Bir siyasetçinin söylediği her söze katılmak zorunda değiliz. Bir milletvekili AK Partili diye söylediklerini peşinen doğru kabul etmek zorunda olmadığımız gibi, AK Partili olduğu için söylediği her sözü yanlış ilan etmek zorunda da değiliz.
Gazeteciliğin görevi tam da burada başlar: Söyleyene değil, söylenene bakmak.
AK Parti MKYK Üyesi ve Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu’nun Eskişehir’de kamuoyunda “Barlar Sokağı” olarak bilinen bölgeyle ilgili açıklamalarının ardından bazı ulusal medya kuruluşlarının gösterdiği refleksi bu nedenle doğru bulmuyoruz.
Çünkü mesele “alkol içilsin mi, içilmesin mi?” meselesi değildir. Mesele insanların hayat tarzına müdahale etmek de değildir. Mesele Eskişehir’dir. Mesele şehrin merkezidir. Mesele çocuklarımızdır.
Eskişehir’i yaşayanlar bilir. Bu şehir büyük bir öğrenci nüfusuna sahip. Üniversiteleri, yurtları ve öğrenci evleriyle Türkiye’nin en genç şehirlerinden biri. Şehrin eğlence hayatı da vardır; alkollü restoranları da vardır, gece hayatı da vardır. Kimsenin bunları yok saydığı yok.
Ancak yıllardır kamuoyunda tartışılan belirli bir bölgedeki sorunları dile getirdiğiniz anda bunu “hayat tarzına müdahale” başlığına sıkıştırmak, Eskişehir’in gerçeklerini görmezden gelmektir. O bölgede yıllar içerisinde yaşanan asayiş olayları, kavgalar, şiddet vakaları ve uyuşturucuyla ilgili iddialar Eskişehir kamuoyunun yabancı olduğu konular değildir. İnsanların gecenin belirli saatlerinden sonra o bölgeyle ilgili duyduğu güvenlik kaygısını da yok sayamazsınız.
Daha önemlisi, 13-14-15 yaşındaki çocukların önünde nasıl bir şehir kültürü oluşturduğumuzu konuşmak zorundayız. Çocukların şiddeti, aşırı alkol tüketimini, uyuşturucuyu veya başka suçları normalleştiren görüntülerle karşılaşmaması gerektiğini söylemek gericilik değildir. Bu, anne-baba olmanın da, yöneticilik yapmanın da, gazetecilik yapmanın da sorumluluğudur.
MESELE NEBİ HATİPOĞLU DEĞİL
Bugün aynı sözleri CHP’li bir milletvekili söyleseydi de düşüncemiz değişmezdi. İYİ Partili, MHP’li veya partisiz biri söyleseydi de değişmezdi. Çünkü doğrunun partisi olmaz.
Bizim itirazımız tam olarak burada başlıyor. İstanbul’daki bir gazete merkezinden Eskişehir’e bakıp, şehrin sosyolojisini, bölgenin yıllardır biriken problemlerini ve Eskişehirlinin ne yaşadığını araştırmadan meseleyi yalnızca “AK Partili milletvekili barlara karşı çıktı” seviyesine indirgemek gazetecilik açısından eksik bir yaklaşımdır.
Bir milletvekilini eleştirecekseniz elbette eleştirin. Ama önce Eskişehir’e gelin. Sokağı gezin. Gece saatlerinde orada neler yaşandığını araştırın. Esnafla konuşun. Çevrede yaşayan vatandaşlara sorun. Öğrencilerle, ailelerle ve güvenlik sorununu yaşayan insanlarla görüşün. Emniyete yansıyan olayların verilerine bakın. Sonra hüküm verin. Belki yine Nebi Hatipoğlu’na katılmayacaksınız. Buna da saygı duyarız. Fakat gazetecilik, siyasi kimliğe bakıp otomatik pozisyon almak değildir.
ÖZGÜRLÜK BAŞKA, BAŞIBOŞLUK BAŞKA
Eskişehir özgür bir şehirdir ve öyle kalmalıdır. İnsanların nasıl giyindiğine, nerede yemek yediğine, eğlenip eğlenmediğine veya içki içip içmediğine siyaset karar vermemelidir. Ama özgürlük ile kamu düzenini birbirine karıştırmamak gerekir.
Bir bölgede suç, şiddet, uyuşturucu veya çocukların güvenliği konusunda ciddi problemler varsa bunları konuşabilmek zorundayız. Bunu konuştuğunuz için kimse sizi “yaşam tarzına müdahale eden” kişi ilan edemez.
Tam tersine, bu şehirde yaşayan insanların güvenliğini ve huzurunu savunmak da özgürlükleri savunmak kadar değerlidir.
Biz Eskişehirliyiz. Bu şehrin gecesini de gündüzünü de biliyoruz. Sokaklarını, insanlarını, gençlerini ve sorunlarını burada yaşayarak görüyoruz. O nedenle yaygın medyaya söyleyeceğimiz söz basittir: Eskişehir’i siyasi kavganızın malzemesi yapmayın.
Nebi Hatipoğlu’nu AK Partili olduğu için savunmayız. Ama AK Partili olduğu için doğru söylediği bir konuda haksız ilan edilmesine de sessiz kalmayız. Çünkü bizim tarafımız parti değil; Eskişehir’dir