Yarım bırakılmış heveslerin, bazen de açıkça tezgâhlanmış ihanetlerin hesabının görüleceği güne kadar sabırla bekleyen necip bir milletiz biz, tıpkı devletimiz gibi.

​Bugünlerde kamuoyuna yansıyan bir haber, göğsümüzü kabartırken bir yandan da geçmişin tozlu sayfalarındaki o derin sızıyı yeniden hatırlattı hepimize. Öfkemiz hâlâ taze. Hafızamız da umudumuz da her daim diri.

​Türkiye’nin gururu ASELSAN ile Türk Telekom el ele verdi; Malatya merkezli yerli ve milli akıllı telefon hamlesi için geri sayımı başlattı. Cihazın adı, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a sunulacak beş seçenek arasından bizzat belirlenecek. 2027’nin ilk yarısında vitrine çıkması hedeflenen bu stratejik cihaz; Türkiye’nin “Siber Vatan” ve iletişim bağımsızlığındaki yeni kalesi, umudu, motivasyonu aynı zamanda.

​Peki, biz bu noktaya nereden geldik?

​Hafızamızı 1997 yılına, yani neredeyse 30 yıl öncesine çevirelim. Türkiye, henüz dünyanın pek çok gelişmiş ülkesi dahi kendi cihazını üretemezken, mühendislerinin inancı, alın teri, özgüvenleriyle bir mucizeye imza atmıştı: ASELSAN 1919. İngiltere’deki teknoloji fuarlarında ödüller alan, titreşim gibi çağının ötesinde yeniliklerle donatılan bu telefon, Türkiye’yi dünyada cep telefonu üretebilen ilk dokuz ülkeden biri yapmıştı. Adı bile Millî Mücadele’nin meşalesine, bağımsızlık ruhuna atıftı: 1919...

​Sonra ne oldu dersiniz?

​Tıpkı göklere kanat açan Vecihi Hürkuş’un, Nuri Demirağ’ın hayallerine, inancına, alın terine, uçaklarına; kısa zamanda neler yapılabileceğini ispat eden mühendislerimizin ürettiği Devrim Otomobili’ne ne yapıldıysa o dönemin küresel taşeronları, hainleri yine sahneye çıktı. Ve üzerlerine düşen hainlik görevini ustaca yerine getirdiler.

​Dağıtım tekeli kimin elindeydi? O dönem KVK’nın ortakları arasında yer alan ve küresel sermayenin Türkiye’deki uzantısı olarak faaliyet gösteren Osman Kavala ve şürekâsının...

​Milli mühendisliğin gururu ASELSAN 1919 bayilere gönderilmedi, depolarda çürütüldü, stoklara kilitlendi. "Satılmıyor, tercih edilmiyor" denildi. Kendi öz evladımızın emeği yerine, Nokia gibi ithal devler vitrinlere dizildi. Övüldü, önerildi, kampanyalarla desteklendi. Bir milletin teknoloji üretme rüyası, yerli işbirlikçiler ve distribütör oyunlarıyla sinsice boğuldu.

​Nitekim bugün dönüp baktığımızda tablonun büyüklüğü daha net anlaşılıyor. O gün yerli telefonun önünü kesip memleketi yüz milyarlarca dolarlık ithalat kıskacına mahkûm eden zihniyetle; Gezi kalkışmasında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni devirmeye teşebbüs eden, devletin sinir uçlarına saldıran ve bugün cezaevinde hükümlü olarak cezasını çeken Osman Kavala zihniyeti aynı zihniyettir. Dün ekonomik ve teknolojik bağımsızlığımızı sabote edenler, gün geldi karşımıza sivil darbe kalkışmalarıyla sahneye çıktılar. Ama tarih, ihaneti affetmediği gibi millete adanmış azmi de yarı yolda bırakmaz.

​Bugün Türkiye, 90’ların zayıf, IMF kapılarında bekleyen, sermaye baronlarının oyuncağı olmuş o devleti değil artık. Bugün semalarında TÜRKSAT uydularıyla kendi haberleşme altyapısını kuran, İHA’ları, SİHA’ları ve hava savunma sistemleriyle dostuna güven, düşmanına korku salan güçlü bir Türkiye var.

​Telekomünikasyon, çağımızın en kritik jeopolitik ve güvenlik savaşıdır. İsrail’in Lübnan’da çağrı cihazları ve telsizler üzerinden gerçekleştirdiği siber terör eylemleri göstermiştir ki; yazılımı, çipi ve donanımı sana ait olmayan hiçbir cihazda egemenliğin tam değildir. İşte ASELSAN ve Türk Telekom ortaklığıyla atılan bu adım, tam bağımsız Türkiye idealinin olmazsa olmazıdır.

​1997’de yarım bıraktırılan o hesap, Malatya’daki üretim bantlarında yeniden açılıyor. ASELSAN 1919’u depolarda çürütenlere inat; yerli bataryası, yerli kamerası ve adım adım hayata geçecek yerli çip ve işletim sistemiyle Türk mühendisi küresel arenaya mührünü vurmaya hazırlanıyor.

​Osman Kavalalar ve onların dışarıdaki akıl hocaları dün kaybetmişti; Türkiye ise dijital istiklalini inşa ederek yarınları kazanmaya devam ediyor.

​Yolumuz açık, milli üretimimiz daim olsun.

​ASELSAN iyi ki varsın. Sana ve HAVELSAN’a, ROKETSAN’a, asil mühendislerinize bin selam olsun…

​Allah Türk’ü korusun ve yüceltsin.