Bazen bir şehrin yaptığı en anlamlı işler, en büyük bütçelerle ya da en gösterişli etkinliklerle ortaya çıkmıyor. Bazen birkaç çocuğun bir araya gelmesi, birkaç büyüğün elinden tutulması ve aynı yolda birlikte yürünmesi çok daha kıymetli bir mesaj taşıyor.

Odunpazarı Belediyesi’nin Avrupa Hareketlilik Haftası kapsamında düzenleyeceği “İki Nesil El Ele Yürüyor” etkinliğini ben biraz da böyle görüyorum. 18 Eylül’de Kent Ormanı’nda gerçekleştirilecek etkinlikte Koca Çınar Yaşam Merkezi’nin büyükleri ile belediyenin kreşlerinde eğitim gören çocuklar aynı parkurda buluşacak. Bir tarafta hayatın tecrübesi, diğer tarafta çocukluğun enerjisi olacak.

Aslında mesele sadece yürümek değil.

Bugün çocukların teknolojiyle, telefonla, tabletle ve ekranlarla geçirdiği zamanın arttığı bir dönemdeyiz. Büyüklerimizin ise geçmişten getirdiği hikâyeler, anılar ve tecrübeler giderek daha az dinleniyor. Aynı evin içinde bile farklı kuşakların birbirine ayırdığı zaman azalabiliyor.

Oysa çocukların büyüklerle kurduğu bağın çok özel bir tarafı var.

Bir çocuğun bir büyüğün elinden tutması, onun anlattığı bir hikâyeyi dinlemesi, birlikte birkaç adım atması belki etkinlik sırasında sıradan bir görüntü gibi görülebilir. Ama çocuk açısından bakıldığında bu, hayatında iz bırakabilecek bir deneyim olabilir. Aynı şekilde büyükler için de çocukların neşesi, hareketliliği ve dünyaya bakışı önemli bir moral kaynağı olabilir.

Bu nedenle “Nesiller Arası Adalet” temasını sadece bir etkinlik başlığı olarak görmemek gerekiyor.

Çünkü nesiller arası adalet, yalnızca bugünün çocuklarına daha iyi bir gelecek bırakmak anlamına gelmiyor. Büyüklerimizin de toplumun içinde aktif, değer gören ve tecrübelerini aktarabilecekleri bir hayat sürmesini sağlamak bunun önemli bir parçası.

Bir çocuğun geleceğe dair hayalleri ile bir büyüğün geçmişten getirdiği tecrübesi aynı yürüyüşte buluşuyorsa, orada aslında iki farklı dünya birbirine dokunuyor demektir.

Üstelik hareketlilik de işin önemli bir başka boyutu.

Çocuk yaşta hareketli yaşam alışkanlığı kazanmak, yaş ilerledikçe sağlıklı kalabilmek ve insanların yaşına bakmaksızın sosyal hayatın içerisinde bulunabilmesi şehir yaşamı açısından önemli. Kentlerin sadece araçların hareket ettiği değil, insanların yürüdüğü, sohbet ettiği, birbirine temas ettiği alanlar olması gerekiyor.

Kent Ormanı’nda yapılacak bu yürüyüşün de böyle bir mesajı var.

Birlikte yürümek bazen sadece fiziksel bir aktivite değildir. İnsanların birbirini dinlemesi, aynı yolu paylaşması ve birbirinin varlığından haberdar olmasıdır. Hele ki bu yolun bir ucunda çocuklar, diğer ucunda büyükler varsa ortaya çok daha anlamlı bir tablo çıkıyor.

Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şeylerden biri tam olarak bu: Birbirinden uzaklaşan kuşakları yeniden aynı hayatın içerisinde buluşturmak.

Çocuklarımız büyüklerinin hikâyelerini dinlesin, büyüklerimiz çocukların dünyasını tanısın. Aradaki yaş farkı bir mesafe değil, bir zenginlik olarak görülsün.

18 Eylül’de Kent Ormanı’nda atılacak her adımın bu açıdan ayrı bir anlamı olduğunu düşünüyorum.

Çünkü bazı yürüyüşler bir yerden bir yere gitmek için yapılır. Bazıları ise toplumun birbirine biraz daha yaklaşması için…

“İki Nesil El Ele Yürüyor” da bana göre tam olarak böyle bir yürüyüş.