Batılı seyyahların ve tüccarların hafifliğine, süt beyazı dokusuna atıfla meerschaum, yani "deniz köpüğü" dedikleri Eskişehir lületaşı, 19. yüzyılın sonlarında yalnızca pipo ustalarının değil, sınırları aşan organize kaçakçıların da başını döndürüyordu. Toprağın derinliklerinden çıkarılan bu beyaz mucize, Viyana atölyelerinden Paris salonlarına kadar uzanan iştah kabartıcı bir yer altı servetiydi. Ancak bu servet, ardında sadece zarafet değil; gümrük memurlarının pusuları, yabancı şebekelerin gizli sevkiyatları ve devletin koyduğu sıkı takiple örülü gerçek bir polisiye vakayı da barındırıyordu.
Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde yer alan 1894 tarihli bir vesika, işte bu sınır ötesi kaçakçılık ağlarından birinin nasıl çökertildiğini belgeliyor. Sultan II. Abdülhamid devrinde, doğrudan devlet eliyle işletilen Eskişehir ocaklarından çıkarılan fevkalade büyüklükte ve kanatlı bir parça lületaşı, nizam hilafına gizlice yurt dışına kaçırılmak istenirken Gümrük (Rüsûmat) İdaresi memurlarının dikkati sayesinde son anda ele geçirildi.
Dönemin Madenler İdaresi yetkilileri parçayı incelediğinde gözlerine inanamadı. Eşine az rastlanır büyüklükteki bu nadide taş, sıradan bir piyasa metası gibi satılmaya kıyılamayacak kadar kıymetliydi. Üstelik belgenin altındaki resmî derkenarda çarpıcı bir iddia kayda geçirildi: Bu benzersiz parçanın arkasında bir yabancı (ecnebi) şebekenin parmağı vardı ve taş doğrudan Avrupa'ya aşırılmak istenmişti. Kaçakçıların elinden kurtarılan bu doğa harikası, Padişah'ın huzuruna çıkarılmak üzere doğrudan saraya gönderildi.
Osmanlı’nın İlk Jeoloji Vitrini: Maden Numune Müzesi (Numûnehâne)
Padişah’a sunulan bu eşsiz Eskişehir lületaşının gönderildiği adres ise son derece manidardır: Maden Numûnehânesi. 19. yüzyılın son çeyreğinde Sultan II. Abdülhamid’in şahsi iradesi ve himayesiyle Orman ve Maadin Nezareti bünyesinde tesis edilen bu numûnehâne, modern manada Osmanlı Devleti'nin ilk maden ve jeoloji müzesi kimliğini taşımaktadır. İmparatorluğun dört bir yanından çıkarılan kömürden kroma, simli kurşundan bor tuzlarına ve Eskişehir’in lületaşına kadar en kaliteli ve nadide maden örnekleri burada toplanır, bilimsel olarak tasnif edilir ve sergilenirdi. Numûnehâne sadece bir seyir mekânı değil; maden arayışına giren yerli ve yabancı mühendislerin inceleme yaptığı, devrin maden mektebi talebelerinin ders gördüğü ve Osmanlı yer altı zenginliklerinin dünyaya tanıtıldığı stratejik bir ihtisas merkeziydi. İşte Eskişehir’in bağrından koparılıp kaçırılmak istenen o dev lületaşı da sıradan bir depoda çürümeye terk edilmemiş; devletin bu en seçkin jeoloji vitrininde milletin ve ilmin nazarına sunulmuştur.
Avrupalıların "deniz köpüğü" diyerek hayran kaldığı bu asil maden, dün gümrük memurlarının dikkatiyle sınır kapılarından döndürülüp saray müzesine layık görüldüğü gibi, bugün de Eskişehir’in toprağına, emeğine ve kimliğine sahip çıkılması gereken en mühim millî kıymetlerinden biri olmayı sürdürüyor.
Şüphesiz bu hadise, lületaşının serencamındaki tek yaprak değil. Osmanlı’nın son dönemlerinden genç Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar Eskişehir ocaklarında yaşananlar; yerli ve yabancı tüccarlara verilen işletme ruhsatları, yolsuzluk ve suiistimaller sebebiyle yaşanan görevden almalar, yeni idari atamalar, uygulanan ihracat ve gümrük vergileri ile dönemin Avrupalı devletleriyle yürütülen diplomatik yazışmalar gibi devasa bir tarihi barındırıyor. Şahsi arşivimde muhafaza ettiğim ve ilk kez gün yüzüne çıkacak zengin Osmanlıca vesikalar eşliğinde, Eskişehir lületaşı ocaklarının perde arkasını, yaşanan iktisadi ve idari mücadeleleri çok daha kapsamlı ve müstakil bir yazı dizisiyle pek yakında siz kıymetli okurlarımla paylaşacağım.
