Eskişehir’i anlatırken artık tek bir kelime yetmiyor. Sanayi kenti, üniversite şehri, kültür kenti… Hepsi doğru ama eksik. Çünkü Eskişehir, bugün itibarıyla Türkiye’nin yüksek teknoloji liginde kalıcı bir oyuncu olduğunu her geçen gün biraz daha güçlü biçimde gösteriyor. Önceki gün atılan bir imza ve 2026’nın ilk günlerinde gelen milyar dolarlık bir ihracat haberiyle, TEI ve TÜRASAŞ neden bu şehrin “göz bebeği” olarak anıldıklarını yine ortaya koydu.

Önce TÜRASAŞ…

Raylı sistemler denildiğinde Eskişehir’in adı zaten yıllardır özel bir yerde duruyor. Ama bu kez mesele sıradan bir üretim değil. Hidrojen yakıtlı lokomotiflerden söz ediyoruz. Yani çevreci, sürdürülebilir, geleceğin ulaşım teknolojilerinden biri olan bir alanda Türkiye’nin merkez üssü olma iddiasından… Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nda İngiltere ile imzalanan iş birliği protokolü, bu açıdan tarihi bir adım. Daha da önemlisi, bu projenin kalbinin Eskişehir’de atacak olması.

Hidrojen yakıtlı lokomotiflerin TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürlüğü’nde üretilecek olması, kentin sanayi vizyonu açısından son derece kritik. Bu sadece bir üretim kararı değil; aynı zamanda “biz bu teknolojiyi öğreniriz, geliştiririz ve sahipleniriz” deme cesareti. Projenin bir Ar-Ge niteliği taşıması ve tüm haklarının TÜRASAŞ’a ait olacak olması da işin başka bir boyutu. Yani Eskişehir, hazır bir teknolojiyi kopyalamıyor; bilgi üretiyor, mühendislik geliştiriyor, know-how biriktiriyor.

Bakan Abdulkadir Uraloğlu’nun vurguladığı gibi bu iş birliği, sadece demiryolu sektörü için değil, çevre dostu ulaşım hedefleri açısından da büyük önem taşıyor. Karbon salımını azaltan, gürültü kirliliğini düşüren, daha konforlu bir ulaşım modeli… Avrupa’nın konuştuğu, dünyanın yatırım yaptığı bir alanda Eskişehir’in adı geçiyor. Üstelik İngiltere’nin prestijli akademik kurumları ve uzman kuruluşları projeye katkı sunacak. Bu da demek oluyor ki Eskişehir, uluslararası bilgi ağlarının tam ortasında konumlanıyor.

Raylı sistemlerde yıllardır biriken tecrübe, şimdi hidrojen teknolojileriyle birleşiyor. Ama asıl mesele şu: Bu şehir, geleceği beklemiyor; geleceği burada inşa ediyor.

Gelelim TEI’ye…

2026 yılının ilk büyük ihracat başarısı. Rakam tam 2,95 milyar dolar. Bir an durup düşünmek lazım. Bu, sıradan bir ihracat haberi değil. Bu, Eskişehir’in yüksek katma değerli motor üretim teknolojilerinde dünyanın sayılı merkezleri arasında yer aldığının somut bir göstergesi. Savunma ve havacılık sanayisinde alınan bu dev sipariş, tesadüf değil; yılların birikimi, disiplinli çalışmanın ve mühendisliğe verilen değerin sonucu.

TEI’nin kazandığı bu sipariş, küresel sivil ve askeri havacılıkta yaygın kullanılan 22 farklı motor programını kapsıyor. Üretilecek parçalar, verilecek bakım-onarım hizmetleri… Yani Eskişehir’de üretilen bilgi ve emek, dünyanın dört bir yanında gökyüzüne taşınacak. Teslimatlar 2026’da başlıyor ve bu siparişle birlikte TEI’nin toplam sipariş hacmi 8,2 milyar dolara ulaşıyor. Bu rakamlar, bir fabrikanın değil, bir ekosistemin başarısıdır.

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün’ün de altını çizdiği gibi bu tablo, Türkiye’nin teknoloji üreten ve küresel rekabette söz sahibi olan bir yapıya kavuştuğunu gösteriyor. Ama Eskişehir açısından baktığımızda anlamı çok daha derin. Bu şehir, savunma ve havacılık gibi son derece stratejik bir alanda güvenilir bir merkez olarak kabul görüyor. Dünyanın en büyük firmaları, Eskişehir’deki mühendisliğe güveniyor.

Burada küçük ama önemli bir parantez açmak lazım. Bu başarıların arkasında sadece makineler, tesisler ya da yatırımlar yok. İnsan var. Mühendis var, teknisyen var, iş disiplini var. Eskişehir’in en büyük sermayesi de zaten bu nitelikli insan gücü. Üniversiteleriyle, sanayisiyle, Ar-Ge kültürüyle bu şehir, uzun zamandır geleceğin altyapısını sessiz sedasız kuruyordu. Bugün gördüğümüz tablo, o emeğin görünür hale gelmiş hali.

TÜRASAŞ ve TEI…

Biri raylı sistemlerde, diğeri havacılık motorlarında… İkisi de yüksek teknoloji, ikisi de ihracat, ikisi de Eskişehir. İşte bu yüzden “göz bebekleri” diyorum. Çünkü bu kurumlar sadece kendi alanlarında başarılı değil; kentin vizyonunu da temsil ediyorlar. Eskişehir, artık sadece üreten değil, teknoloji geliştiren; sadece takip eden değil, yön veren bir şehir.

Bu başarıların kıymetini bilmek gerekiyor. Günü kurtaran değil, yarını inşa eden yatırımlar bunlar. Yeşil ulaşım, sürdürülebilirlik, yüksek katma değer, küresel rekabet… Hepsi büyük laflar gibi durabilir ama Eskişehir’de bunların karşılığı var. Fabrika sahasında, test merkezinde, çizim masasının başında çalışan insanların emeğiyle somutlaşıyor.

Kısacası Eskişehir, sanayide çıtayı her geçen gün biraz daha yukarı taşıyor. Bu şehir için umut verici olan da tam olarak bu. Eskişehir, Türkiye’nin geleceğine bakarken gözünü çevirdiği yerlerden biri olmaya devam ediyor.