Siyasette en çok tartışılan konulardan biride parti içi demokrasidir…
Hele belediye başkanlarının aynı zamanda parti örgütleri üzerinde etkili olduğu dönemlerde bu tartışma daha da büyür...
Şimdi Yeni Parti, bu alışkanlığı daha doğrusu bu geleneği değiştireceğini söylüyor…
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un son açıklamaları da bu açıdan oldukça önemli…
Kurt, Yeni Parti’de ilçe, il ve genel başkanların üyelerin katılımıyla belirleneceğini söyledi…
Yani kararın merkezine delegeyi değil, üyeyi koyuyor…
Bu açıklama, yerleşmiş bir geleneğinde bir anlamda değişeceğinin mesajını veriyor...
Delegelik kalkıyor
Burada önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekiyor…
Yeni Parti’de aslında klasik anlamda delegelik sistemi kaldırılacak…
Ancak mevcut kanun nedeniyle il ve ilçe başkanlarının delege tarafından seçilmesi gerektiği için bir delege seçimi yapılmak zorunda…
Bu nedenle 27 Eylül’de yaklaşık 3 bin 590 Odunpazarı üyesi sandık başına gidecek…
Yaklaşık 400 delege seçilecek…
Fakat bu uygulama, eski sistemin devam edeceği anlamına gelmiyor…
Çünkü esas hedef, parti içindeki karar mekanizmasını mümkün olduğunca doğrudan üyeye bırakmak…
Kurt’un “Bu seçimin sonucunu Parti Meclisi dahi değiştiremez” sözünün önemi de burada…
Bu söz, aslında sadece bugünkü seçime ilişkin bir açıklama değil…
Yeni Parti’nin nasıl bir siyasi kültür oluşturmak istediğine dair bir mesaj…
Peki, belediye başkanının etkisi ne?
Asıl kritik soru ise şu:
Belediye başkanlarının parti içindeki ağırlığı gerçekten sona erecek mi?
Çünkü Türkiye siyasetinde yıllardır bilinen bir realite var...
Belediye başkanı güçlü ise örgüt üzerinde de güçlü oluyor…
Çalışanlar, yöneticiler, delegeler ve üyeler üzerinde doğrudan ya da dolaylı bir etki oluşabiliyor…
İşte Yeni Parti’nin yeni tüzüğünde belediye çalışanlarının delege olamaması ve parti yönetimlerinde görev alamaması bu tartışmanın önünü kesmeyi amaçlıyor…
Kazım Kurt da açıkça söylüyor:
“Kimseye ne yapacağını söyleyemem.”
Bu cümle önemli…
Çünkü parti içi demokrasinin gerçek ölçüsü, başkanın kimi desteklediği değil; üyenin özgürce kimi seçebileceğidir...
Kurt’un iki adayın da değerli olduğunu söylemesi ve kendisinin ancak öneride bulunabileceğini ifade etmesi de bu açıdan oldukça dikkat çekici…
27 Eylül önemli bir sınav
Şimdi gözler 27 Eylül’e çevrilecek…
Yaklaşık 3 bin 590 üye sandığa gidecek...
Ve herkes şu sorunun cevabını görmek isteyecek:
Yeni Parti gerçekten siyasetin eski alışkanlıklarını geride bırakabilecek mi?
Çünkü yeni bir parti kurmak kolaydır…
Yeni bir tabela asmak da kolaydır...
Zor olan, kökleşmiş eski siyaset anlayışını değiştirmektir…
Eğer gerçekten “üyenin iradesi” isteniyorsa, o iradeye müdahale edilmemeli…
Eğer “belediye başkanı baskısı olmayacak” deniyorsa, bunun uygulamadaki karşılığı açıkça görülmeli…
Söz artık sandıkta
Yeni Parti’nin en büyük iddiası “yeni siyaset” ise bunun ilk göstergesi de parti içindeki seçimler olacaktır…
27 Eylül’de sandık kurulacak…
Başkanların, yöneticilerin, etkili isimlerin değil; üyelerin iradesi konuşacak.
Şimdi herkesin gözü sandıkta…
Çünkü yeni siyasetin gerçek göstergesi söylemlerde değil, sandık başında verilecek…
Ve o gün şu sorunun cevabı ortaya çıkacak:
Yeni Parti’de gerçekten başkan mı kazanacak yoksa üye mi?
* * * *