmiyorsunuz?” dediğinde, bir başkası da ona, bana Atatürk ilkelerini sayar mısın? Dediğinde o kişi sus-pus oldu.” dedi. Göstermelik söylemlerle hiç kimsenin bir başkasını rencide etmeye hakkı olamaz. Tribüne oynamak, insanlık onuruna yakışmaz. Farklı düşünceli iki tip… Acayip değil mi, insanın sahiplendiği gayeden, ülküden bihaber olması... Bu iki tipten birinin Müslümanlık, diğerinin Atatürk adına karşıdaki insana hasmane tavırlı çıkışları ne denli doğru? “Eskiler biliyorsan konuş, bilmiyorsan sus adam zannetsinler.” derlerdi. Her Türk vatandaşı milli ve dini büyüğünü sever, sayar. Hiç kimse, bir başkasının dini ya da milli büyüğüne olan sevgisini, saygısını ölçüp tartamaz. Toplumsal konuşmalarda hasmane laflardan kaçınmalı. Sözü, zülfü yâre dokundurmamalı.

Başkalarının inanç, milliyet, örf, adet, ailevi durumu gibi kutsal değerlerine dil uzatmamalı. Hiç kimse bir başkasının dini ve milli değerlerine bağlılığını ölçüp biçmeye kalkışmamalı. Herkes kendi milli ve dini değerlerinin ağırlığını bilir. Bilmeye de mecbur. Milli ve manevi değerlere sataşmak husumet doğurur. Kutuplaşmaya yol açar. Tefrikaya sebep olur. Kültürel değerleri öğrenmek için çok okumak gerek. İlmi, bilimi hikmetince öğrenmek ve gereğince yaşamak için çok, çok okumalı... Bağnaz düşünceden, şarlatan tavırdan arınmak eğitimle, öğretimle olur. Bahtiyar insan evrensel düşüncede hadiseleri dini, milli ve muasır medeniyet seviyesinde çok yönlü mukayese ederek yaşayan insandır. Oluşumları, olanları sadece duyumla değil okuyup araştırarak olacağına göre irdelemek medeni insanın erdemliği... Bugünün dünden daha ileride olmasına yönelik çalışmak akıllı, meziyetli insanın işi… Bizim çocukluğumuzun köy yaşamı ile bugünün köy yaşamı mukayese kabul etmez.

İlkokulu doğduğum köyümde okudum. Çocukluğumu orada yaşadım. Gençlik yaşıma ayak bastığım yıllarda istikbalim için tahsile devam, dedim. Gençlik yıllarım Eskişehir’de geçti. Orta, lise, üniversite, çalışma ve emeklilik hayatım Eskişehir merkez ile kırsalındaki Kırka’da geçti. Günümüz koşullarında ulaşım, iletişim kolay ve seri. Dünün köy yaşamı üretime yönelik iken bugünkü ise tüketime yönelik… Üretim genç nüfusun olduğu yerleşkelerde daha etkin, daha verimli olur. Günümüz köy yerleşkelerinde barınan nüfus genelde yaşlı kesim. Günümüz koşullarında teknolojik gelişim köylere kadar yaygın. Makineleşmek herkese matuf… Ne yazık ki, pek çok köyde tarım arazileri bölük pürçük vaziyette… İktisadi ve sosyal refahı sağlayıcı nitel ve nicelde tarımsal araziler yeniden yapılandırılmalı. Miras hukuku paylaştırmada kolaylaştırıcı olmalı. Arazilerin taksimi iktisadi, sosyal ve tarımsal faaliyetleri artıran halle dönüştürülmeli. Bugün ülkemizin en önde gelen sorunlarından biri de varisler arası arazi paylaşımı… Miras paylaşımı yüzünden pek çok akraba birbirine kırgın, dargın… Ele geçiren bir diğerini yaklaştırmaya niyetli değil. Bu tür vaziyetler istenmedik hadiselere yol açmakta…

Ömrünüz uzun, kazancınız bereketli olsun! Hoşça kalın! Dostça kalın!