Avrupa ekonomisinin en önemli yapısal sorunlarından biri enerji kaynaklarında dışa bağımlılık olmaya devam ediyor. Özellikle ham petrol, ulaştırmadan sanayiye, petrokimyadan lojistiğe kadar çok geniş bir alanda ekonominin temel girdilerinden biri. Avrupa Birliği ülkeleri kendi petrol üretimleriyle ihtiyaçlarını karşılayamadıkları için büyük miktarlarda ham petrol ithal ediyor. Ancak burada dikkat çekici bir nokta var: Avrupa’da en fazla petrol ithal eden ülkeler ile petrolü en fazla tüketen ülkeler her zaman aynı olmayabiliyor.
2024 yılı verilerine göre Avrupa Birliği'nde petrol ve petrol ürünlerinin nihai tüketiminde Almanya yüzde 20,1 ile ilk sırada yer aldı. Almanya’yı yüzde 15,3 ile Fransa, yüzde 11,1 ile İtalya ve yüzde 11,1 ile İspanya takip etti. Bu dört ülke birlikte AB'nin toplam nihai petrol tüketiminin yaklaşık yüzde 58’ini oluşturdu.
Ancak ithalat miktarına bakıldığında tablo biraz değişiyor. 2024 yılında Hollanda yaklaşık 138,3 milyon ton petrol ve petrol ürünü ithalatıyla Avrupa’nın en büyük ithalatçısı konumundaydı. Almanya yaklaşık 117,8 milyon tonla ikinci, İspanya 85,8 milyon tonla üçüncü, Fransa 82,4 milyon tonla dördüncü ve İtalya 73,3 milyon tonla beşinci sırada bulunuyordu. Belçika da yaklaşık 56,7 milyon tonluk ithalatıyla önemli bir merkez olarak öne çıktı.
Burada Hollanda’nın özel durumunu özellikle belirtmek gerekiyor. Hollanda’nın yüksek ithalat rakamı yalnızca kendi tüketiminden kaynaklanmıyor. Rotterdam Limanı, Avrupa’nın en büyük enerji ve ticaret merkezlerinden biri. Dolayısıyla Hollanda’ya giren petrolün önemli bir bölümü rafinerilerde işlendikten sonra başka Avrupa ülkelerine gönderiliyor. Nitekim ithal edilen petrol ve petrol ürünlerinin önemli bir kısmı yeniden ihraç ediliyor.
Bu nedenle Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya gibi büyük ekonomiler açısından petrol ithalatı daha doğrudan bir iç tüketim meselesi. Bu ülkelerin ulaştırma sistemleri, sanayi üretimleri ve rafineri kapasiteleri yüksek olduğu için petrol talebi de doğal olarak fazla.
Petrolün kaynağı değişti
Avrupa'nın petrol ithalatında son yıllarda önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Rus petrolüne yönelik yaptırımlar ve Avrupa'nın enerji güvenliği politikaları, petrol tedarik haritasını değiştirdi.
Avrupa Birliği'nin 2025 yılındaki en büyük petrol tedarikçileri ABD, Kazakistan ve Norveç oldu. Bu üç ülkenin her biri AB petrol ithalatında yaklaşık yüzde 12-15 arasında pay aldı.
Eurostat'ın 2024 verileri de benzer bir dönüşümü ortaya koyuyor. AB'nin AB dışından yaptığı petrol ve petrol ürünleri ithalatında ABD yüzde 16 ile ilk sırada bulunurken Norveç yüzde 12, Kazakistan yüzde 9, Suudi Arabistan yüzde 8, İngiltere ve Libya ise yüzde 6'şar paya sahipti.
Bu tablo bize Avrupa'nın Rusya'ya olan bağımlılığını azaltırken başka ülkelere yöneldiğini gösteriyor. Ancak ithalat bağımlılığı ortadan kalkmış değil. Sadece tedarikçilerin dağılımı değişmiş durumda.
Petrol fiyatı Avrupa ekonomisi için kritik
Petrol ithalatının yüksek olması, Avrupa ekonomisini küresel petrol fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı hassas hale getiriyor. Brent petrol fiyatlarının yükselmesi, Avrupa'nın ithalat faturasını artırıyor. Bunun ilk etkisi akaryakıt fiyatlarında görülürken, ikinci aşamada taşımacılık ve lojistik maliyetleri yükseliyor.
Üçüncü aşamada ise bu maliyet artışı gıda, sanayi ürünleri ve hizmet fiyatlarına yansıyor. Dolayısıyla petrol fiyatındaki yükseliş yalnızca otomobil kullanan vatandaşın cebini ilgilendiren bir konu değil. Fırından markete, fabrikadan kargo şirketine kadar ekonominin tamamını etkileyebiliyor.
Bu durum Avrupa Merkez Bankası açısından da önemli. Enerji fiyatlarındaki yükseliş enflasyon üzerindeki baskıyı artırırken, merkez bankalarının faiz politikasını belirlemesini zorlaştırıyor.
Türkiye açısından ne ifade ediyor?
Avrupa'nın petrol ithalatındaki gelişmeler Türkiye açısından da yakından takip edilmeli. Türkiye, Avrupa ile yoğun ticari ilişkileri bulunan ve enerji ithalatı yüksek bir ülke. Avrupa'da enerji maliyetlerinin yükselmesi, Türk ihracatçılarının en önemli pazarlarından biri olan Avrupa'daki üretim maliyetlerini ve tüketici talebini etkileyebilir.
Öte yandan petrol fiyatlarının yükselmesi Türkiye'nin enerji ithalat faturasını da artırabilir. Bu durum cari açık, döviz talebi ve enflasyon açısından ilave baskı oluşturabilir.
Türkiye için burada en önemli konu enerji çeşitliliğini artırmak ve yerli enerji kaynaklarının ekonomiye katkısını yükseltmek. Doğal gaz, petrol, yenilenebilir enerji ve nükleer enerji yatırımlarının birlikte değerlendirilmesi, dışa bağımlılığın azaltılması açısından önem taşıyor.
Avrupa'nın enerji sınavı devam ediyor
Avrupa Birliği 2025 yılında enerji ürünleri ithalatına 336,7 milyar avro harcadı. Enerji ithalatının miktarı bir önceki yıla göre gerilerken petrol ve petrol ürünlerinde de hem değer hem miktar açısından düşüş yaşandı. Buna rağmen petrol, AB'nin enerji ithalatındaki en büyük ürün grubu olmaya devam ediyor.
Sonuç olarak Avrupa'da petrol ithalatının geleceği yalnızca enerji politikalarıyla değil, ekonomik büyüme, enflasyon, ulaştırma politikaları ve yeşil dönüşümle birlikte şekillenecek.
Avrupa'nın önündeki temel hedef, petrol ithalatını tamamen ortadan kaldırmak değil; petrolün ekonomideki ağırlığını azaltırken enerji arz güvenliğini korumak. Bunun başarılması halinde Avrupa ekonomisi küresel petrol şoklarına karşı daha dayanıklı hale gelebilir.
Ancak geçiş sürecinin kolay olmayacağı açık. Çünkü petrol hâlâ Avrupa ekonomisinin damarlarında dolaşan temel enerji kaynaklarından biri. Bu nedenle petrol ithalatındaki her değişim, sadece enerji piyasalarının değil, Avrupa vatandaşının günlük hayatının ve Türkiye gibi Avrupa ile yoğun ticaret yapan ülkelerin ekonomisinin de yakından takip etmesi gereken bir gelişme olmaya devam edecek.