Fısıltı gazetesi yoluyla da olsa sağlık alanında çalışan bürokratların ortak görüşü şu: Tıp fakültesi hastaneleri sistemli bir biçimde zayıflatılmaya çalışılıyor. Söz konusu görüşün doğruluk payı olduğunu yaşadıklarımızdan ve duyduklarımızdan görüyoruz; zira tıp fakültesi hastaneleri borç batağında, ilaç, malzeme ve cihaz alacak parayı bulamıyorlar, özellikle belli alanlarda doktor eksiği var, vesaire… Özellikle Şehir Hastanelerinin açılmasıyla beraber tıp fakültesi hastanelerinin güçten düşme süreci bir hayli hızlandı. Bunun önemli gerekçeleri var, ancak uzatmamak adına şimdilik ‘neyse’ deyip daha sonra detaylandırmak üzere asıl konuya geleyim. 

*

Geçtiğimiz günlerde bir vatandaş ‘Sağlı Sollu Haber’e ulaşarak ‘bu kadarına da pes’ dedirten bir olay anlattı.

Olayın mağduru direkt kendisi!

*

Vatandaş, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi radyoloji bölümüne 20 Mart tarihinde randevu talep etmiş. Meme ultrasonu çektirecekmiş. 4 Ekim'e, yani 7 ay sonrasına randevu verilmiş. Vatandaş randevuya gittiğinde "doktor yok" denilerek gönderilmiş.

*

Olaya bakar mısınız? Bu içler acısı vaziyetin kabul edilebilir yanı var mı?

İşte, tıp fakültesi hastanelerinin durumu bu. “Giderlerse gitsinler” demenin sonucu bu. İşler yürümüyor, randevular aylar sonrasına veriliyor, doktor yok, ilaç yok, sözde parasız sağlık hizmeti veriliyor, sağlık eğitimi çürük, vatandaş mağdur. İyi ki sağlıkta devrim yaptık!

*

Dahası, eczacılar ayakta, kepenk kapatma tehlikesiyle karşı karşıyalar. Sağlık çalışanları sürekli şiddete maruz kalıyorlar, ayrıca ekonomik çöküntü içerisindeler. Aile hekimliği kurumu can çekişiyor. Sağlık sistemimizin özeti maalesef bu.


Ender Muhammed Gümüş’e duyurulur!

Geçtiğimiz günlerde Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in kırsal kalkınma projelerini masaya yatırmıştım. Söz konusu yazı üzerine bir okurumuz mektup yoluyla önerisini aktarmak üzere ulaştı.

*

Okurumuzun önerisi Eskişehir’le ilgili.

İşte o öneri:

“Eskişehir’in Mahmudiye ilçesinin Ankara yolu üzerindekiDoğanca, Şerefiye, Balçıkhisar, Topkaya ve Fahriye mahalleleri, geniş meraları ve hazır ağılları ile küçükbaş hayvancılığa oldukça uygun olan bir bölgedir. Ancak giderek hayvancılık bitmektedir. Son kalan çiftçiler de hayvancılığı bırakmadan acilen bir çalışmabaşlatılarak bu atıl durum bertaraf edilip küçükbaş hayvancılığı geliştirmeanlayışı kapsamında bu verimli bölge ekonomiye kazandırılamaz mı? Bu konudakurumlararası iş birliği gerekli. Bu konunun sürekli gündeme getirilmesi lazım. Yoksa bu gidişle ne sürülecek tarlamız kalacak ne de hayvan otlatabileceğimiz mera.”

*

Okurumuzun aktardıkları böyle. Altına imza atmamak mümkün değil. Peki, bu öneriye kulak kesilmesi gerekenler kimler? Öncelikle ülkenin tarım politikasını yöneten hükümet. O kadar yüksekten uçmadan hiç olmazsa Eskişehir’de bu işlerle ilgilenenlere söz konusu öneriyi duyurmakta fayda var. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Ender Muhammed Gümüş güzel işler yapıyor, koltuğunda oturmayı tercih etmiyor, sürekli sahada çalışıyor. Samimi bir yaklaşımla bahsi geçen alanların canlandırılması konusunda ekibiyle beraber proje geliştirebilir.