14 Ağustos 2001…
Türkiye'nin siyasi tarihinde yeni bir sayfanın açıldığı tarih…
AK Parti, bundan tam 25 yıl önce Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kuruldu. 3 Kasım 2002 seçimleriyle de tek başına iktidara geldi. O günden bugüne Türkiye'de çok şey değişti. Hükümetler değişti, sistem değişti, ekonomi değişti, toplum değişti, Türkiye'nin dünyadaki konumu değişti…
Ama değişmeyen bir gerçek var:
AK Parti, Türkiye'nin son çeyrek asrına damga vuran en önemli siyasi hareketlerden biri oldu…
Çeyrek asır…
Dile kolay…
Bir siyasi parti için 25 yıl boyunca iktidarda kalmak, Türkiye gibi siyasi rekabetin oldukça sert yaşandığı bir ülkede başlı başına önemli bir başarıdır. AK Parti bu süre içerisinde birçok seçim kazandı, referandumlar gerçekleştirdi, sistem değişikliğine öncülük etti ve Türkiye'nin siyasi tarihinde kalıcı izler bıraktı. 2026 itibarıyla parti, kuruluşunun 25. yılını “Milletimizle çeyrek asır, Türkiye geleceğe hazır” temasıyla kutlamaya hazırlanıyor…
Peki, 25 yılda Türkiye'de neler değişti?
Sağlıkta büyük dönüşüm
Belki de vatandaşın günlük hayatında en fazla hissettiği değişimlerden biri sağlık alanında yaşandı…
Şehir hastaneleri, modern hastaneler, sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması, aile hekimliği uygulaması ve sağlık altyapısındaki yatırımlar Türkiye'nin sağlık sistemini önemli ölçüde değiştirdi…
Eskiden hastane kuyrukları, ilaç sıkıntıları ve sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan problemler vatandaşın en önemli gündemlerinden biriydi…
Bugün ise sağlık hizmetlerinin niteliği ve maliyeti konusunda hâlâ tartışmalar olsa da Türkiye'nin sağlık altyapısının 2000'li yılların başına göre çok farklı bir noktaya geldiği bir gerçek…
Ulaşımda Türkiye'nin çehresi değişti
Karayollarından bölünmüş yollara, köprülerden tünellere, havalimanlarından hızlı tren projelerine kadar ulaşım alanında büyük yatırımlar yapıldı…
Türkiye'nin birçok şehrine ulaşmak kolaylaştı…
Eskiden saatler süren yolculuklar kısaldı…
Yeni havalimanları ve ulaşım projeleri Türkiye'nin şehirlerini birbirine daha fazla yaklaştırdı…
Bu yatırımların ekonomik getirileri kadar maliyetleri, finansman modelleri ve uzun vadeli yükleri de tartışıldı…
Yani mesele yalnızca “ne yapıldı?” sorusu değil…
“Ne kadara yapıldı, nasıl finanse edildi ve gelecek nesillere ne bırakacak?” soruları da sorulmalı…
Savunma sanayisinde yeni dönem
25 yıllık AK Parti iktidarının en dikkat çekici başlıklarından biri de savunma sanayisindeki dönüşüm oldu…
İHA ve SİHA'lardan insansız deniz araçlarına, helikopterlerden zırhlı araçlara, milli savaş uçağı çalışmalarından füze sistemlerine kadar çok sayıda proje hayata geçirildi…
Savunma sanayisindeki yerlilik ve millilik hedefi, Türkiye'nin dış politikadaki hareket alanını da genişleten unsurlardan biri haline geldi. Savunma sanayii yatırımları bugün de Türkiye'nin en stratejik alanlarından biri olarak görülüyor…
Burada AK Parti açısından önemli bir başarıdan söz etmek mümkün.
Çünkü savunma sanayisi artık yalnızca “dışarıdan ürün satın alan” bir alan olmaktan çıkıp Türkiye'nin ihracat yaptığı stratejik sektörlerden biri haline geldi…
Eğitimde ne değişti?
