Eskişehir’in zamanı durduran köşesidir Odunpazarı. Kurşunlu Cami Sokak’ta yürürken adımlarınız taş kaldırımlarda yankılanır; kafanızı kaldırdığınızda ahşap cumbaların birbirine göz kırptığı, ıhlamur ve çay kokusunun ahşap kokusuna karıştığı o sıcak atmosfer karşılar sizi. UNESCO korumasındaki bu sokaklar, kentin sadece turistik vitrini değil, yaşayan ruhudur.
İşte tam da bu yüzden, hafta sonu Paşa Mahallesi’nden yükselen dumanlar hepimizin içini cız ettirdi. Yıllardır yerli ve yabancı binlerce misafirini ağırlayan, o fotoğraflara konu olan iki katlı ahşap kafe, henüz bilinmeyen bir nedenle alevlere teslim oldu. Ahşabın o narin dokusu ateşe çabuk yenik düşse de itfaiyenin hızlı ve yerinde müdahalesi büyük bir felaketi önledi. Biri kahraman bir itfaiyeci olmak üzere dumandan etkilenen beş kişinin varlığı ise olayın hüznünü bir kat daha artırdı.
Bu yangın, Odunpazarı’nın o büyüleyici güzelliğinin ne kadar hassas ve korunmaya muhtaç olduğunu bir kez daha hatırlattı. Ahşabın sıcaklığı ne kadar davetkârsa, zamana ve alevlere karşı direnci de bir o kadar zayıf. Tarihi yaşatmak, sadece kapılarını açıp ticarete dahil etmek değil; o yapılara gözümüz gibi bakmak, teknolojik ve fiziki güvenlik tedbirlerini en üst seviyede tutmaktan geçiyor. Çünkü kentin hafızasını korumak, yalnızca yangın tüpü bulundurmak değil; o kimliğe duymamız gereken ortak saygının bir gereğidir.
Yaralanan vatandaşlarımıza acil şifalar dilerken, yanan yapının en kısa sürede küllerinden sıyrılıp eski zarafetiyle sokaktaki yerini almasını temenni ediyoruz. Unutmayalım ki Odunpazarı’nda yitip giden tek bir ahşap doku bile olsa, Eskişehir’in hikâyesi yarım kalır.