Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş “2030” vizyonunu ortaya koydu…

Şimdi herkes eteğindeki taşı dökmeli…

Siyasetçisi, belediye başkanı, milletvekili, üniversitesi, sanayicisi, bürokratı…

Herkes!

Çünkü bu şehir daha fazla bekleyemez…

Artık birbirimizi suçlama, birbirimizle yarışma zamanı değil…

Eskişehir için yarışma zamanı!

Ankara'ya gitme zamanı…

Yatırım isteme zamanı…

Kaynak bulma zamanı…

Gençlerimize sahip çıkma zamanı…

Teknolojiyi, yatırımı ve yüksek katma değerli üretimi bu kente çekme zamanı…

Ve artık çok net bir cümle kurma zamanı:

Eskişehir'in geleceği başkalarının kararlarına bırakılamaz!

Bu şehir kendi geleceğine kendisi karar vermeli…

2030'a dört yıl var…

Dört yıl sonra mazeret değil, sonuç konuşacağız…

O yüzden bugün buradan çağrımız açık:

Sayın Başkanlar, Sayın Milletvekilleri, Sayın Rektörler, Sayın Sanayiciler…

Ortak bir hedef için bir masada buluşun...

Aynı masaya oturun…

Eskişehir'in 2030 hedeflerini birlikte sahiplenin…

Ve o masadan kalkarken herkes üzerine düşen görevi sahiplensin...

Çünkü artık Eskişehir'in yeni bir rapora değil; ortak akla, cesarete ve icraata ihtiyacı var…

Unutmayalım:

Şehirler bekleyerek büyümez…

Şehirler çağdaş ve cesur girişimlerle büyür…

Ve şimdi Eskişehir'in önünde tarihi bir fırsat var…

Ya 2030'u seyredeceğiz…

Ya da 2030'u biz yazacağız!

Ben Eskişehir'in seyreden değil, yazan tarafta olmasını istiyorum…

Haydi Eskişehir!

Söz bitti…

Şimdi sıra icraatta!

ŞİMDİ SÖZ ESKİŞEHİR'İN

Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş'ın ortaya koyduğu 2030 vizyonu, aslında Eskişehir'in önüne konulmuş büyük bir ayna çağdaş bir vizyon…

Bu aynada görmek istediğimiz Eskişehir belli:

Üreten…

Teknoloji geliştiren…

İhracatını büyüten…

Gençlerine iş ve gelecek sunan…

Dünyayla rekabet edebilen…

Ve en önemlisi, kendi geleceğini kendi elleriyle inşa eden bir Eskişehir…

Ama bunun için önce bir zihniyet değişikliğine ihtiyacımız var…

Günü kurtarmaktan vazgeçip geleceği konuşmalıyız…

Kısır siyasi tartışmalardan çıkıp şehrin ortak hedeflerinde buluşmalıyız…

“Kim yaptı?” kavgasını bırakıp “Ne yaptık?” sorusuna odaklanmalıyız…

Çünkü 2030 geldiğinde kimsenin mazeret dinleyecek zamanı olmayacak…

O gün karşımızda çok basit bir tablo olacak:

Ya bugün hayalini kurduğumuz Eskişehir'i inşa edeceğiz...

Ya da yine “Zaten bizim büyük potansiyelimiz vardı” diyeceğiz…

Ben ikinci ihtimali düşünmek bile istemiyorum…

Çünkü Eskişehir'in potansiyeli kadar, her sektörde yetişmiş insan gücü ve başarma kapasitesi de var.

Yeter ki aynı hedefe odaklanalım...

Yeter ki şehrin geleceğini, günlük hesapların üzerinde tutalım…

Yeter ki Ankara'ya birlikte gidelim, yatırımcıya birlikte seslenelim, gençlerimize birlikte sahip çıkalım…

Özetle, ortak hedeflerde omuz omuza kol kola olalım...

HEDEF ESKİŞEHİR’İ YÜKSEK TEKNOLOJİ

İLERİ ÜRETİM MERKEZİ HALİNE GETİRMEK

Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, kentin sanayisi için ortaya koyduğu Vizyon 2030 hedefini yalnızca bugünün üretim kapasitesini büyütmek üzerine kurmuyor…

Hedef çok daha büyük:

Eskişehir’i Türkiye’nin yüksek teknoloji ve ileri üretim merkezlerinden biri haline getirmek…

Kesikbaş’ın dikkat çeken ifadelerinden biri ise Eskişehir’in sahip olduğu mevcut potansiyele ilişkin:

“Eskişehir; uçak, helikopter, insansız hava aracı, lokomotif, kamyon ve gemi motoru üretebilen Türkiye’nin yegâne motor üretim merkezidir.”

Bu söz, aslında Eskişehir’in geleceğine dair önemli bir fotoğraf çekiyor…

Çünkü Eskişehir’de havacılık var.

Raylı sistemler var.

Motor teknolojisi var.

Savunma sanayisi var.

Ar-Ge altyapısı var.

Üniversiteler var.

Ve bütün bunları birbirine bağlayacak ciddi bir sanayi kültürü var…

Şimdi yapılması gereken, bu potansiyeli tek tek fabrikaların başarısından çıkarıp şehir ölçeğinde bir teknoloji ekosistemine dönüştürmek…

Kesikbaş’ın Vizyon 2030 kapsamında açıkladığı 12 amiral proje de tam olarak bunu hedefliyor. Havacılık ve Raylı Sistemler Mühendislik ve Test Merkezleri, İleri Teknoloji ve İnovasyon Vadisi, Yüksek Teknoloji Serbest Bölgesi, Akıllı Fabrika Uygulama Merkezi ve Endüstriyel Veri Merkezi gibi projeler bu dönüşümün temel taşları olarak öne çıkıyor…

Eskişehir sadece üreten değil, teknoloji geliştiren şehir olmalı

Asıl mesele burada başlıyor.

Eskişehir artık yalnızca başkasının verdiği siparişi üreten bir şehir olmamalı…

Kendi teknolojisini geliştiren, kendi markasını oluşturan, kendi ürününü tasarlayan ve dünyaya satan bir Eskişehir hedeflenmeli…

Uçaktan helikoptere…

İHA’dan lokomotife…

Motor teknolojisinden savunma sanayisine…

Raylı sistemlerden yapay zekâ ve dijital üretime kadar uzanan geniş bir alan var...

Bu nedenle Vizyon 2030, yalnızca sanayicinin değil; üniversitenin, kamunun, yerel yönetimlerin, gençlerin ve girişimcilerin de ortak projesi olmak zorunda…

Çünkü Eskişehir’in önünde artık bir tercih var:

Ya mevcut sanayi gücümüzle yetineceğiz ya da bu gücü yüksek teknolojiye taşıyacağız.

Kesikbaş’ın ortaya koyduğu vizyonun gerçek karşılığı işte burada…

Eskişehir’in geleceği sadece daha fazla fabrika kurmak değil…

Daha fazla teknoloji üretmek…

Daha fazla katma değer yaratmak…

Daha fazla ihracat yapmak…

Ve en önemlisi, dünyada “Eskişehir” denildiğinde akla ileri teknoloji, motor, havacılık, savunma ve raylı sistemlerin geldiği bir marka şehir yaratmak.

Bunun için artık sözden çok icraat zamanı…

2030 uzak bir tarih değil…

Bugün atılan her adım, Eskişehir’in 2030’daki yerini belirleyecek…

Eskişehir üreten şehir olmaktan çıkıp, geleceğin teknolojisini üreten şehir olmak zorunda…

* * *