Önder Çelebican Hoca ismiyle müsemma kişi… Görgü, kültür, nezaket kurallarında önder şahsiyet... Herkesle barışık, hoşgörülü insan… 1954’de Eskişehir’in Seyitgazi ilçesine bağlı Yenikent köyünde doğmuş. İlkokulu doğduğu köyde okumuş. 1966’da Eskişehir İmam Hatip Okuluna girmiş. Lise 1’inci sınıfında babasını hakka uğurlamış. Yaz ayları köyün ağalarında ücretle çalışarak okumuş. Önder Hoca: “Seyitgazi Merkez Kur’an Kursu’na Kur’an Kursu Öğreticisi olarak atanmış. 01 Ağustos 1974 Günü 1.160,00 TL aldığım ilk maaşımı azımsadım. Bir aylık hizmet karşılığı bu kadarcık para için mi okuduk. Köyümde bir ay harmancı olarak ağaya 1.500,00 TL’ye çalışıyorum. Yemek, içmek de ağa ait şartıyla. ” dediğimde dönemin Seyitgazi Müftüsü Hüseyin Özgül: “Oğlum, benim maaşımın kaç lira olduğunu al şu bordroda gör!” dedi.

Müftünün maaşı 1.200,00 TL ve Çarşı Cami İmamı H. Hüseyin Güneş’in maaşı 540,00 TL idi. Müftü: “Evet, maaş az ama bereketlidir.” diye bana teselli verdi. Kazancın bereketi çalışanın dürüstlüğü, çalışkanlığı, liyakati müstahakkındadır. Benim de 42 Yıllık memuriyet hizmetinin çoğu idarecilikle geçti. Maaşımın bereketini buldum, hayrını gördüm. Devletime müteşekkirim. Allah’a da şükrediyorum. Meşru ve hilesiz yapılan her iş şereflidir, kutsaldır. Kazancı da helaldir, bereketlidir. Şerefle yapılan her iş vatana, millete hizmettir. Çalışma hayatım boyu maaşından yakınanlara işleriyle alakalarını yeniden gözden geçirmelerini söylerdim. Kazancının bereketini, hayrını görmek isteyen işine hile katmasın. İşini sahiplenip işinin liyakatine layık olsun ki, kazancı bereket bulsun. İş hayatımda özel sektörde de, devlette de çalıştım. Hakkım yenmedi. İşime olan bağlılığım ve duyarlılığımdan ötürü hep takdir aldım. Özel sektörde çalışırken patronlarım memnuniyetlerinden dolayı antlaşmamız üzerinde ücret ödediler.

Önder Hoca 1974 Yılında Eskişehir İmam Hatip Okulu lise kısmından mezun olmuş. Aynı yıl Diy. İşl. Başkalığının Ankara’da açtığı Kur’an Kursu Öğreticisi sınavını kazanmış. 07-08 Temmuz tarihleri olarak ilan edilen sınava kısıtlı imkânla katılmış. Önder Hoca: Sınav başkanı ilk gün öğleye doğru sınav salonunu sinirli şekilde terk etti. Akabinde görevliler o gün sınava devam olunmayacağını söylediler. Kalacak yerim ve fazla param olmadığı için o gün sınava girmek benim için önemli idi. Eskişehir’in Eski Müftülerinden Ahmet Baltacı’nın o günlerde Başbakan Yardımcısı olan Güven Partisi Turhan Fevzioğlu’nun danışmanı olduğunu duymuştum. Gidip ona durumu arz ettim. Akıl yiğidin sermayesidir. Gemisini kurtaran kaptandır. derler ya! İşte, o minvalde. Yazdığı notu zarfa koydu. Zarfı kapatıp mühürleyip bana verdi. Olgunlaştırma Daire Başkanına götür, kendisine ver. Dikkate almaz ise bana tekrar gel.” dedi. Herkesin babası gibi babası da sağ olsaydı onun cebine yeterli parayı bulur, buluşturur koyardı.

Diyanet İşleri Başkanlığına geldiğimde kapıdaki görevli bana azar çekti. Bu zarf Başkan Bey’e gönderildi. Görevli zarfı verip geri döndü. Az sonra da sınav başladı. Sınav olup köyüme döndüm. Bir üre sonra köyüme gelen mektupla Seyitgazi’ye Kur’an Kursu Öğreticisi olarak tayinim bildirildi. Şeref duyduğum mesleğimden 30 yıl sonra emekli oldum. Emekli olduğumda Seyitgazi’nin Bardakçı köyüne Mevlid merasimine davet edildim. Orada, bir hoca efendinin bana tekrar tekrar sarılmasındaki sırrı sordum. Dedi: “Hocam, sizin göreve yeni başladığınızda fakir öğrencilere destek amaçlı 5 veya 10 lira verdiğiniz burslarla biz beş-on fakir öğrenci okuduk, minnettarız.” demesi beni çok mutlu etti.” diyen Önder Hoca sözünün devamında: “Hayatımın en önemli işlevi Kur’an’ı öğrenmek ve öğretmek oldu.

Öğrencilerimden halen çalışanlar olduğu gibi emekli olanlarda var. Her biriyle gurur duyuyorum. Onlara bir eğitici, öğretici olarak harcadığım zamanlar, verdiğim emekler helal-i hoş olsun. Şu fani dünyadaki en etkili eserlerim yetiştirdiğim öğrencilerim. Hayatın en zor işi insan idare etmektir. En müşkül mesleği de insanı eğitmek ve öğretmek... Öğretmene saygı, öğrenciye sevgi olan toplumları bölüp parçalamaya fitne ve fesat grupların güçleri yetmez, yetmeyecekte.” derimi!

Ömrünüz uzun, kazancınız bereketli olsun! Hoşça kalın! Dostça kalın!