Meraklısına: Arşiv Belgesi ve Çevirisi
(Arşiv Belgesinin Görseli Metne Eklenmiştir)
Belgenin Osmanlıca Metni (Ayni Tercüme):
[Üst Metin]:
Hû
Marûz-ı çâker-i kemîneleridir ki;
Emâneten idâre olunmakda [olan] Eskişehir lületaşı ma‘deninde hilâf-ı nizâm kaçırılıyor iken rüsûmât emâneti me’mûrları tarafından derdest edilmiş olup li-ecli’l-mu‘âyene Ma‘âdin İdâresi’ne irsâl kılınan ve bi’l-umum idâre-i mezkûrece fîmâ ba‘d emâneten bilâ-sâhib mahfûz bulunan lületaşı cesâmet ve mücennehî hasebiyle nâdirü’l-vukū‘ bir parça olup bu hem bi’l-iltizâm seniyye-i hazret-i tâcidârî te’sîs buyurulan Ma‘âdin Numûnehânesi’ne vaz‘ı şâyeste olacağı arz ve iş‘ârına cer’et eylerim. Ol bâbda emr ü fermân hazret-i veliyyü’l-emrindir.
Fî 17 Şevval Sene [13]11
Ma‘âdin Müdîri (Mühür)
[Alt Metin - Derkenar]:
Bâlâda muharrer müzekkerede zikr olunan lületaşı cidden hakîkat-ı hâl nâdirü’l-emsâl bir nüve olduğu bâ-müşâhede anlaşılarak ve mezkûr ma‘denin ecnebi tarafından aşırılması dahi melhûz idiği Ma‘âdin İdâresi’nden rivâyet kılınmış olduğunu ma‘rûzdur.
Fî 17 Şevval Sene [13]11
Sâbık Ma‘âdin Müdîri (Mühür)
Günümüz Türkçesi:
[Üst Metin]:
Padişahım, aciz kullarının arzıdır: Doğrudan devlet emanetinde idare edilmekte olan Eskişehir lületaşı madeninden, kanun ve nizam hilafına kaçak olarak kaçırılmak üzereyken Gümrük İdaresi memurları tarafından yakalanan; incelenmek üzere Madenler İdaresi’ne gönderilen ve sahipsiz kaldığı için idarece emaneten koruma altına alınan bir parça lületaşı mevcuttur. Söz konusu bu lületaşı, hem büyüklüğü hem de şeklinin kanatlı yapısı bakımından benzerine çok nadir rastlanan eşsiz bir parçadır. Bu sebeple, Padişah Efendimiz adına bizzat kurulan Maden Numune Müzesi’ne (Numûnehâne) konulmaya layık olduğunu bilgilerinize arz etmeye cüret eylerim. Bu hususta emir ve ferman buyurma yetkisi Padişahımızındır.
Tarih: 23 Nisan 1894 (17 Şevval 1311) — Madenler Müdürü
[Alt Metin]:
Yukarıda yazılı resmi tezkerede bahsi geçen lületaşının, bizzat gözle yapılan inceleme neticesinde gerçekten de eşine az rastlanır türden nadide bir parça olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca Maden İdaresi yetkililerinden alınan bilgiye göre; bu kıymetli maden parçasının bir yabancı (ecnebi) şahıs tarafından yurt dışına kaçırılma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğu arz olunur.
Tarih: 23 Nisan 1894 (17 Şevval 1311) — Eski Madenler Müdürü
Resmî Arşiv Kaynağı:
-
Arşiv: T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA)
-
Fon / Tasnif Kodu: Y.PRK.OMZ (Yıldız Perakende Evrakı, Orman Maadin ve Ziraat Nezareti Maruzatı)
-
Kutu / Dosya No: 1
-
Gömlek / Sıra No: 35
-
Evrak Belge No: Y.PRK.OMZ.00001.00035.001
-
Tarih: 17 Şevval 1311 (Miladi: 23 Nisan 1894)
-
