Kentin geleceğini şekillendiren yatırımların bazıları büyük törenlerle hafızalara kazınır, bazıları ise sessiz sedasız hayatımıza girer ama etkisi yıllar sonra çok daha net anlaşılır. Dün Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin yaklaşık 100 milyon liralık yatırımla Halkevi Projesi'nin temelini atması elbette günün en önemli gelişmelerinden biriydi. Cumhuriyet tarihinin simge yapılarından birinin yeniden ayağa kaldırılması çok kıymetli. Ancak aynı gün servis edilen bir haber vardı ki, bence hak ettiği ilgiyi göremedi. O haber, OtobEs26 projesiydi.

Aslına bakarsanız yıllardır Eskişehir'in eksiklerinden biri buydu. Biz burada yaşadığımız için birçok noktaya nasıl gidileceğini biliyoruz. Hangi tramvaya binilir, hangi otobüs nereden geçer, hangi müze hangi parkın yanındadır... Bunlar bizim için sıradan bilgiler. Ama Eskişehir'e ilk kez gelen bir turist için durum hiç de öyle değil. Hele ki kendi aracıyla gelmemiş, otogarda inmiş ya da trenle şehre ulaşmışsa, "Şimdi nereden başlayacağım?" sorusu kaçınılmaz oluyor.

İşte OtobEs26 tam da bu sorunun cevabı olmuş. Otogardan binen bir ziyaretçi, tek bir kartla gün boyunca istediği durakta inebiliyor, müzeleri gezebiliyor, Odunpazarı Evleri'ni dolaşabiliyor, Sazova Parkı'nda vakit geçirebiliyor, Kentpark'a uğrayabiliyor, yeniden otobüse binerek turuna devam edebiliyor. Üstelik araç içerisinde gidilen noktalarla ilgili bilgilendirme de yapılıyor. Yani sadece ulaşım değil, aynı zamanda küçük bir şehir rehberliği hizmeti de sunuluyor.

Bence bu fikrin en güzel tarafı da bu. Çünkü turizm artık sadece güzel bir şehir olmaktan ibaret değil. O güzelliklere ulaşmayı kolaylaştırmanız gerekiyor. İnsanların yorulmadan, kaybolmadan, "Acaba şimdi nereye gitsem?" demeden şehri keşfedebilmesi gerekiyor. Dünyanın birçok turizm kentinde yıllardır kullanılan "hop-on hop-off" mantığının Eskişehir'e uyarlanmış hali gibi düşünebiliriz. Belki klasik çift katlı turistik otobüsler değil ama aynı mantıkla çalışan, çok daha ulaşılabilir bir sistem.

180 liralık ücret de düşünüldüğünde aslında oldukça makul görünüyor. Bir gün boyunca sınırsız ulaşım hakkı sunuluyor. Şehre gelen bir ailenin farklı ulaşım araçları arasında kaybolması yerine tek kartla bütün günü planlayabilmesi önemli bir kolaylık.

Bu proje sadece turistleri ilgilendirmiyor aslında. Eskişehir'de yaşayan ama uzun zamandır kentin birçok noktasını gezmeye fırsat bulamayan vatandaşlar için de güzel bir alternatif olabilir. Bazen yaşadığımız şehri, dışarıdan gelenlerden daha az tanıyoruz. OtobEs26, belki de birçok Eskişehirliye kendi kentini yeniden keşfetme fırsatı sunacak.

Turizmde en önemli konu, ziyaretçiyi şehre getirmek kadar şehirde daha uzun süre tutabilmektir. İnsan ne kadar çok gezerse, o kadar çok yemek yer, alışveriş yapar, müze gezer, kafelerde vakit geçirir. Bunun kazananı sadece belediye olmaz; esnaf da kazanır, müzeler de kazanır, şehir ekonomisi de kazanır.

Belki ilk bakışta büyük bir yatırım gibi görünmeyebilir. Halkevi gibi görkemli bir temel atma töreni kadar dikkat çekmeyebilir. Ama bazen bir şehrin turizm vizyonunu değiştiren şey devasa binalar değil, insanların o binalara, müzelere ve parklara kolay ulaşmasını sağlayan akıllı fikirlerdir.

Ben OtobEs26'yı tam da böyle görüyorum. Eskişehir yıllardır "yaşanacak şehir" olarak anılıyor. Artık bunu "rahat gezilecek şehir" unvanıyla da desteklemek gerekiyor. OtobEs26, bu hedefe atılmış küçük gibi görünen ama etkisi büyük olabilecek adımlardan biri. Umarım bu hat ilgi görür, geliştirilir ve zamanla hafta sonlarının ötesine taşınarak daha fazla ziyaretçiye hizmet verir. Çünkü bazen bir şehri sevdirmek için ihtiyacınız olan şey, sadece doğru otobüse binebilmektir.