Avrupa’nın sanayi düzeni değişiyor. Aslında uzun zamandır değişiyor ama artık bu değişimin sonuçlarını çok daha net göreceğimiz bir döneme giriyoruz. Eskişehir açısından bakıldığında ise bu değişim, sadece Avrupa’daki gelişmeleri takip etmekten ibaret değil. Çünkü şehrimizin sanayisi Avrupa ile doğrudan bağlantılı ve atılacak her adım, önümüzdeki yıllarda Eskişehir sanayisinin rekabet gücünü de belirleyecek.
Dün Genç MÜSİAD Eskişehir tarafından Eskişehir Sanayi Odası’nda gerçekleştirilen “Made in EU Avrupa’nın Yeni Sanayi Düzeninde Eskişehir Nasıl Konumlanacak?” başlıklı programı bu açıdan önemli buluyorum. Çünkü burada sadece Avrupa’nın yeni sanayi düzeni konuşulmadı. İhracattan finansmana, otomotivden yeşil ve dijital dönüşüme kadar Eskişehir sanayicisinin önümüzdeki dönemde karşı karşıya kalacağı pek çok konu masaya yatırıldı.
Bence toplantının en önemli taraflarından biri de şu: Avrupa artık sadece “Ne kadar ucuza üretiyorsun?” diye bakmayacak. Ürünün nerede üretildiği kadar nasıl üretildiği, hangi enerji kullanıldığı, ne kadar karbon salındığı ve üretim sürecinin ne kadar sürdürülebilir olduğu da önemli hale geliyor. Yani rekabetin kuralları değişiyor.
Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş’ın toplantıda verdiği rakamlar da bu değişimin ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın etki analizine göre sınırda karbon maliyeti bazı Türk ürünlerinde ciddi bir ek yük oluşturabilecek. Çimentoda yüzde 50’ye, alüminyumda yüzde 18’e, çelikte yüzde 11’e varan ek maliyetlerden söz ediliyor.
Bu rakamlar sanayicinin artık karbon ayak izini görmezden gelemeyeceğini gösteriyor. Çünkü mesele sadece çevre meselesi olmaktan çıkıyor. Doğrudan üretim maliyeti, ihracat ve rekabet meselesine dönüşüyor. Bir ürün Avrupa pazarına girdiğinde karbon maliyeti nedeniyle rakiplerinin gerisinde kalıyorsa, burada yapılması gereken şey dönüşümü ertelemek değil, bugünden hazırlanmaya başlamak.
Üstelik bu konu sadece çelik, alüminyum veya çimento gibi sektörleri ilgilendirmiyor. Eskişehir’in makine, raylı sistemler, havacılık, otomotiv yan sanayii, seramik, cam, madencilik ve beyaz eşya gibi alanlardaki üretimi de bu dönüşümden etkilenecek.
Dolayısıyla “Made in EU” Eskişehir için gerçekten de bir duvar olabilir, Avrupa’nın üretim zincirlerine açılan yeni bir kapı da olabilir. Hangisinin gerçekleşeceğini ise bugünden ne yaptığımız belirleyecek.
Burada Eskişehir’in önemli bir avantajı olduğunu düşünüyorum. Şehrimizde sanayi kültürü var, ihracat tecrübesi var, nitelikli insan kaynağı var. Bunun yanında üniversitelerimiz, meslek kuruluşlarımız ve sanayi kuruluşlarımız arasında son yıllarda giderek güçlenen bir iş birliği de bulunuyor. Şimdi bunların üzerine yeşil ve dijital dönüşümü daha güçlü şekilde koymamız gerekiyor.
Eskişehir Sanayi Odası’nın bu konuda yaptığı çalışmalar da bu nedenle önemli. Sürdürülebilir Yeşil Sanayi Birimi ve Model Fabrika aracılığıyla firmalara karbon ayak izi, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması uyumu, sürdürülebilirlik raporlaması, enerji ve kaynak verimliliği gibi alanlarda rehberlik ediliyor. Bugüne kadar 100’ü aşkın firmaya ulaşılmış olması ve yürütülen çalışmalarda ortalama yüzde 75 verimlilik artışı ile yüzde 35 emisyon azaltımı sağlanması da dönüşümün sadece bir söylem olmadığını gösteriyor.
Bir başka önemli nokta ise bu toplantının Genç MÜSİAD tarafından düzenlenmiş olması. Çünkü sanayinin geleceğini konuşurken gençleri konuşmadan bu meseleyi tamamlamak mümkün değil. Avrupa’nın yeni sanayi düzeninde bugün fabrikaların başında olanlar kadar, yarın o fabrikaları yönetecek gençlerin de nasıl bir dünyaya hazırlandığı önemli.
Genç MÜSİAD Eskişehir Şube Başkanı İsmail Hakkı Satır’ın da ifade ettiği gibi, gençlerin böyle bir programla entelektüel vizyonlarını ortaya koymaları kıymetli. Çünkü artık sanayicilik sadece üretim yapmakla sınırlı değil. Dünyadaki gelişmeleri takip etmek, değişimi önceden görmek ve ona göre yatırım yapmak gerekiyor.
MÜSİAD Şube Başkanı Oğuz Özdemir’in “Avrupa’da bir değişim süreci başladı. Bu değişim sürecini fırsata çevirmemiz gerekiyor” sözleri de aslında meselenin özeti. Ben de aynı noktadayım. Değişimden kaçmak yerine değişimi fırsata çevirmemiz gerekiyor. Avrupa’nın yeni kuralları elbette Eskişehir sanayicisi için yeni maliyetler ve yeni sorumluluklar getirecek. Ancak doğru hazırlık yapılırsa aynı zamanda yeni pazarlar, yeni yatırımlar ve yeni üretim fırsatları da ortaya çıkabilir.
Eskişehir’in burada yapması gereken belli. Sanayiciyi dönüşüme hazırlamak, gençleri bu dönüşümün içerisine daha fazla dahil etmek, üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirmek ve firmaların yeşil ve dijital dönüşüm yatırımlarına erişimini kolaylaştırmak.
Çünkü Avrupa değişiyor. Sanayinin kuralları değişiyor. Bizim de bu değişimi uzaktan izlemek yerine Eskişehir olarak oyunun içerisinde olmamız gerekiyor.
Asıl mesele de tam olarak bu. Avrupa’nın yeni sanayi düzeninde Eskişehir nerede duracak? Bence bu sorunun cevabını önümüzdeki birkaç yıl içerisinde vereceğimiz kararlar belirleyecek.