Eğitim alanında da çok sayıda okul yapıldı, üniversitelerin sayısı arttı, üniversiteye erişim genişledi…
Ancak eğitim konusunda hâlâ ciddi soru işaretleri bulunuyor…
Türkiye'nin en önemli problemlerinden biri, eğitimde nicelikten niteliğe geçişi tam olarak sağlayamamış olmasıdır…
Üniversite sayısını artırmak önemliydi…
Fakat asıl mesele, gençlere dünya standartlarında eğitim verebilmek, onları geleceğin mesleklerine hazırlayabilmek ve mezun olduklarında istihdam edebilmektir.
Bugün gençlerin iş bulma kaygısı, üniversite mezunlarının yaşadığı gelecek endişesi ve eğitim sistemindeki sık değişiklikler, AK Parti döneminin cevaplaması gereken önemli sorular arasında bulunuyor…
Ekonomi: En büyük başarıdan en büyük sınava
AK Parti'nin ilk yıllarındaki ekonomik performans, iktidarın toplumsal desteğini güçlendiren en önemli faktörlerden biriydi...
2000'li yılların başındaki ekonomik kriz ortamından çıkılarak yüksek büyüme dönemleri yaşandı…
Gelirler arttı, altyapı yatırımları hızlandı ve Türkiye ekonomisi uzun süre istikrarlı bir büyüme performansı sergiledi…
Ancak son yıllarda tablo değişti…
Yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, konut ve kira fiyatları, gelir dağılımındaki bozulma ve vatandaşın satın alma gücündeki gerileme Türkiye'nin en önemli sorunları haline geldi…
Bugün AK Parti'nin önündeki en büyük sınavlardan biri ekonomidir…
Çünkü vatandaş için siyasi başarıdan önce mutfaktaki yangının sönmesi önemlidir.
Emeklinin maaşıyla ay sonunu getirebilmesi, gençlerin ev ve iş sahibi olabilmesi, çalışanların ücretlerinin enflasyon karşısında korunması ve orta sınıfın yeniden güçlenmesi gerekiyor…
Peki demokrasi ve hukuk?
25 yıllık bilanço çıkarılırken en fazla tartışılması gereken alanlardan biri de burası.
AK Parti'nin ilk dönemlerinde demokratikleşme, Avrupa Birliği süreci, insan hakları ve sivilleşme konusunda önemli adımlar atıldı…
Ancak ilerleyen yıllarda Türkiye'nin demokrasi, hukuk devleti, ifade özgürlüğü, kuvvetler ayrılığı ve kurumların bağımsızlığı konusunda ciddi tartışmalar yaşadığı da inkâr edilemez…
Özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişle birlikte yürütme organının güçlenmesi, Türkiye'nin yönetim modelinde büyük bir değişiklik meydana getirdi.
Bu değişimin savunucuları hızlı ve etkin karar alma mekanizmasını öne çıkarırken, eleştirenler ise denge ve denetleme mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini savunuyor…
Dolayısıyla 25 yıllık AK Parti hikâyesinin önemli bir bölümü de “güçlü iktidar mı, güçlü denetim mi?” tartışması üzerinden okunacaktır…
Dış politikada daha iddialı Türkiye
AK Parti döneminde Türkiye'nin dış politikası da önemli ölçüde değişti…
Türkiye sadece Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri ekseninde hareket eden bir ülke olmaktan çıkarak Ortadoğu, Afrika, Asya, Balkanlar ve Kafkaslar'da daha aktif bir politika izlemeye başladı…
Türkiye'nin bölgesel krizlerde arabulucu rolü üstlenmesi, savunma sanayisinin dış politikaya etkisi ve farklı ülkelerle ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi Ankara'nın uluslararası alandaki ağırlığını artırdı…
Fakat dış politikadaki bu aktif tutumun maliyetleri ve bazı dönemlerde yaşanan yön değişiklikleri de tartışıldı…
Peki neler yapılamadı?
