Geçtiğimiz günlerde 75 annenin Dede Korkut Parkı’ndan çıkarılmasıyla Eskişehir’in gündemine yine bir park meselesi oturdu. Çocuklarıyla birlikte vakit geçirmek, bir araya gelmek ve güzel bir gün geçirmek isteyen annelerin böyle bir olayla karşı karşıya kalması bana göre kabul edilebilir bir durum değil. Üstelik Eskişehir gibi sosyal yaşamıyla, özgürlükçü kimliğiyle ve yaşam kalitesiyle öne çıkan bir kentte bu tür olayları konuşuyor olmak da ayrıca düşündürücü.
Aslında bu, Eskişehir’in ilk kez karşılaştığı bir durum değil. 2022 yılında da kadınların bir parkta yoga yapmasına izin verilmemesi kamuoyunda tartışmalara neden olmuştu. O dönem de kadınların kamusal alanlarda bir araya gelmesi, spor yapması ve kendi etkinliklerini gerçekleştirmesi üzerinden bir tartışma yaşanmıştı. Aradan geçen yıllara rağmen benzer meselelerin yeniden gündeme gelmesi, insanı ister istemez düşündürüyor. Biz gerçekten böyle bir Eskişehir mi istiyoruz?
Bir tarafta kadınların sosyal hayata katılımını artırmaktan, çocukların daha mutlu bir kentte büyümesinden, ailelerin birlikte vakit geçirebileceği alanlar oluşturmaktan söz ediyoruz. Diğer tarafta ise parklarda bir araya gelen kadınların karşılaştığı engelleri konuşuyoruz. Burada ciddi bir çelişki yok mu?
Park dediğimiz yer, kentte yaşayan herkesin ortak kullanım alanıdır. İnsanlar parklara yalnızca yürümek ya da bankta oturmak için gitmez. Kimi spor yapar, kimi kitap okur, kimi çocuklarıyla oyun oynar, kimi de arkadaşlarıyla buluşup sohbet eder. Annelerin çocuklarıyla bir araya gelmesi, kadınların yoga yapması ya da belirli bir etkinlik düzenlemesi de bu yaşamın doğal bir parçasıdır. Elbette kamuya ait alanların kullanımı belirli kurallara bağlı olabilir. Güvenlik, çevre düzeni ve diğer insanların kullanım hakkı gözetilmelidir. Ancak ortada somut bir engel yokken, sırf birileri öyle uygun gördüğü için insanların ortak alanlardan uzaklaştırılmasını anlamak mümkün değil.
Üstelik burada 75 anneden söz ediyoruz. Çocuklarıyla birlikte vakit geçirmek isteyen, bir araya gelerek sosyalleşmeye çalışan insanlardan… Böyle bir buluşmanın kent yaşamına ne zararı olabilir? Aksine, insanların bir araya gelmesi, çocukların yaşıtlarıyla tanışması ve annelerin günlük hayatın yoğunluğu içinde kendilerine sosyal bir alan yaratması desteklenmesi gereken bir durum değil mi?
Bence asıl üzerinde durulması gereken konulardan biri de bazı görevlilerin kendilerine verilen yetkiyi nasıl yorumladığı. Bazen ortada açık bir yasak olup olmadığından bağımsız olarak, birileri kendisini o alanın sahibi gibi görebiliyor. Yetkisini kullanırken sınırları aşabiliyor, kuralları olduğundan daha katı yorumlayabiliyor. Bir başka ifadeyle, kraldan çok kralcı davranabiliyor.
Parklardaki görevlilerin görevi, vatandaşın hayatını zorlaştırmak değil, kamu hizmetinin gereğini yerine getirmektir. Elbette kurallar uygulanacak. Ancak kurallar uygulanırken sağduyu, hakkaniyet ve insan ilişkileri de göz ardı edilmemeli. Hele ki konu anneler ve çocuklarsa, bir etkinliğin neden sorun olarak görüldüğünün çok iyi açıklanması gerekir. İnsanların kendilerini yaşadıkları kentte yabancı hissetmelerine neden olacak uygulamalardan kaçınılmalıdır.
Eskişehir’in gündemine annelerin parktan çıkarılmasıyla değil, anneler ve çocuklar için yeni sosyal alanlar oluşturulmasıyla gelmesi gerekir. Kadınların yoga yapmasının engellenmesiyle değil, daha fazla kadının spor yapabileceği imkânların artırılmasıyla anılması gerekir. Çünkü çağımızda kentlerin gelişmişliği yalnızca yollarıyla, binalarıyla ya da ekonomik göstergeleriyle ölçülmüyor. İnsanların kendilerini ne kadar rahat hissettiği, kamusal alanları ne ölçüde kullanabildiği ve farklı yaşam biçimlerine ne kadar saygı gösterildiği de bir kentin niteliğini belirliyor.
Eskişehir’in bu konularda geriye gitmesini değil, örnek gösterilen kentlerden biri olmayı sürdürmesini istiyoruz. Bunun için de herkesin biraz daha sağduyulu davranması, yetkisini kullananların kendilerini alanın sahibi olarak görmemesi gerekiyor. Parklar kimsenin özel mülkü değil. O parklar bu kentte yaşayan herkesin.
Annelerin çocuklarıyla birlikte bir araya gelmesi de yasaklanması gereken bir durum değil, desteklenmesi gereken bir güzellik. Umarım bundan sonra Eskişehir’i bu tür tartışmalarla değil, insanları bir araya getiren, kadınların ve çocukların hayatını kolaylaştıran güzel örneklerle konuşuruz.