Türkiye’de yerel basın uzun zamandır ayakta kalma mücadelesi veriyor. Bunu söylemek artık klişe değil, acı bir gerçek. Artan maliyetler, düşen reklam gelirleri, dijital dönüşüm baskısı ve nitelikli insan kaynağını elde tutmanın zorluğu… Tüm bunların ortasında gazetecilik yapmaya çalışan yerel medya kuruluşları için “finansa erişim” meselesi ertelenebilir bir konu olmaktan çoktan çıktı.

İşte tam da bu noktada, Basın İlan Kurumu ile Kredi Garanti Fonu arasında imzalanan işbirliği protokolünü son derece kıymetli buluyorum.

İletişim Başkanlığı himayesinde imzalanan bu protokol, kağıt üzerinde bir işbirliğinden çok daha fazlasını ifade ediyor. Yerel ve yaygın basın için nefes aldıracak, geleceğe dönük plan yapabilmenin önünü açacak bir adım bu.

Rakamlar zaten meselenin ciddiyetini açıkça ortaya koyuyor. Resmi ilan ve reklam yayımlayan 2 binin üzerindeki gazete, dergi ve internet haber sitesi bu destekten faydalanabilecek. Toplamda 7,5 milyar liralık bir kefalet programından söz ediyoruz. Nakdi kredilerde 6 ay geri ödemesiz, 36 aya kadar vade… Gayri nakdi kredilerde ise 48 aya kadar imkan sağlanıyor. Yerel basın için bu, “bugünü kurtarmak” değil, yarını planlayabilmek anlamına geliyor.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran’ın altını çizdiği bir nokta var ki, bence işin özeti tam olarak burada yatıyor: Bu finansal kolaylığın temel amacı basın özgürlüğünün güçlendirilmesi, medyanın sürdürülebilirliği ve gazeteciliğin nitelikli icrası. Yani mesele sadece para değil; mesleğin geleceği, kamunun doğru haber alma hakkı ve demokrasinin sağlıklı işlemesi.

Basın İlan Kurumu’nun 1961’den bu yana özellikle yerel basın için nasıl bir “can simidi” olduğunu hepimiz biliyoruz. Resmi ilan ve reklamlar, birçok yerel gazetenin ayakta kalmasının temel dayanağı. Ancak artık bu da tek başına yeterli değil. Dijitalleşme, teknolojik altyapı yatırımları, yapay zekâ destekli içerik üretimi gibi yeni başlıklar, basın işletmelerinin önüne ciddi mali yükler koyuyor. Bu protokol, tam da bu dönüşüm sürecinde basına destek olabilecek yapısal bir hamle.

KGF cephesinden gelen açıklamalar da en az bunun kadar önemli. Bugüne kadar 1 trilyon 703 milyar liralık krediye kefalet verilmiş, 611 bin firma bu imkanlardan yararlanmış. Şimdi bu güçlü mekanizma, doğrudan basın sektörü için devreye giriyor. Yaklaşık 6 milyar liralık krediye kefalet sağlanacak olması, özellikle yerel basın açısından hayati bir güvence.

Şu cümle çok net ve çok doğru: Güçlü bir basın olmadan güçlü bir demokrasiden söz edemeyiz. Yerel basın sadece haber yapan bir mecra değildir. O şehirlerin hafızasıdır, vicdanıdır, denetim mekanizmasıdır. Yerelde basın zayıflarsa, demokrasinin de sesi kısılır.

İmzalanan protokolün bir diğer önemli tarafı da beş yıllık bir süreyi kapsaması. Yani günü kurtaran geçici bir destek değil, orta ve uzun vadeli bir bakış açısı var. Basın işletmeleri bu sayede borçlarını daha sağlıklı yönetebilecek, yatırımlarını planlayabilecek, insan kaynağına ve teknolojiye yatırım yapabilecek.

Kısacası; bu protokolü yalnızca bir finansman anlaşması olarak okumak büyük eksiklik olur. Bu, yerel basının yaşaması için atılmış stratejik bir adım. Devletin, basının içinde bulunduğu zorlukları gördüğünü ve “sürdürülebilirlik” başlığı altında somut bir çözüm üretmeye çalıştığını gösteren önemli bir irade beyanı.

Umarım bu işbirliği, sahada da gerçek karşılığını bulur. Çünkü güçlü yerel basın, sadece basın camiasının değil, toplumun tamamının kazancıdır.