Finansal okuryazarlık okullarımızda ders olarak mutlaka okutulmalı hem de ilkokul hatta miniklerin anlayabileceği düzeyde anaokulunda. İlk konu da enflasyon olmalı. Hepimizin alım gücünü yok eden bu canavar (yeni nesil pek bilmez, geçmişte medya enflasyonu bir canavar olarak tasvir ederdi), cebimizde ne var ne yok alır götürür. Neden ders diye okutulmalı? Çünkü bu canavarla mücadele sadece hükümetin ekonomi programıyla değil toplumun tamamıyla yapılmalı. Lakin toplumunda enflasyonun yakın zamanda düşmeyeceği konusunda bir kanı uzun süredir mevcut. “Katılık enflasyonu” şeklinde adlandırılan bu olgu, fiyat ve ücretlerin düşmeyeceği, diğer bir deyişle katı kalacağını ve dolayısıyla enflasyonun yüksek seyredeceği algısı oluşturur. İşte bu nedenle, akaryakıta gelen en ufak bir zam, topluma fiyat artışı olarak yansır.

Peş Peşe Gelen Şoklar

Pandemi, Rusya-Ukrayna savaşı, 11 ili kapsayan ve art arda yaşadığımız can ve mal kaybının büyük olduğu 6 Şubat depremleri, yakın zamanda başlayan ve halen devam eden İran–ABD savaşı ekonomimizdeki dengeleri derinden sarstı. Pandemi öncesine kadar mücadele programı içinde belli seviyede kalan enflasyon, pandemi sonrası tüm dünyada olduğu gibi bizde de kontrolden çıkıp alım gücümüzü yok etti. Dış şoklara nispeten dayanıklı olan ekonomi, bu şoklar arka arkaya gelince program hedeflerinden şaştı. Yüksek enflasyon, cari açığın artması, ekonomik büyümenin yavaşlaması, küresel ekonomideki dalgalanmaların ihracat rakamlarına etkisi içeride de tüm dengeleri değiştirdi. Katılık enflasyonunun yanı sıra uygulanan sıkı para politikası finansa erişimi zorlaştırırken, konuttan otomobile, gıdadan sağlığa ve eğitime kadar tüm sektörlerde alım gücünün daralmasına neden oldu.

Beklentiler de Enflasyonu Besliyor

Vatandaşın alım gücü daralırken bir de bir türlü düşmeyen enflasyon hayatımızı zorlaştırdı. “Efendim, AVM’ler dolu, alışveriş hızlı, trafik vızır vızır, kafelerde oturacak yer yok” ifadelerine bakarak şunu net söyleyebiliriz. Bu ancak katılık enflasyonunun göstergesi olabilir. Fiyat ve ücretlerin düşmeyeceğine inanan tüketici psikolojik olarak harcamaya yöneliyor. Biliyor ki bugün etikette gördüğü fiyat yarın daha yukarıda olacak.

Merkez Bankası Verileri Ne Diyor?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yayımladığı temmuz ayı enflasyon paketinde de artan enerji fiyatları nedeniyle piyasa katılımcıları enflasyonu yukarı yönlü güncellemiş. Ankete göre reel ve finansal sektör temsilcileri ile profesyonellerden oluşan 65 katılımcı temmuz ayında aylık enflasyon beklentisini yüzde 1,57’den yüzde 1,68’e yükseltti. Yıl sonu tüketici fiyatları beklentisi ise yüzde 29,14’ten yüzde 29,21’e çıktı.

Enerji Fiyatları ve Sonrası

Hürmüz Körfezi’nde yoğunlaşan İran–ABD çatışması nedeniyle Brent petrolün 100 dolarları görmesi, içerideki pompa fiyatlarına da yansıdı. Motorin fiyatı 80 liranın üstünü görürken bu da enflasyonun kolay düşmeyeceğinin işareti olarak algılanıyor. Enerji fiyatlarındaki hızlı artışlar, mevsimsel etkinin de önüne geçerek fiyat ve ücretlerde rakamları neredeyse günlük olarak sürekli yukarı taşıdı. Akaryakıt fiyatlarında eşel mobil sisteminin hâlâ devrede olması, yani alınan ÖTV’nin yüzde 50’sinden devletin feragat etmesi, pompa fiyatlarını 80 liranın biraz üzerinde tutmuş görünüyor. Lakin ekim ayından sonra eşel mobil uygulamasının sona ermesi, bütçeden karşılanan ÖTV yükünün doğrudan tüketiciye yansıması anlamına gelecek. Körfezdeki çatışmanın gidişatına bakıldığında enerji fiyatlarının artmaya devam etmesi enflasyon hedeflerini ciddi biçimde etkileyecek gibi görünüyor. Buna eşel mobil uygulamasının sona ermesi de eklenirse yıllık enflasyonun yeniden 30’lu rakamlara çıkması sürpriz olmayacaktır.

Mücadele Çok Cepheli

Ekonomi yönetimi ekim ayı geldiğinde yeniden bir eşel mobil uygulaması getirir mi bilinmez. Ancak Körfez’deki savaş sona ermeden ve petrol fiyatları makul seviyelere gerilemeden enflasyonda kalıcı bir düşüş beklemek çok da gerçekçi görünmüyor. Kamunun harcama giderlerini kısması, TCMB’nin faiz indirimi için yeterli alanı bulması, sabit ücretlilerin alım gücünü kalıcı biçimde artıracak düzenlemelerin yapılması, piyasanın etkin şekilde denetlenmesi ve cari açığın azaltılması önümüzde duran temel başlıklar. Bakın, bunların her biri ayrı bir cephe. Enflasyonla mücadele tek bir kararla sonuç alınabilecek bir süreç değil. Hükümetin ekonomi politikası, bütçe dengeleri ve olası bir erken seçim ihtimali bile bütün hesapların yeniden yapılmasına neden olabilecek kadar önemli değişkenler olarak önümüzde duruyor.