Eskişehir, yaşanabilir kent denildiğinde akla gelen şehirlerden biri. Sosyal belediyecilik uygulamalarıyla, kültürel hayatıyla, insan odaklı projeleriyle örnek gösteriliyor. Ancak son aylarda peş peşe gelen haberler, görmezden gelmememiz gereken çok büyük bir gerçeği yüzümüze çarpıyor. Şehrimizde yalnız yaşayan vatandaşlar, çoğu zaman hayatlarını kaybettikten günler, hatta haftalar sonra bulunuyor. Asıl acı olan ise bu haberleri artık kanıksamaya başlamamız.
Sadece 2026 yılında basına yansıyan olaylara baktığımızda tablo gerçekten ürkütücü. Alzheimer hastası 74 yaşındaki bir vatandaş, tek başına yaşadığı çöp evde yaklaşık 10 gün sonra bulundu. 79 yaşındaki Ayşe Engin, yakınlarının ihbarıyla evinde ölü bulundu. 65 yaşındaki Gülbin Ertaş, yalnız yaşadığı evde doğal nedenlerle hayatını kaybetti. 67 yaşındaki Yüksel Külen'den haber alınamadı, evinde cansız bedenine ulaşıldı. 57 yaşındaki Ramazan Göksu yine yalnız yaşadığı evde yaşamını yitirdi. 71 yaşındaki Hatice Özsoy, banyoda gaz sızıntısı nedeniyle hayatını kaybetti. Kimliği dahi bulunamayan yaşlı bir kadın evinde ölü bulundu. KOAH hastası Yaşar A.'nın cansız bedeni yaklaşık 15 gün sonra ağır kokular üzerine fark edildi. 66 yaşındaki A.K., yakınlarının eve polisle girmesi sonucu ölü bulundu. Eşini kaybettikten sonra yalnız yaşamaya başlayan 77 yaşındaki Mehmet Bostancı ise dairesinden yayılan kötü kokular sayesinde fark edildi.
Bunlar sadece haberlere yansıyanlar. Muhtemelen kamuoyunun hiç duymadığı başka örnekler de vardır. Üstelik dikkat ederseniz bu haberlerin ortak noktası ölüm nedeni değil. Kimisi doğal sebeplerle, kimisi hastalık nedeniyle, kimisi kaza sonucu hayatını kaybetmiş. Ortak nokta, insanların günlerce kimsenin kapısını çalmadığı evlerde yalnız kalmış olmaları.
Bir insanın hayatını kaybetmesi elbette her zaman engellenemeyebilir. Ancak günlerce, bazen haftalarca kimsenin fark etmemesi engellenebilir. İşte üzerinde durmamız gereken nokta tam da burası.
Eskişehir'in bu konuda öncü bir sosyal destek modeli oluşturabilecek gücü var. Eskişehir Valiliği koordinasyonunda, Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, muhtarlıklar ve gerektiğinde gönüllü kuruluşların dahil olacağı bir "Yalnız Yaşayan Vatandaş Takip Sistemi" neden kurulmasın? Yalnız yaşayan yaşlılar, kronik hastalar ve özel desteğe ihtiyaç duyan vatandaşlar, kendi rızaları doğrultusunda bu sisteme dahil edilebilir. Düzenli telefon aramaları yapılabilir, belirli periyotlarla ev ziyaretleri gerçekleştirilebilir, uzun süre iletişim kurulamayan durumlarda hızlı kontrol mekanizması devreye sokulabilir.
Bugün teknoloji bunun için yeterli. Basit bir mobil uygulama, akıllı bileklik ya da düzenli dijital yoklama sistemi bile birçok olayın günler sonra değil, saatler içinde fark edilmesini sağlayabilir. Ama teknolojiden önce ihtiyaç duyulan şey, bu konuyu sahiplenme iradesidir.
Eskişehir bugüne kadar birçok sosyal projede Türkiye'ye örnek oldu. Belki de şimdi yeni bir örnek oluşturmanın zamanı geldi. Çünkü mesele sadece yalnız yaşamak değil; mesele, bir insanın hayattan koptuğunun günlerce hiç kimse tarafından fark edilmemesi.
Bu yazıyı herhangi bir kurumu eleştirmek için kaleme almıyorum. Tam tersine, ortada çözülmesi gereken ortak bir mesele olduğunu düşünüyorum. Eskişehir Valiliği'nin öncülüğünde, Büyükşehir Belediyesi ile Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'nün el ele vererek bu konuda kapsamlı bir çalışma başlatması artık bir tercih değil, ihtiyaç haline geldi.
Çünkü bir şehir, sadece yollarıyla, parklarıyla, binalarıyla değil; en yalnız insanına ne kadar sahip çıktığıyla da ölçülür.