Eskişehir sanayisi, üretim gücü, ihracat kapasitesi ve yetişmiş insan kaynağıyla kent ekonomisinin en önemli taşıyıcılarından biri. Ancak sanayinin bugün geldiği noktada yalnızca daha fazla üretmek yetmiyor. Üretirken dünyadaki dönüşümü de yakalamak gerekiyor.
Özellikle yeşil dönüşüm artık sanayiciler açısından tercih olmaktan çıkıp bir zorunluluk haline geliyor. Avrupa Yeşil Mutabakatı ve sınırda karbon düzenlemeleri, ihracat yapan firmalarımızın üretim süreçlerini yeniden gözden geçirmesini gerektiriyor. Enerji verimliliği, karbon emisyonlarının azaltılması, yenilenebilir enerji kullanımı ve çevre dostu üretim teknolojileri artık rekabetin önemli unsurları arasında.
Burada ise karşımıza çok kritik bir başlık çıkıyor: Finansman.
Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli’nin de dikkat çektiği gibi, sanayicinin yatırım yapabilmesi, kapasitesini artırabilmesi ve üretimde teknolojik dönüşümü gerçekleştirebilmesi için finansmana erişimin kolaylaştırılması gerekiyor.
Çünkü yeşil dönüşümün niyetle yapılabilecek bir iş olmadığını hepimiz biliyoruz. Fabrikanın enerji altyapısını yenilemek, güneş enerjisi yatırımı yapmak, daha verimli makineler kullanmak, karbon emisyonunu azaltacak sistemler kurmak ve üretim teknolojilerini değiştirmek ciddi bir maliyet gerektiriyor.
Sanayicinin önüne “dönüş” demek kolay. Asıl mesele, bu dönüşümü gerçekleştirebilmesi için gerekli finansman imkanlarını sunabilmek.
Bu nedenle bankalar ile sanayi kuruluşları arasındaki iş birliğinin önümüzdeki dönemde çok daha önemli hale geleceğini düşünüyorum. Eskişehir OSB ile Akbank arasında gerçekleştirilen görüşmeyi de bu açıdan değerlendirmek gerekiyor. Sanayicinin ihtiyacının doğrudan finans kuruluşlarına aktarılması ve buna uygun çözümlerin geliştirilmesi, dönüşüm sürecini hızlandırabilir.
Üstelik konu yalnızca çevre meselesi de değil.
Yeşil dönüşüme ayak uyduramayan işletmeler önümüzdeki yıllarda ihracat pazarlarında rekabet etmekte zorlanabilir. Buna karşılık bugün enerji verimliliğine yatırım yapan, yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanan ve üretim süreçlerini sürdürülebilir hale getiren firmalar hem maliyetlerini düşürebilir hem de uluslararası pazarlarda daha güçlü bir konuma gelebilir.
Dolayısıyla yeşil dönüşüm, Eskişehir sanayisi açısından bir yük olarak değil, doğru değerlendirildiğinde önemli bir fırsat olarak görülmeli.
Elbette bunun gerçekleşmesi için sanayicinin de üzerine düşeni yapması gerekiyor. Ancak sanayicinin yatırım yapmasını beklerken finansman maliyetlerini ve erişim şartlarını da göz ardı etmemeliyiz. Özellikle uzun vadeli ve uygun maliyetli finansman modellerinin yaygınlaştırılması, dönüşüm yatırımlarının önünü açacaktır.
Eskişehir’in güçlü bir sanayi altyapısı var. Havacılıktan raylı sistemlere, makineden seramiğe kadar pek çok alanda önemli bir üretim kabiliyetine sahibiz. Şimdi bu üretim gücünü geleceğin şartlarına hazırlamamız gerekiyor.
Bunun yolu ise yalnızca daha fazla üretmekten değil, daha verimli, daha teknolojik ve daha çevreci üretmekten geçiyor.
Kısacası Eskişehir sanayisinin yeşil dönüşüm yolculuğunda finansman, en önemli başlıklardan biri olacak. Sanayici yatırım yapmaya hazırsa, finans kuruluşlarının da bu dönüşümün yanında durması gerekiyor.
Çünkü bugün yapılacak doğru yatırımlar, yalnızca bugünün fabrikalarını değil, Eskişehir sanayisinin gelecekteki rekabet gücünü de belirleyecek.