Eskişehir denilince akla gelen birçok şey var. Öğrenci kenti olması, kültür ve sanat hayatı, sosyal yaşamı… Ancak bir de bu şehrin insanını insan yapan, zor zamanlarda birbirine destek olmasını sağlayan bir dayanışma kültürü var. Bence Eskişehir’i Eskişehir yapan değerlerin başında da bu geliyor.

Son günlerde belediyelerden gelen haberler, bu dayanışma kültürünün farklı alanlarda yaşatıldığını gösteriyor. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin ihtiyaç sahibi çocuklar için başlattığı “Çocuklar Üşümesin!” kampanyası bunlardan biri. Kış ayları yaklaşırken 6-10 yaş arasındaki çocukların atkı, bere ve eldiven ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla başlatılan kampanya, oldukça anlamlı. Üstelik burada yalnızca bir yardım çalışmasından söz etmiyoruz. Bir çocuğun soğuk kış günlerinde üşümemesi, kendisini yalnız hissetmemesi ve toplumun bir parçası olduğunu görmesi de en az yapılan yardım kadar kıymetli.

Kampanya kapsamında vatandaşlar, 30 Ekim’e kadar kullanılmamış atkı, bere ve eldiven takımlarını bağışlayabilecek. Toplanan ürünlerin kasım ayından itibaren ihtiyaç sahibi çocuklara ulaştırılması planlanıyor. Yani önümüzde çok fazla zaman da yok. Evinde bu kampanyaya katkı sunabilecek imkânı olanların elini taşın altına koyması, belki de bir çocuğun kışını güzelleştirecek.

Diğer taraftan Odunpazarı Belediyesi’nin yaptığı çalışma da dayanışmanın yalnızca bağış toplamakla sınırlı olmadığını gösteriyor. Belediyenin Kalkanlı Çiftçi Eğitim ve Yeni Çeşit Deneme Merkezi’nde yürütülen tarımsal çalışmalar sonucunda elde edilen ürünlerden üretilen 1 ton 600 kilogram un, ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırılmak üzere Halk Market’e bağışlandı. 25’er kilogramlık 63 çuvaldan oluşan unlar, belediyenin kendi üretiminden elde edildi.

Burada dikkatimi çeken nokta, üretimin doğrudan toplumsal faydaya dönüştürülmesi. Belediye arazisinde yapılan çalışmalarla elde edilen ürünler, ihtiyaç sahibi ailelerin sofrasına katkı sağlayacak. Yani üretim yalnızca bir tarımsal faaliyet olarak kalmıyor, toplumun ihtiyaçlarına cevap veren bir dayanışma örneğine dönüşüyor.

Üstelik bu, Eskişehir’de ilk kez karşılaştığımız bir uygulama da değil. Daha önce Beylikova Belediyesi de belediye arazilerinde yetiştirilen buğdaydan elde edilen unu hem belediye personeline hem de ihtiyaç sahibi vatandaşlara dağıtmıştı. Farklı belediyelerin benzer uygulamalarla üretimi ve yardımlaşmayı bir araya getirmesi, üzerinde durulması gereken bir yaklaşım.

Elbette belediyelerin görevi yalnızca sosyal yardım yapmak değil. Şehrin altyapısından üstyapısına, ulaşımından çevre düzenlemesine kadar pek çok sorumlulukları var. Ancak özellikle ekonomik koşulların vatandaşların hayatını zorlaştırdığı bir dönemde sosyal belediyeciliğin önemi daha da artıyor. İhtiyaç sahibi ailelerin temel gereksinimlerine destek olmak, çocukların kışlık ihtiyaçlarını karşılamak ve üretimden elde edilen imkânları toplum yararına kullanmak, belediyeciliğin insan hayatına doğrudan dokunan yönünü ortaya koyuyor.

Bir başka önemli konu da bu çalışmaların sürekliliği. Bir kampanya başlatmak, bir defaya mahsus yardım yapmak elbette kıymetli. Ancak dayanışmanın kalıcı hâle gelmesi, daha fazla insana ulaşması ve toplumun her kesiminde karşılık bulması çok daha önemli. Belediyelerin öncülük ettiği bu tür çalışmalara vatandaşların da destek vermesiyle iyilik büyüyebilir, yardımlaşma kültürü daha geniş kesimlere yayılabilir.

Eskişehir’in elinde böyle bir birikim var. Yeter ki bu birikimi koruyalım, geliştirelim ve birbirimize destek olmaktan vazgeçmeyelim. Bazen bir atkı, bere ve eldiven bir çocuğun kışını ısıtır; bazen bir çuval un, bir ailenin sofrasına katkı sağlar. Yapılan işlerin büyüklüğünden çok, kimin hayatına nasıl dokunduğu önemlidir.

Dileğim, Eskişehir’de bu tür örneklerin artarak devam etmesi. Belediyelerimizin imkânlarını toplum yararına değerlendirdiği, vatandaşlarımızın da elindekini paylaşmaktan çekinmediği bir şehir olalım. Çünkü dayanışma, yalnızca zor günlerde hatırlanacak bir kavram değil; birlikte yaşamanın, aynı şehirde birbirimize sahip çıkmanın en önemli parçası.

Eskişehir’in adı yalnızca kültürle, sanatla, sanayiyle ya da öğrenci kenti olmasıyla değil, yardımlaşmasıyla da anılsın. Bir çocuğun üşümemesi, bir ailenin sofrasının boş kalmaması için atılan her adım çoğalsın. Dayanışmanın adı Eskişehir olsun.