Bu kez turizmi konuşacağız ama klasik “sezon nasıl geçecek” penceresinden değil. İşin güvenlik, veri ve dijital dönüşüm boyutundan bakacağız.

Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Turizm Rehberliği Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Barış Seyhan’ın geliştirdiği “e-Tourkey Dijital Turizm Eko-sistemi” projesi, aslında Türkiye turizminin geleceğine dair önemli bir eşik. TÜBİTAK’ın Bireysel Genç Girişim Programı’ndan destek alan bu çalışma, turizmde sadece konforu değil güvenliği ve veri entegrasyonunu merkeze koyuyor.

Bugün turizm dediğimiz şey, sadece bir destinasyona gidip fotoğraf çekmek değil. Aynı zamanda bir güvenlik zinciri, bir operasyon yönetimi ve ciddi bir veri akışı demek. Rehber, acente, otel, turist… Her biri ayrı ayrı hareket ettiğinde sistem kırılganlaşıyor. Ama entegre bir yapı kurduğunuzda işler değişiyor.

Barış Seyhan’ın yaklaşımı tam da burada dikkat çekiyor. “Rehberin yerini teknolojiyle doldurmak” gibi bir iddia yok ortada. Tam tersine, rehberin mesleğini daha güvenli ve daha verimli icra etmesini sağlamak gibi akılcı bir hedef var. Bu önemli. Çünkü yapay zekâ çağında en büyük korku, insanın devre dışı kalması. Oysa doğru kurgulanmış dijital dönüşüm, insanı sistemden çıkarmıyor; güçlendiriyor.

Projede ön yüz ve arka plan geliştiricilerinden iş zekâsı uzmanına kadar ciddi bir teknik ekip yer alıyor. Bu da işin “fikir” aşamasında kalmadığını, gerçek bir teknoloji altyapısıyla ilerlediğini gösteriyor. Aralık 2025 itibarıyla tamamlanan sistemin hem uygulama hem de internet tabanlı olarak hazır olması, yaz sezonu öncesi sahaya inme hedefinin de ne kadar somut olduğunu ortaya koyuyor.

Bence projenin en kritik ayağı, coğrafi bilgi sistemleri tabanlı acil ve afet modülü. Türkiye bir deprem ülkesi. Aynı zamanda milyonlarca turisti ağırlayan bir destinasyon. Olası bir afet anında rehberin ve turist grubunun konum bilgisinin ilgili birimlere anlık iletilmesi, sadece operasyonel kolaylık değil, doğrudan hayat kurtaran bir detaydır. AFAD’a hızlı bildirim sağlayan bir sistemden söz ediyoruz. Bu küçümsenecek bir başlık değil.

Bir başka dikkat çekici kavram ise “dijital turist”. Türkiye’de rehberli tura katılan bir kişinin, kendi ülkesindeki ailesinin de sisteme dahil olabilmesi… Yani tur deneyimine uzaktan tanıklık eden, güvenlik konusunda bilgi sahibi olan bir aile profili. Bu, turizmi sadece fiziksel bir deneyim olmaktan çıkarıp dijital bir ekosisteme dönüştürüyor. Küreselleşme dediğimiz şey tam da bu.

Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği’nin sıkça vurguladığı “güvenli turizm” anlayışına da doğrudan katkı sunan bir modelden söz ediyoruz. Güvenli turizm artık bir slogan değil, rekabet avantajı. Özellikle Avrupa pazarında güvenlik algısı, destinasyon tercihinde belirleyici. Eğer siz operasyonel süreçleri dijital olarak izleyebiliyor, kriz anında hızlı reaksiyon alabiliyorsanız, bir adım öne geçiyorsunuz.

Seyhan’ın projeyi “elektronik tur anahtarı” olarak tanımlaması da boşuna değil. Otel, acente, rehber ve turist aynı sistem içinde. Herkes aynı veri akışının parçası. Turistin Türkiye’ye adım attığı andan ülkeden ayrıldığı ana kadar geçen sürecin dijital olarak yönetilmesi hedefleniyor. Bu, sadece güvenlik değil; verimlilik, planlama ve kalite kontrol demek.

Eskişehir’den çıkan bu tür projeleri önemsiyorum. Çünkü üniversite ile sektör arasındaki bağın güçlendiğini gösteriyor. Akademik bilgi, sahadaki ihtiyaçla birleştiğinde ortaya gerçek katma değer çıkıyor. Turizm gibi kırılgan ama bir o kadar da stratejik bir sektörde, veri temelli ve yapay zekâ destekli çözümler artık lüks değil zorunluluk.

Önümüzdeki yıllarda turizm rekabeti sadece fiyatla ya da doğal güzelliklerle yapılmayacak. Güvenlik altyapısı, dijital entegrasyon ve kriz yönetimi kapasitesi belirleyici olacak. “e-Tourkey” bu anlamda bir prototip değil, bir vizyon denemesi.

Eğer doğru uygulanır ve yaygınlaştırılırsa, Türkiye’nin turizm markasına ciddi katkı sunabilir. Rehberi güçlendiren, turisti koruyan, aileyi sürece dahil eden ve devleti anlık veriyle buluşturan bir sistem… İşte dijital dönüşüm dediğimiz şey tam olarak bu.