Eskişehir’de zaman zaman öyle projeler hayata geçiyor ki, etkisini yalnızca bugünün gündemiyle değerlendirmemek gerekiyor. Ford Otosan’ın Tohum Otizm Vakfı ve İŞKUR desteğiyle uyguladığı Destekli İstihdam Programı da bana göre bunlardan biri. Çünkü burada mesele yalnızca birkaç kişinin işe alınması değil. Asıl mesele, nöro-çeşitli bireylerin ağır sanayi gibi yüksek disiplin, dikkat, kalite ve güvenlik gerektiren bir üretim ortamında kalıcı ve nitelikli biçimde istihdam edilebileceğinin ortaya konulması. Üstelik bunu sadece söylem olarak değil, sahada uygulayarak gösteriyorlar.
Ford Trucks’ın tek üretim merkezi olan Eskişehir Fabrikası’nda 1 Aralık 2025’te başlayan program kapsamında bugün üç nöro-çeşitli çalışan, bir iş koçunun desteğiyle Kamyon Montaj alanında görev yapıyor. Burada benim dikkatimi çeken nokta ise sayıdan çok sistem. Çünkü klasik anlamda “işe aldık, gerisini çalışan halletsin” anlayışı yok. Önce iş analiz ediliyor, ardından çalışanın özellikleriyle işin gereklilikleri eşleştiriliyor. Ekip hazırlanıyor, iş koçu sürece dahil oluyor ve bütün bunların ardından çalışan düzenli olarak takip ediliyor. Yani istihdam yalnızca işe giriş anından ibaret görülmüyor.
Bence projenin en değerli tarafı da tam olarak burada. Çünkü bir insanı işe almak elbette önemli. Ama o insanın işini sürdürebilmesini sağlamak, kendisini üretimin bir parçası olarak hissedebilmesini mümkün kılmak ve yetkinliklerini geliştirmesine fırsat vermek çok daha önemli. Eskişehir’deki sonuçlar da bunun mümkün olduğunu gösteriyor. Programın başlangıcında bir ya da iki proseste görev alan çalışanların, altı ay içerisinde altı ve üzeri proseste yetkinlik kazanması, doğru eşleştirme ve doğru desteğin neleri değiştirebildiğini açıkça ortaya koyuyor.
İşte bu nedenle bu projeye yalnızca bir sosyal sorumluluk çalışması olarak bakmamak gerekiyor. Bence burada sanayinin geleceğine ilişkin önemli bir mesaj var. Doğru ortam hazırlanırsa, doğru görev belirlenirse ve gerekli destek sağlanırsa farklılıklar üretimin önünde bir engel olmak zorunda değil. Hatta tam tersine, çalışma hayatının daha kapsayıcı hale gelmesi hem çalışan hem de işveren açısından önemli bir kazanıma dönüşebilir.
Üstelik bunun ağır ticari araç üretimi gibi son derece disiplinli bir alanda uygulanıyor olması ayrıca değerli. Çünkü sanayide kapsayıcılık konuşulurken çoğu zaman teoride kalan ifadeler duyuyoruz. Burada ise işin sahadaki karşılığını görüyoruz. Görev analizi var, pozisyon eşleştirmesi var, iş koçluğu var, ekip hazırlığı var, düzenli takip var. Ve bütün bunların sonucunda gelişen çalışanlar var. Bence Türkiye’nin özellikle sanayi sektöründe ihtiyacı olan yaklaşım da tam olarak bu. Kapsayıcılığı yalnızca bir hedef olarak belirlemek değil, bunun nasıl yapılacağını ortaya koymak.
Ford Otosan ve Tohum Otizm Vakfı iş birliğiyle Eskişehir’de uygulanan modelin başka işletmelere de örnek olabilecek tarafı burada ortaya çıkıyor. Çünkü bu model ölçeklenebilir. Her işletmenin kendi çalışma alanına, kendi üretim süreçlerine ve kendi ekip yapısına göre uyarlanabilir. Bunun için öncelikle bakış açısını değiştirmek gerekiyor. “Bu çalışan yapabilir mi?” sorusundan önce “Bu iş nasıl daha doğru şekilde tasarlanabilir?” sorusunu sormak gerekiyor. Belki de asıl dönüşüm burada başlayacak.
Eskişehir açısından baktığımda ise böyle bir projenin kentte uygulanıyor olmasını ayrıca önemsiyorum. Çünkü Eskişehir yalnızca üretim yapan bir şehir değil. Aynı zamanda sanayisi, üniversiteleri, nitelikli insan kaynağı ve güçlü kurumlarıyla yeni çalışma modellerinin de konuşulabileceği bir şehir. Şimdi bu projeyle birlikte önümüzde önemli bir örnek var. Bunu büyütmek, daha fazla firmaya anlatmak ve daha fazla insanın çalışma hayatına katılmasını sağlamak gerekiyor.
Çünkü istihdam sadece bir kişinin maaş kazanması değildir. İstihdam aynı zamanda hayata katılmak, üretmek, kendini değerli hissetmek ve toplumun bir parçası olmak demektir. Eskişehir’de uygulanan bu model de bize tam olarak bunu hatırlatıyor. Bazen büyük dönüşümler, büyük laflarla değil, bir fabrikanın üretim bandında atılan küçük ama doğru adımlarla başlıyor. Bence burada atılan adım da bunlardan biri.