İşte 25 yıllık bilanço hazırlanırken asıl önemli olan biraz da bu sorudur…
AK Parti'nin yaptığı büyük yatırımları saymak kolay…
Ama yapılmayanları, eksik kalanları ve ertelenen sorunları konuşmak daha cesur bir yaklaşım gerektiriyor…
Türkiye hâlâ;
Enflasyon sorununu kalıcı biçimde çözemedi…
Gelir dağılımında arzu edilen adaleti sağlayamadı…
Genç işsizliği ve gençlerin gelecek kaygısını tamamen ortadan kaldıramadı.
Eğitimde kalite sorununu çözemedi…
Hukuk devleti ve yargıya güven konusunda tartışmaları bitiremedi…
Tarımda üreticinin sorunlarına kalıcı çözüm getiremedi…
Deprem gerçeği karşısında kentsel dönüşümü ülke genelinde istenilen hızda tamamlayamadı…
Beyin göçünü tersine çevirecek cazip ortamı henüz oluşturamadı…
Bunlar Türkiye'nin önündeki büyük meseleler…
Ve artık 25 yıllık iktidarın ardından bu sorunların sorumluluğunu yalnızca geçmiş dönemlere veya eski hükümetlere yüklemek de yeterli olmayacaktır…
Çünkü 25 yıl, bir siyasi hareket için çok uzun bir zamandır…
AK Parti'nin ikinci 25 yılı
Şimdi AK Parti için yeni bir dönem başlıyor…
İlk 25 yılın temel sloganı “hizmet ve eser” üzerinden okunabilir…
Önümüzdeki 25 yılın temel meselesi ise yalnızca daha fazla bina, daha fazla yol, daha fazla hastane yapmak olmayacak…
Türkiye'nin insan kalitesini, hukuk sistemini, eğitimini, ekonomisini ve teknolojik gücünü yükseltmek olacak…
Artık gençler daha fazla özgürlük, daha iyi eğitim ve daha güçlü bir gelecek istiyor.
Orta sınıf daha fazla ekonomik güvence istiyor…
Emekli daha rahat bir hayat istiyor…
Çiftçi ürettiğinin karşılığını almak istiyor…
İş dünyası öngörülebilir bir ekonomi ve hukuk sistemi istiyor…
Vatandaş ise devletten adalet, güven ve liyakat bekliyor…
Dolayısıyla AK Parti'nin önündeki en büyük mesele, geçmiş 25 yılın başarılarını anlatmak değil; gelecek 25 yıl için yeni bir hikâye yazabilmek…
Çünkü siyaset geçmiş başarılarla sonsuza kadar yürümüyor…
Her seçim yeni bir sınavdır…
Her nesil yeni beklentiler getirir…
Ve Türkiye artık 2002'nin Türkiye'si değildir…
Bugünün Türkiye'si daha büyük, daha güçlü, daha iddialı ama aynı zamanda daha fazla beklentisi olan bir Türkiye'dir…
Son söz:
AK Parti'yi seven de eleştiren de bir konuda hemfikir olabilir:
AK Parti, Türkiye'nin son 25 yılına damgasını vurmuştur…
Bu damganın içinde yollar, köprüler, hastaneler, savunma sanayisi, ekonomik büyüme dönemleri, siyasi istikrar ve uluslararası alanda daha iddialı bir Türkiye olduğu kadar; enflasyon, hayat pahalılığı, hukuk, eğitim, liyakat, gelir dağılımı ve demokrasi tartışmaları da vardır…
Tarih, yalnızca yapılanları değil, yapılamayanları da yazar…
Şimdi AK Parti'nin önünde yeni bir sayfa var…
25 yılın muhasebesini yapmak…
Eksikleri kabul etmek…
Başarıları korumak…
Ve Türkiye'nin ikinci çeyrek asrına daha güçlü bir vizyonla hazırlanmak…
Çünkü bundan sonraki yarış, geçmişte kimin daha çok yol yaptığı yarışından çok daha önemli:
Türkiye'yi geleceğin dünyasında kim daha güçlü, daha adil, daha zengin ve daha özgür bir ülke haline getirecek?
Asıl soru artık budur…
* * *